Kaydet
a- | +A

Başbakan Ecevit''in Washington ziyareti Eylül ayının son haftasına kaldı. Hem Başkan Clinton''ın hem de Ecevit''in yüklü gündemi, Eylül başında gerçekleşmesi öngörülen geziyi, BM Genel Kurulu toplantısından sonraya bıraktı.

Washington, Ecevit''in ziyaretine büyük önem atfediyor. ABD yönetimi, Kıbrıs ve Kuzey Irak konularında Türkiye''ye, daha ciddi ve sonuç getirmeye yönelik telkin ve baskılara hazırlanıyor. Ziyaret bu açıdan çok önemli! Bakalım Türk-Amerikan ilişkileri, Ecevit-Clinton görüşmesinden sonra nasıl bir ivme kazanacak? Doğrusu ABD, büyük bir merakla Ecevit''i bekliyor. Ecevit''in merakla beklenmesi boşuna değil!

Zira Kıbrıs Barış Harekatı, Ecevit''in 1973''teki başbakanlığı döneminde gerçekleşti. 90''lı yılların başındaki ilk Körfez Krizi''nden birkaç sene öncesine kadar Ecevit, Irak ve Saddam konusuna, zaman zaman ABD''yi çok kızdıracak şekilde ''farklı'' yaklaştı.

Ama ne var ki o zamanlar Ecevit, iktidarda değildi. Şimdi ise icranın başında. Ayrıca Saddam''ın bombalanması için İncirlik Üssü''nün kullanılmaya başlaması da, Ecevit''in başbakanlığı dönemine rastladı.

POLİTİKACILARDAKİ İLGİNÇ KRONOLOJİK DEĞİŞMELER Türk-Amerikan ilişkilerinde liderlerin -muhalefette ve iktidarda iken- tavırları ile ilgili çok ilginç ''kronolojik değişmeler'' olabiliyor.

Bunlara ister Türk Devleti''nin politikasındaki ''süreklilik'' ve ''gereklilik'' deyin, isterse iş başa düşünce ''gazel okumadan vazgeçme'' ya da ''davulun tokmağının sesini başka türlü duymak'' kabul edin, değişim bir ''vakıa'' ve ''de facto'' bir durum! Erdal İnönü ve muhalefet lideri Demirel muhalefetteyken Çekiç Güç''e karşı idiler. Ama koalisyon kurduklarında, tutumlarını ''EVET''e çevirdiler.

Hatta siyonizmden Irak''ta güç kullanılmasına kadar ''her şeye'' karşı çıkan ve her konuya ''farklı ve kontra'' yaklaşan Erbakan bile, çiçeği burnunda başbakan iken, Çekiç Güç''ün görev süresini 2 ayda bir değil, toptan uzatılmasına ''evet'' dedi TBMM''de...

İsrail ile Türkiye''nin her konuda sıkı işbirliğini anlaşmalara bağlamaları da, ilginç bir tesadüf olarak Erbakan''ın başbakanlığına rastlamadı mı? Bunları sadece, kronolojik değişmelere birer örnek olsun diye, laf gelişi sıraladık. Zaten Nisan ayındaki NATO Zirvesi için Cumhurbaşkanı Demirel Washington''a geldiğinde, Türk gazeteciler ile yaptığı basın toplantısı sırasında, "politikacıların söylem ve tavırlarının muhalefette ve iktidarda iken, ya da seçim meydanları ile seçim sonrasında farklı olabileceğini, bunun da gayet normal karşılanması gerektiğini, neticede uzlaşma ve koalisyonların böyle gerçekleştiğini" veciz bir şekilde belirtmişti. Dolayısı ile değişime biraz da bu açıdan bakmak ve tabii karşılamak gerekiyor.

DEĞİŞİME ETKİ EDEN DIŞ FAKTÖRLER Neyse Ecevit''in ne kadar değiştiğini ve Türk-Amerikan ilişkilerine nasıl bir ivme kazandıracağını, Ecevit-Clinton görüşmesinden sonra hep birlikte göreceğiz. Ancak değişim için dış şartların da fevkalade önemli birer etken olduğu unutulmamalı. Bunun örnekleri o kadar fazla ki... Mesela Rum-Yunan lobilerinin bütün maharetlerini kusarak hem de şu korkunç sıcaklarda bile melanetlerini ortaya dökmeye başlamaları, Ecevit''ın ziyareti öncesinde kayda değer ilginç bir gelişme değil mi?

Şer lobilerinin Kongre nezdinde hummalı bir faaliyete girişmeleri, herhalde sebepsiz değil. Kıbrıs''tan, Ege Adaları''nın konumuna; Türkiye''ye savunma malzemeleri satışlarının engellenmesinden, örtülü örtüsüz ambargolara ve canımızı acıtacak daha pekçok konuya kadar geniş bir yelpazede durmaksızın çalışmaları, hep ''değişim''e yönelik baskı ve gelişmeler... Öyle ki; Başkan Clinton''ın daha kesinleşmemiş Kasım''daki Türkiye ziyaretini engellemeye; eğer engelleyemez iseler Yunanistan''a da uğratmaya seferber olmuş durumdalar. 2000 Kasım''ında yapılacak Başkanlık ve Temsilciler Meclisi seçimleri ile Senato yenilemeleri için şimdiden korkunç tempolu bir çalışmaya girişmiş bulunuyorlar.

Değişimi zorlayan etkenler sadece şer lobileri ile de sınırlı değil! Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Washington''da zorlu görüşmeler, hemen Ecevit''in ziyaretinin öncesinde başlayacak. Özetle her cepheden taarruz ve baskılar olacak. Bunlara karşı koymak ve değişim ibresini bize de faydalı bir istikamete yöneltmek için tek ses, tek yürek ve çok kararlı olmanın; bunları da açık seçik sergilemenin şimdi tam zamanı!