Kaydet
a- | +A

Amerikan Kongresi''ndeki iğrenç oyunun ikinci raundunu da, kin ve entrikalarının dozunu her geçen gün biraz daha artıran Ermeniler kazandı. Aslında Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi''nde geçtiğimiz salı sabahı Ermeni Tasarısı ile ilgili görüşmeler başladığında, kimse sürpriz beklemiyordu. Nitekim yapılan oylamada tasarının, (11''e karşı 24 oyla) Genel Kurul''a inmesi benimsendi. Eylül başından beri haftalardır, ''Temsilciler Meclisi''ndeki sözde soykırım tasarısının bu defa son derece ciddiye alınması gereken bir durum olduğunu'' yazıyoruz. Ama ne politikacılarımız, ne de yetkililerimiz, bir türlü işin vahametini anlayamadılar. Tasarı eğer geçerse bunun hem Türk-Amerikan ilişkilerine vereceği zararı, hem de ABD''nin milli menfaatlerinin -Orta Doğu''dan Kafkaslar''a, Balkanlar''dan Orta Asya''ya- nasıl darbe yiyeceğini ve bu tasarıdan en büyük zararı da Ermenistan''ın-Koçaryan''ın göreceğini bir türlü Kongre''ye anlatamadılar. TBMM, tatilini bölmeyi ve bir günlük olağanüstü toplanmayı dahi düşünmedi. Ay başında normal açılışında bir kınama kararı almak ve nihayet Washington''a 5 partiyi temsilen bir heyet göndermekle yetindi. Açıkçası, yumurta kapıya gelince zevahiri kurtarmak tepkisi konuldu. Amerikan Kongresi''ndeki bu iğrenç oyunla mücadele, sadece ve sadece Washington Büyükelçiliğimiz''in omuzlarına bırakıldı. Washington Büyükelçiliği ile lobi şirketimiz, zaten tasarının verildiği yılbaşından beri olağanüstü gayret gösteriyorlardı. Nitekim bu çabalar nedeniyle tasarı tam 3 defa engellendi. Eğer Temsilciler Meclisi Başkanı Hastert, Ermeni kilise ve dernekleriyle geçen ay yaptığı pazarlık ve görüşmeler sonrasında olaya bütün gücüyle ''angaje'' olmasaydı, muhtemelen tasarı hâlâ daha altkomitede bekliyordu. Bu yasama yılında çıkması imkansızlaşacak ve ''kadük'' olacaktı. Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Dennis Hastert''ın Ermeniler''e angajesiyle başlayan tehlikeli süreci, Türkiye''dekiler bir türlü anlayamadılar. ABD Ankara''daki taze büyükelçisini bile Kongre''de kulis yapmak üzere Washington''a çağırmışken, Pentagon''u, dışişleri, Beyaz Saray''ı, eski bakanları ve genelkurmay başkanları dahil sağduyulu herkes devreye girmiş, Amerikan yönetimi de tasarıyı engellemek için tam seferber olmuşken, bizim o ürkütücü sessizliğimiz ve harekete geçmedeki kaplumbağa hızımız, insanı deli ediyor. Acı ama gerçek! Bütün bunlar olurken, sanal gündemlerle ve tatil keyfiyle Eylül ayını geçirdik. Hepimize hayırlı olsun!

Hiç değilse şimdi harekete geçilsin Artık daha fazla gecikmeyelim. Ne yapacaksak, yapalım. Lafla değil icraatla, eylem planımızın her safhasını dosta düşmana ve Kongre''ye duyuralım! Ayrıca bu planın bir kısmını, ibreti alem için derhal geçiçi olarak uygulamaya sokalım! Zira Genel Kurul son şans! Öncelikle yapılması gerekenlar bunlar! Türkiye''nin bu konudaki ciddiyet ve kararlılığının kuvvetle vurgulanması ve ayrıca lafta kalmayan bir eylem planı ile icrai tepki koyacağının anlatılması. Her yolu deneyerek bunu Temsilciler Meclisi''ne göstermeliyiz!

Zira kararlılığımız henüz ne Altkomite''de ne de tasarıyı kabul edip Genel Kurul''a gönderen Uluslararası İlişkiler Komitesi''nde maalesef yeterince anlaşılmış değildi. Amerikalı milletvekilleri hâlâ Türkiye''nin bu konudaki duyarlılığını kavrayamadılar! "Türkiye, bizim müttefikimiz. Kızar, üzülür; ama ilişkilerimizi bozacak adımlar atmaz" diyorlardı. Öyleyse, ne yapacaksak yapmaya başlayalım. Bu sebeple, Genel Kurul''da görüşülme öncesinde, tedbirlerden bazılarını şimdiden hemen ''Geçici olarak'' uygulamaya sokalım. Yoksa, durum çok kötü.

Zira tasarının Temsilciler Meclisi''nde gündeme gelmesi ve karar olarak çıkartma çabaları tamamen siyasi ve iç politik mülahazalara dayanıyor. Yani kimsenin tarihe ve tarihi gerçeklere, ya da ''soykırım'' sözcüğünün uluslararası literatürdeki yerine falan baktığı yok! 300 bin Ermeni oyunu almak için hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat milletvekilleri baştan ''angaje olmuş'' durumdalar. Ayrıca tasarıyı hazırlayan Ermeni milletvekilleri, Genel Kurul''dan geçişi kolaylaştırmak için değişiklik yaptılar. Tasarının, Türk dostu Dan Burton''un Hükümet ve Reformlar Komitesi''nde görüşülmesini ve takılmasını önlemek için, geçen hafta tasarıdaki ''ABD''li görevlilere soykırım eğitimi verilmesini öngören'' maddesini, tasarıdan çıkardılar.

Geçen salı yapılan bir başka değişiklikle, "sözde soykırım tanınmakla birlikte, bundan Türkiye Cumhuriyeti değil, Osmanlı sorumludur" sulandırması ile, Genel Kurul''da taraftar bulma şansını artırdılar.

Halbuki bu değişikliğin bize pratik hiçbir faydası yok! TBMM heyeti ile gelen DYP İçel milletvekili Ayfer Yılmaz''a göre Türkiye zaten Lozan Anlaşması ile, Osmanlı''nın mirasının -borç ve yükümlülüklerinin- muhatabı olduğunu kabul ediyor. Dolayısı ile tasarıya eklenen değişiklik sadece bir göz boyama!

Eğer Türkiye Genel Kurul öncesinde tepkisini ve ne kadar ciddi olduğunu gösteremezse, muhtemelen gelecek hafta ABD Kongresi ''soykırımı'', resmen tanımış olacak. Bundan sonrası için Ermeniler''in yapacakları ise artık çocuk oyuncağı.. Gelsin tazminat ve hatta toprak talepleri.. Evet, tedbirleri uygulamanın ve ne kadar ciddi olduğumuzu Kongre''ye göstermenin şimdi tam zamanı!