Kaydet
a- | +A

Amerika''nın Sesi Radyosu''nda (VOA), Başkan Clinton''ın Türkiye''yi ziyaretinin değerlendirildiği bir yorum yayınlandı. Bu yorumda, "Başkan Clinton Türkiye''nin başarısını överken, ''Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi''ndeki taahhütlerini yerine getirmek için daha çok çaba göstermesi ihtiyacını dile getirdi." denildi.

Öte yandan Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, mübarek Berat Kandili''ni bir mesajla kutladı.

Bu iki olay da bende aynı duyguları ve ileriye yönelik umut kıvılcımları uyandırdı. Bahçeli''nin resmi sıfatına rağmen, dini bir gece için kandil tebriği yayınlaması, sıradan bir olay kabul edilmemeli. Gerçi normal, yerinde ve yapılması gerekli bir hareket ama, düşünün Türkiye bunlara bile hasret hale geldi. Sayın Bahçeli''yi bu komplekssiz, yerinde tavrından dolayı kutluyor; bu davranışının laiklikle dindarlığı bir türlü yan yana getiremeyen diğer devletlülerimize de, örnek teşkil etmesini diliyoruz.

BAŞKAN CLINTON''IN VERDİĞİ DERS Başkan Clinton, İstanbul''da Fener Patrikhanesi''ni ziyaret etti. Ecevit''e İslamiyet''i sordu. Osmanlı''yı ve İslamiyet''i geniş olarak incelediğini söyledi. Atina''da şerefine verilen devlet yemeğinde Başpiskopos ile aynı masayı paylaştı. Konuşmasına ''Başpiskopos cenapları'' diyerek başladı. Yunanistan Başbakanı Simitis ve dışişleri bakanı Papandreau AGİT için geldikleri İstanbul''da ayaklarının tozu ile önce Patrikhane''yi ziyaret ettiler. Bartholomeos''un elini öpüp, hayır dualarını aldılar. Başkan Clinton her Ramazan-ı Şerif başlangıcında, bütün İslam âlemi için bir kutlama mesajı yayınlar. ABD''de Kongre''de iftarlar verilir. Bunlara çok sayıda milletvekili ve senatör katılır.

Pentagon bile oruç tutan Müslüman subay ve askerlerine, Ramazan süresince çeşitli kolaylıklar sağlar. Pentagon''da çok üst düzey katılımlı muhteşem iftarı da hatırlarsınız. Ayrıca Başkan Clinton''ın, bütün devlet dairelerinde herkesin dilediği gibi ibadet edebileceğini belirten din genelgesini de biliyorsunuz.

BUSH DİNDARLARI GÖREVE ÇAĞIRDI Cumhuriyetçi Parti''den 2000 Kasım''ında yapılacak seçimlerde başkan aday adayı olan Texas Valisi George W Bush, geçenlerde bir konuşmasında, "ABD''deki ahlaki çöküntü ve bozulmaya karşı, bütün dinleri ve tarikatları mücadeleye" çağırdı. Bush seçilirse ilk işinin, Kilise, Cami ve Havra çevresinde örgütlenmiş gönüllü kişi ve cemaatlara, ''federal destek sağlamak'' olacağını açıkladı. Biliyorsunuz ABD laik bir ülke. Kilise burada kelimenin tam anlamıyla bağımsız. Geliri vergiden muaf. Ayrıca federal ya da mahalli bütçelerden herhangi bir pay alması da sözkonusu değil.

Buna rağmen Vali Bush''un seçilirse, ahlaki çöküntü ile mücadele edecek gönüllü kuruluş, kişi ve dini cemaatlere federal yardım sözü vermesi, ABD''de laiklik uygulamasının dinlere karşı olmadığının bir başka önemli göstergesi. Zaten ABD''de dinin hem günlük hayatta hem de sistem üzerinde ikame edilmez bir ağırlığı var. ABD Kongresi''nin hem Temsilciler Meclisi kanadında hem de Senato''sunda güne, görevli papazların İncil okuması ile başlanıyor.

Mahkemelerde İncil''e el basılarak şahitlik yapılıyor. Dini ibadeti bırakın kısıtlamayı, zorlaştıran bir tek yasa ve yönetmelik bile mevcut değil. Geçen Eylül ayında ABD Kongresi''nde bir de mescit açıldı. Cuma namazı için civardan vatandaşların da Kongre''deki mescide gelebilecekleri ifade edildi.

HIRİSTİYANLAR KOALİSYONU ETKİLİ Seçimler yaklaşıyor ya, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat liderler, parti ileri gelenleri, gün geçmiyor ki ya televizyonlarda, ya da bizzat Kiliseler Birliği''nin düzenlediği çeşitli toplantılarda, Hıristiyan Koalisyonu''nun desteğini kendilerine çekmeye uğraşıyorlar.

Hıristiyan Koalisyonu siyasette de, mahalli idareler ve okul aile birliklerinin yönetimlerinde de çok aktif ve etkili!. Her seçim döneminde, -ki her 2 yılda bir seçim var- binlerce görevlisine yüzmilyonlarca broşür dağıttırarak propaganda yaptırıyor. Kilise''ye yakın adayların kampanyalarına destek veriyor. Kongre geçen yıl bir kanun çıkardı. Buna göre Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir komisyon kuruldu. Büyükelçi Robert Seiple''ın başkanlığını yaptığı bu komisyon her yıl 180 ülkedeki dini özgürlükleri ve ibadet hürriyetlerini inceleyip, ''ülkeler din raporu'' hazırlıyor. Kongre''ye sunuyor. İlki geçen Eylül ayında hazırlanan rapor bundan böyle her yıl Mayıs ayında tekrarlanacak.

Tıpkı insan hakları gibi din ve ibadet özgürlüğü de ABD''nin diğer ülkelerle münasebetlerini düzenlemede artık bir ''kriter'' haline geldi. Amerika''nın Sesi Radyosu''ndaki (VOA) yorumda, "Başkan Clinton Türkiye''nin başarısını överken, ''Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi''ndeki taahhütlerini yerine getirmek için daha çok çaba göstermesi ihtiyacını dile getirdi." denildi. Başkan Clinton''ın Türkiye''yi dostça uyardığı ifade edildi.

Doğru! Türkiye''nin artık daha yumuşak ve kendi insanlarına, dinini yaşamaya çabalayan vatandaşlarına, daha toleranslı yaklaşması lazım. Kimse irticayı istemez. Türkiye''de çoğunluk sade vatandaş, laikliği benimsemiş.

Bunları dikkate almadan kantarın topu kaçarsa, kendimize ve ülkemize çok yazık etmiş olmuyor muyuz?

Umarız Başkan Clinton''dan sonra, -yeniden iftihar etmeye başladığımız ve hatta keşfettiğimiz muhteşem Osmanlı gibi ve hatta ondan fazla- daha hoşgörülü olmaya doğru bir değişim sürecine girmişizdir. Birlik ve beraberlik içinde kenetlenmenin yolu uzlaşmadan, sevgiden, hoşgörüden geçiyor. 21. yüzyıldaki o dillere destan potansiyelimizi ancak bunları kazanırsak kullanabileceğiz.