Kaydet
a- | +A

Nice bayramlara. Gerçek bir huzur ile, sıhhat ve afiyet içinde.. Değerli okurlarımın bayramlarını tebrik eder; başta mahzun Çeçenler olmak üzere bütün insanlığa barış ve huzur getirmesini dilerim.. İnşallah vahşetin, zulmün, insan hakları ihlallerinin hiç olmadığı hakiki bayramları da görürüz..

Washington Büyükelçimiz Baki İlkin ABD''deki soydaşlarımıza bir bayram tebriği yayınladı. Ayrıca Büyükleçilik İkametgahı''nda buradaki misyonumuz için bir bayramlaşma düzenlendi. Türk-Amerikan İslam Vakfı''nın (TAİF) Mescidi''nde yüzlerce soydaşımız bayram namazında biraraya geldi.

Ve gurbette artık sayısını unuttuğum bir başka bayramı daha işte böyle idrak ediyoruz.

Evet gökyüzü her yerde mavi.. Ama ah, şu gurbet olmasa...

BU NASIL BAYRAM Bayram, insanın sevdikleri ile biraraya gelmesi demek.. Biraraya geliş için herkesin kendine göre zevkle ve iştiyakla hazırlık yapması demek.. Çocukluk yıllarımızda Allah''a çok şükür, coşku ile kutlanan o güzel bayramları; neşe, sevinç ve sevgi dolu o muhteşem biraraya gelmeleri yaşadık..

Ama bizim çocuklarımız bundan mahrumlar.. Böyle bayram kutlamalarına hasretleri de artarak sürüyor.. Ayrıca bayramlaşma konusunda, Amerikalılar''ın bile çok gerisine düştük.. Zira Amerikalılar yılda iki defa, ne yapıp ne edip, ailece biraraya geliyorlar.. Şükran Günü ile Noel tatillerinde 100 milyon Amerikalı yollara dökülüyor. Uçak, tren, otobüs ve otomobiller ile yüzlerce kilometre yapma pahasına aile büyükleri ile buluşuyorlar.. Hatta öyle oluyor ki, sanki hayat duruyor.. İnanın çok koyuyor bu durum bana..

İçimde bir sızı.. Ağzımda, "Ok bir kez çıktı yaydan. Geçtik düğünden, toydan. Şimdi hep meydan meydan, arayacak ''bayram'' ben..." mısraları... Haydi gelin de beni milenyum masalları ile, dünyanın daha iyiye gittiğine ikna edin bakalım...

İster nostalji deyin, ister yakıp kavuran hasret... Ama senede bir elin parmakları kadar bile olmayan bayram günlerine, geri getirebiliyor muyuz o eski coşkuları?.

Küçüklerin, konu komşu dahil büyüklerinin ellerini öpmek için, taban patlatıp yollara döküldükleri o güzel günler nerede kaldılar?. Kabristana gidecek, ölmüşlerine bir fatiha ve yasini şerif ''okuyacak'' -okutacak değil- insanlara ne oldu?..

TELEFON KADAR YAKINLAŞAN UZAKLIKLAR Herkesin altında bir araba var.. Ama büyükler artık bize sadece bir telefon kadar yakın (UZAK) hale geldiler.. Bayramın, bayram olmaktan çıkıp, hızla tatilleştiği yılları yaşamaya başladık... Milenyuma böylesine acaip bir ''değişim'' ile giriyoruz. Telefona sarılıp, "Anneciğim bayramın mübarek olsun" demek midir, Allah aşkına bayram?. Kafadan birkaç gün daha izin ekleyip güneye, kuzeye, doğuya, batıya tatil beldelerine akın etmek; vur patlasın çal oynasın eğlenmek, dinlenmek mi bayram?. Deliye hergün bayram dedikleri, bu olsa gerek.. Böyle bayramları zaten hergün yaşamıyor muyuz? Neden acaba bu kadar hızla uzaklaşıyoruz mazideki bayramlardan?

Nerede bizim artık ''tarih'' olan hakiki bayramlarımız?.. Milenyummuş. Yeni yıla girmişmişiz.. Yok üçbindeymişiz..

Bayram, tatil haline geldikten; eller artık telefonda öpülür olduktan sonra; ben böyle milenyumu ve böyle ''yeni''leri, yenilikleri ne yapayım?. Bari hatları meşgul etmeyin de, biz gurbettekiler hiç değilse telefonu kullanalım. Sevdiklerine bir alo demek için saatlerce telefon çilesi çektirmeyin şu gurbetteki gariplere, yahu... Gurbette kala kala, anacığıma telefonda bir ''alo'' diye seslenmek ve ''pamuk elini çok çok öptüm'' demek kaldı.. Bunu da bize çok, ama çok görmeyin bari... Bu telefon bayramı artık hakikaten çok oldu..

Verin bana eski hakiki bayramlarımı.. Telefonunuz da, milenyumunuz da sizin olsun...