ABD Kongresi''ndeki yalan ve iftira dolu tasarının akıbeti gelecek hafta belli olacak. Tüzük Komitesi''ndeki tasarının Genel Kurul''da ne zaman ve nasıl görüşüleceği henüz kesinleşmedi. Ayrıca zayıf bir ihtimal ama, tasarının kadük olması, yani sona eren yasama dönemine yetişmemesi ve Genel Kurul gündemine girememesi de mümkün. Bunlara ilaveten özellikle bazı etkili çevrelerde, tasarının çıkmayacağı yönünde bir ''iyimserlik'' ve ''beklenti'' var. Bu yöndeki duyumlar gerçekleşir mi bilinmez ama, tasarının çıkmaması için gizli bir takım görüşmelerin yapıldığı ve formül arandığı biliniyor. Temaslarda, hem bu işe angaje olmuş Temsilciler Meclis Başkanı Hastert ile tasarıyı destekleyen milletvekillerini kurtaracak, hem de Türkiye''yi daha fazla rencide etmeyecek bir arayış içinde olunduğu, çok çeşitli çevrelerde ifade ediliyor. Tasarının kadük ettirilmesi ya da Genel Kurul''a normal yoldan değil hızlandırılarak getirilmek suretiyle, zorunlu olan üçte iki çoğunluk sağlanma şartına takılması hesaplarının yapıldığı falan söyleniyor.
Ancak bunlar önemli değil. Zira Türkiye için Ermeni meselesi, tasarı geçse de geçmese de, daha yeni başlıyor! Bundan dolayı da Türkiye hem Amerikan Kongresi''nde, hem de diğer uluslararası platformlarda, bu iğrenç, haksız ve alçakça sürdürülecek Ermeni yalanlarına karşı, hazır olmalı. Alarmını ve teyakkuzunu hiç eksiltmemeli.
Dahası vakit geçirmeden, daha planlı, orta ve uzun vadeli tedbirlerle bu mücadelede aktif bir konuma geçmeli. Özellikle ABD''deki Osmanlı Diasporası''nı kullanmakta, daha fazla vakit kaybetmemeli. Bu büyük potansiyelle diyaloğa girerek, atağa kalkmalı. Hatırlarsanız iki hafta önce bir yazımda, Washington Büyükelçimiz Baki İlkin''in bir yakınmasına yer vermiştim. O yazıda büyükelçinin, ''Amerika''daki Ermeni asıllıların (diaspora) her aktivitelerini, Kilise''de ve çevresindeki dernekler aracılığı ile organize edildiğini söylediğini'' aktarmıştım.
Doğrudur! Sayın Büyükelçi İlkin, "Bizim kiliselerimiz yok ki.." yakınmasında yerden göğe kadar haklıdır.
Fakat madalyonun bir de öbür yüzü bulunuyor. Evet bizim kiliselerimiz yok ama, ABD''de neredeyse bin kadar cami var! Sayıları 7 milyona yaklaşan Amerikalı Müslümanlar, bilhassa ilk defa bu seçim döneminde ''anahtar'' konuma geldiler. Öyle ki hem Demokratlar, hem de Cumhuriyetçiler, camiler ve İslami dernek ile kuruluşların çevresinde ''fır'' dönüyorlar. Hatta tasarının sahiplerinden Demokrat Michigan milletvekili Bonior, kendini hapishanelerdeki Müslümanların, Filistinliler''in kurtarılmasına adayacak kadar yakın birisi, Amerika''daki Müslüman Arap lobilerine.. Yine tasarının hararetli savunucusu New Jersey milletvekili Smith ise, İslamiyet''e açıktan saldıran radikal bir kilise derneği onur üyesi. Bundan dolayı da Amerika İslam Konseyi''nin kara listesinde. Smith, bu seçimde aleyhine çalışmasınlar diye, Amerikalı Müslümanlara ne diller döküyor. Kendini kurtarmaya çalışıyor.. Demokrat Partili siyahi milletvekili Cynthia McKinney Ermeni tasarısının hararetli destekçilerinden. Ama aynı McKinney Amerikalı siyah müslümanların en önde gelen savunucularından. Dün akşam Amerika İslami İlişkiler Konseyi CAIR''in yemeğinde de şeref konuğu idi. Şimdi, "Yahu bunlar hem Ermeniler''e hem de bugüne kadar bize hiç faydası dokunmamış Araplar''a-müslümanlara satılmışlar" diyerek baştan bunları ''yok'' sayabilir ya da ''düşman'' kabul edebilirsiniz. Ama bu mantıki olmaz. Zira hiç diyaloğumuz bulunmayan ve temas etmekte dahi sakınca bulduğumuz kişi ya da grupları, peşinen dışlamak hiç de doğru değil.
Kaldı ki, bir emekli ve önemli devlet büyüğümüz bize vaktiyle şöyle demişti:
"Amerikalı Müslüman lobiler ve dernekler son yıllarda büyük atılım içindeler. Bilhassa Clinton döneminde çok aktif çalışmalara girdiler. Bunlar bizin diplomatlarımızı ve resmi yetkililerimizi zaman zaman aktivitelerine davet ederler. Ancak bilinen sebeplerle bunlara gidilmez. Diyaloğumuz hiç yok bile denebilir." Gerçekten Türkiye''nin bu tip dernek ve lobilerle resmi bir diyaloğunun olmadığını, hem bu dernek temsilcilerinden, hem de Türk yetkililerden, gayet iyi biliyoruz. Temas etmediğimiz ve diyalogdan bile kaçındığımız insanlardan tabii ki bir fayda gelmez. Halbuki Amerika''daki soydaş sayımızla, 300 bin Ermeni seçmene karşı koyacak durumda değiliz. Dolayısı ile sayıları 7 milyonu geçen Amerikalı müslümanların lobileri ve dernekleri ile diyaloğa girmeliyiz. Osmanlı dönemi sonrası bağımsız olmuş en az 30 ülke kökenli Amerikalı sayısı, 20-30 milyonu geçiyor. Bu insanlarla ortak bir tarihimiz, benzerliklerimiz ve paylaşacak, ya da diyalogda bulunacak birçok ortak paydamız var. Osmanlı Diasporası ve Amerikalı müslümanlar, Türkiye''nin lobisi için muhteşem bakir bir potansiyel oluşturuyor. Dahası Latin Amerikalılar''dan Asyalılar''a, Afrika kökenlilerden Çinliler''e ve Japon asıllılara kadar işbirliği yapılabilecek muazzam bir kitle var. Bunlarla diyalog başlatsak ve işbirliğini geliştirsek, açıkça ifade ediyorum, ''Amerika''da en etkili lobi'' biz oluruz. Bunu yapabilecek durumdayız.
Türkiye bu büyük potansiyeli nasıl değerlendireceğini, vakit geçirmeden planlamalı ve hemen uygulamaya sokmalı, diyoruz.

