Başbakan Ecevit ve beraberindekiler, bugün New York üzerinden Türkiye''ye hareket ediyorlar. Ecevit''in bu 6 günlük ABD gezisi, daha çok konuşulacağa benziyor. Hemen belirtmekte yarar var. Ecevit, ABD''de gerçekten büyük bir ilgi uyandırdı. Hem Beyaz Saray''da, hem de konuştuğu düşünce kuruluşlarında, muhataplarına karşı oldukça etkiliydi.
Üstelik yaşından beklenmeyen bir performans sergiledi. Kolay değil! 75 yaşında böylesine maratonvari bir gezi gerçekleştirmek, hakikaten alkışlanacak bir durum.
NE KADAR FARKLI Ecevit''in gezisi, bugüne kadar yapılanlardan ne kadar farklı oldu? Bunu basın toplantısı sırasında, "Sayın Başbakan! Sizin Washington ziyaretinizin, sizden öncekilerden farkı ne?" diye Başbakan''a sordum. Ecevit''in buna cevabı ilginçti. "Başkan Clinton ile, iki güçlü ülke olarak, her şeyi konuştuk!"
Anlaşılan, azınlık hükümeti ve zayıf koalisyonların sıkıntısı, Ecevit''in içine oturmuş. Dolayısı ile şimdi güçlü bir Parlamento desteğine sahip olmanın avantajını, her vesile ile ortaya koymanın zevkini yaşıyor; tadını çıkarıyor.
Ecevit''in, "2 güçlü müttefik ülke olarak konuştuk" demesinin ardında biraz da, görüşmelerin daha ziyade müşahhas beklentiler yerine, ileriye dönük stratejik işbirliği çerçevesinde gerçekleşmesi olabilir. Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman''a da sordum: "Türk kamuoyunda Ecevit''in ABD ziyareti ile ilgili hayli yüksek beklentiler var. Siz ABD tarafı olarak bu geziden ne umuyorsunuz?" İlginçtir, Grossman''ın buna cevabı ile, Dışişleri Bakanı İsmail Cem''in ziyaretin genel değerlendirmesi arasında, tam bir benzerlik vardı. Her ikisi de birbirinden habersiz olarak Ecevit''in gezisini, "Türk-Amerikan ilişkilerindeki gelişmeyi daha da ileriye götürecek, 21. yüzyılın stratejik işbirliği sürecini hızlandıracak normal bir ziyaret" şeklinde görüyorlardı... Pekiyi, ''stratejik işbirliği'' -amiyane tabiri ile- karın doyuracak mı?
Ya da böylesine kavramsal ve ileriye dönük vaat ile prensipler manzumesi, aylardır Türk kamuoyunda yükselen veya yükseltilen beklentileri ne kadar karşılayacak? Bunları şimdiden kestirmek zor! Zamanla öğreneceğiz.
Ama bırakın Türk kamuoyunun yüksek beklentilerinin karşılanamamasını, ABD tarafının daha üç kuruşluk tekstil kotalarında bile sadaka verir havasındaki tutum ve davranışlarını, Türkiye nasıl hazmedecek?.. Zira daha görüşme öncesinde Türk işadamları ile Ecevit''in yaptığı toplantıda, istisnasız herkes, ekonomik beklentileri vurguladı. Bunalan ve daralan Türk ekonomisinin, deprem ile girdiği çok rahatsız edici durgunluğun acilen aşılması gerektiğini, ''en baş ihtiyaç'' olarak ortaya koydu.
Bu açıdan bakıldığında, Ecevit''in gezisi ile ilgili değerlendirmeler hayal kırıklığına yol açabilir. Zira kısa dönemde, müşahhas ekonomik beklentilerin gerçekleşmesi, hayal demeye dilimiz varmıyor ama, ''bir iyi niyet temennisi ve vaat'' seviyesinde kalacağa benziyor. Daha, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile nasıl anlaşacağında bile anlaşamamış bir hükümetin başı olarak Ecevit de, ekonominin bunaltıcı yüklerini sırtında taşıyan sokaktaki sade vatandaş da, acil beklentilerin gerçekleşmesinin bir başka bahara kaldığının, çok iyi farkında. Tabii bu durum önce kızgınlığa, sonra da bir dizi olumsuzluklara yolaçabilir. Zaten bundan dolayı olsa gerek, Ecevit daha Washington''dan ayrılmadan, sağlığı ile ilgili spekülasyonlar ön plana çıktı. Gündem oluşturdu. Yazılıp çizilmeye başlandı. Yakında Sibel Can''ın evlenmesinden daha bilmem nelere kadar bir dizi başka önemli (!) meseleler daha, Türk kamuoyunun gündemine bomba gibi düşmeye başlarsa, kimse için sürpriz olmayacak.
Ecevit''in ziyaretinde dağın neler doğurduğunu, çok yakında hep beraber göreceğiz. Haydi, hayırlısı...

