Kaydet
a- | +A

Sırplar bu şartlarda, yapabilecekleri en iyi bir anlaşma ile "Kosova''ya veda" sürecine girdiler. Öte yandan, Kosova''daki bu beklenen son ve barış süreci, ABD ve İngiltere''nin birlikte uzun zamandır hazırladıkları "Kıbrıs''ta çözüm" arayışlarını hızlandırdı.

Önceki gün ABD Senato''su Dış İlişkiler Komitesi''nde, çeşitli ülkelere atanan yeni büyükelçilerin ''tayinlerinin onaylanma'' oturumu vardı. Dağlık Karabağ ve yeni Bağımsız Devletler Topluluğu''ndaki çatışmalar konusunda Donald W. Keyser özel büyükelçi oldu. Kıbrıs''a ise Donald Keith Bandler yeni büyükelçi tayin edildi.

Makedonya''ya Michael Einik, Arnavutluk''a Joseph Limprecht, Bosna-Hersek''e eski Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Miller, AB''deki temsilciliğe Richard Morningstar, Doğu Avrupa''daki demokrasileri geliştirme programı (SEED) koordinatörlüğüne Larry Napper, Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Gelişme Ajansı direktörlüğüne Donald Lee Pressley getirildiler. Yeni büyükelçiler, Senato''nun tayinlerini onaylamasından sonra görevlerine resmen başlayacaklar.

BANDLER ÇÖZÜM İÇİN BASTIRACAK Bütün bu yeni tayinler, ABD''nin sancılı bölgelerde ''kesin çözüm arayışlarına'' açık birer gösterge sayılmalı. ABD Kıbrıs''a Donald Bandler''i yolluyor. Bandler, sıradan birisi değil! Başkan Clinton tarafından 27 Mayıs''ta bu göreve özel olarak atandı. Daha önceki görevi Başkan Clinton''ın ve Ulusal Güvenlik Konseyi başkanının özel danışmanı idi. Nisan ayının son haftasında Washington''da yapılan NATO Liderler Zirvesi''nin baş aktörüydü. Ayrıca 1997''den beri Ulusal Güvenlik Konseyi''nde, Batı Avrupa, Kanada ve NATO ile ilişkilerden sorumlu başdanışmanlık görevini ifa etmekteydi.

Bandler, Türk-Yunan meselelerine, Ege ve Kıbrıs anlaşmazlıklarına derinden vakıf birisi. 1994-95 yıllarında Arap-İsrail Barış sürecindeki görüşmelere aktif olarak katıldı. Barış sürecinde imzalanan ikili anlaşmalara önemli katkılarda bulundu.

Özetle ABD''nin Kıbrıs yeni büyükelçisi Bandler, "Çatışmalar ve Anlaşmazlıklar" konusunda son derece deneyimli ve uzman birisi. ABD Bandler''i tayin etmekle, Kıbrıs''ta çözüm için bastırmaya çok kararlı görünüyor. Zaten uzun zamandır Kıbrıs için hazırlık yapılıyor. Son aylarda Kıbrıs''a çok sayıda kadastro ve harita uzmanının gitmesi, Kıbrıs''ta her karış toprağın geçmişinin araştırılarak her bilgi ve belgenin yeni Kıbrıs dosyasına eklenmesi, mezar taşlarına kadar Kıbrıs''ın tüm coğrafi konumunun yeniden belirlenmesi, "çözüm için geriye saymaya başlamanın" işaretleri sayılmalı!1

Başkan Clinton Kasım ayında AGİK zirvesi için Türkiye''ye geliyor. Gelişi öncesinde ve gelişinde en önemli gündem maddesini "Kıbrıs" oluşturuyor. ABD''li diplomatlar İngiliz meslektaşlarıyla birlikte Kıbrıs için, derinden hazırlanıyorlar. G-8 çerçevesinde ve Rusya''nın da desteğini alarak İngiltere''nin Kıbrıs özel temsilcisi David Hannay''ın mimarı olduğu anayasa, toprak dağılımı ve yönetim şekli konularında taslak bir plan hazırlandı. Bu taslak plan üzerinde görüşmelere başlamaları ve anlaşmaları için taraflara (esasında Türk tarafına) büyük baskılar yapılacak...

KKTC''NİN VARLIĞI KABUL EDİLMEDEN ÇÖZÜM İMKANSIZ Yeni plan her ne kadar iki bölgeli, iki toplumlu bir ''federasyondan'', Türkiye ve Kıbrıs''ın seslendirdiği ''konfederasyon'' tezine yakın görünse de, birçok görüş ayrılıklarını halen giderebilmiş değil.

Rumlar''ı, "Kıbrıs''ın meşru hükümeti olarak tanıyan ve KKTC''yi yok sayan" bir anlayışla tarafları masaya oturtmaya ''güç'' yetecek mi? AB, G-8 ve yok daha bilmem nelerle sadece Türk tarafını daha fazla tavizler vermeye zorlamak, çözüm için yeterli olur mu? Bunu şimdiden kestirmek zor. Zira KKTC''nin varlığı dikkate alınmadan ve artık iki toplumlu değil ''eşit iki devletli'' bir konfederasyon telaffuz edilmeden Türk tarafını masaya oturtmak neredeyse ''imkansız'' gibi. ABD ve Batı, binbir incir çekirdeğini doldurmayan suni gündem maddeleri ile meşgul olsa da Türk kamuoyunun Kıbrıs konusunda, -tıpkı PKK ile mücadele ve Öcalan davasında olduğu gibi- ''tek vücut, tek yumruk'' olduğunu niye anlıyamıyorlar? Bu gerçek anlaşılmadan, ne kadar hazırlık yapılsa, baskılar artırılsa, Kıbrıs''ta kalıcı ve tatmin edici bir çözüme ulaşılması zor görünüyor.

İsviçre, Kanada, Belçika anayasaları ve daha bir takım birliktelik modelleri tamam da, önce "KKTC''yi nasıl görüyorsunuz", söylesenize...

KKTC''nin varlığı dikkate alınmadan, toprağa karşı anayasa formülleri de, Kıbrıs''ın AB ve NATO''ya tam üye yapılması çalışmaları da ''abesle iştigal'' sayılmalı! KKTC ve Türkiye, alabilecekleri herşeyi almış yaygaracı Rumlar''a daha fazla kazanımlar sunacak birer ''tramplen'' değildir! Ve olamazlar da...