Amerika''nın yeni başkanının seçilmesine 3 gün kaldı. Temsilciler Meclisi''nin 435 üyesinin yenileneceği ve eksik senatörlüklerin de tamamlanacağı 7 Kasım seçimleri, daha şimdiden ''en kritik'' seçimlerden birisi olmaya aday.
Zira bu seçim, sadece Cumhuriyetçi aday George W. Bush ile Demokrat aday Al Gore arasındaki son ana kadar başabaş giden çok çekişmeli bir yarış değil. Aynı zamanda politikacıların, kazanmak için nasıl her yolu ''mübah'' sayan evrensel bir karakter zaafında olduğunu da gösteren bir yanı var bu seçimin. Ayrıca, Amerika''nın kirli demokrasisinin sorgulandığı bir yarış olarak da, tarihe geçecek 7 Kasım seçimleri.. Salı günü kim kazanacak? Beyaz Saray''a Bush''un ya da Al Gore''un oturması Türkiye için çok farkeder mi? Bunu zaman gösterecek.. Ama salı günkü yarıştan muhtemelen Bush galip çıkacak. Beyaz Saray''ın yeni başkanının Bush, başkan yardımcısının da Cheney olması, büyük bir ihtimal olarak görünüyor. Diğer taraftan Cumhuriyetçilerin 6 sandalye farkı ile korudukları Temsilciler Meclisi''nde çoğunluğun, az farkla da olsa Demokratlar''a geçmesi mümkün. Eğer bu tahminimiz gerçekleşirse, Cumhuriyetçi bir başkan, Demokrat bir Meclis ve Cumhuriyetçi bir Senato ile çalışacak demektir.
Aslında ister Bush seçilsin isterse Al Gore Beyaz Saray''ın yeni sahibi olsun, Türk-Amerikan ilişkilerinin olumlu seyrinde bir değişiklik beklenmiyor. Zira Türk-Amerikan ilişkileri rahmetli Özal''ın büyük vizyonu ve Başkan Clinton''ın da büyük katkılarıyla, çok sağlam stratejik temellere oturmuş durumda..
Uyanık olmalıyız Ancak bu sağlam temelli stratejik müttefiklik, Amerikan demokrasisinin açıklarını çok iyi istismar eden bazı çıkar grupları (lobiler) ile, bu lobileri Türkiye aleyhinde kullanan üçüncü ülkelerin tehditi altında.. Bu potansiyel tehdit, geçmişte de vardı. Bugün de mevcut. Ayrıca Türkiye karşıtları bu kirli çabalarını, gelecekte de sürdürecekler. Özellikle Ermeni lobilerinin, çirkefliklerini artırmaları devam edecek. Önümüzdeki dönemde başağrıtan unsurlar sadece sözde soykırım masalları olmayacak. Ermeni lobileri Türk-Amerikan ilişkilerini dinamitlemek için başta silah ve helikopter alımlarını engellemek olmak üzere, Washington''da soykırım müzesi açmaktan Türkiye''deki insan haklarına kadar birçok konuda bir PR ve medya bombardımanına da girişecekler. Bütün bunlara karşı daima uyanık ve hazırlıklı olmak gerekiyor. Türkiye bu art niyetli lobilerle mücadelede, artık savunmada kalmamalı. Atağa geçmeli. Hem gerçeklerin anlaşılmasında, hem de Türkiye''ye zarar vermek isteyenlerin yaptıklarının yanlarına kâr kalmayacağını göstermede, daha aktif olunmalı. ABD''de önümüzdeki salı günü yapılacak seçimlerin bir diğer boyutu, ''Amerikan demokrasisindeki kirlenmenin'' artık sürekli politik bir gündem oluşturacağı. Amerikan demokrasisi gerçekten çıkar gruplarına ve istismarcılara imkan tanıyan zaaflar ve eksikliklerle dolu..
Böyle olmasaydı, 300 bin Ermeni asıllı seçmen oyu, Türk-Amerikan ilişkileri gibi stratejik önemdeki bir konuyu, iç politika malzemesi haline getirebilir miydi?
Aynı zafiyet, mazlum Filistinliler''e yapılan saldırganlığı da gözlerden gizlemesini beceriyor. Dahası mazlumu cezalandıran, zalimi de ödüllendiren tavırlar bile aldırıyor.
Temiz Demokrasi Planı Zaten bundan dolayı Yeşiller Partisi''nin başkan adayı Ralph Nader bu seçimde büyük ilgi odağı. Zira Ralph Nader''in kampanyası sırasında çok sık vurguladığı ve özellikle artık Cumhuriyetçiler ile Demokratlar''dan bıkmış geniş kesimde büyük rağbet gören sloganı var ve bunun adı da, ''Temiz Demokrasi Planı!'' Bu seçimde yüzde 5''ler civarında oy toplayarak, Federal bütçeden pay alma durumuna gelecek olan Yeşiller Partisi artık, politik areneda daha etkili bir konuma yükselecek. İşte bu Nader''in ''Temiz Demokrasi Planı''ndan bazı bölümler: Amerikan halkının yarıdan fazlası niye seçimlerde oy vermiyor? Çünkü bizim seçtiğimiz insanların oluşturduğu süreç kokuşmuş, çökmüş, kirli ve bozuk bir düzene dönüşmüş. Bunun değiştirilmesi lazım!
-Öncelikle seçim kampanyalarının, çıkar grupları ve güçlü çevreler tarafından finanse edilmesi önlenmeli. Yasallaştırılmış rüşvet mekanizması derhal durdurulmalı. Yeni düzenlemeler yapılmalı. Kampanyalar sadece halktan alınan paralarla finanse edilmeli. -Frekenslar, yayın hakları kamunundur. Halkındır. Bunlar medyaya devredilemez. Biz bu haklarımızı yıllardır medyaya, radyo ve televizyon kuruluşlarına parasız devrettik. Bunları da parası olanlara kullandırıyoruz. Adayların milyonlarca dolarlık reklamları durdurulmalı; politik reklamlar her aday için eşit ve ücretsiz biçimde halka duyurulmalıdır. Ralph Nader''in daha başka ilginç fikirleri ve sloganları da var. Hepsini burada sıralamak mümkün değil. Ama her biri, Amerikan demokrasisindeki zaafları ve kirlenmeyi teşhir ediyor.. Ne diyelim? Temiz Demokrasi Planı, İnşallah bir gün ABD''de de tutar ve yerleşir. Süper gücün bu konuma biran önce gelmesini diliyoruz. Bu durum, bütün dünyayı olumlu etkileyecek.
Zira malum, ABD aksırırsa, bütün dünya nezle oluyor.. Bakalım sık sık nezle olmaktan kurtulabilecek miyiz?

