Dilimiz söylemeye varmıyor ama "Güney Kürdistan" falan lafları dahi telaffuz ediliyor. Ne kadar hazin?
ABD için, binlerce mil uzaklıkta ve "Okyanus"un ötesinde yerler (Balkanlar, Irak, Ortadoğu), ilgi ve menfaatlerin ilerisinde bir ''arka'' bahçe; ama bizim için sınır komşularımız, en hafif deyimiyle birer ''sorunlu'' bahçe! Bunun tam tersi olmak lazım gelmez miydi?! Neyse artık korlanmamış tek bir hücresi bile kalmamış bağrımıza yine taş basalım da Washington''da pişirilen Kuzey Irak menülerine dönelim.
BARZANİ VE TALABANİ TEMSİLCİLERİ Biliyorsunuz Barzani ve Talabani gruplarından heyetler Washington''da, Sam Amca''nın nezaretinde, 10 gündür, hem birbirleriyle hem de çeşitli yetkili ve ilgililerle görüşüyorlar. ABD KONGRESİ''nde dahi muhataplar buluyorlar. Açık ve kapalı kapılar ardında ilginç bir mesai yapıyorlar. Esasında bunlara, kuvvet kullanarak buluşturma ve metazori görüştürmeler demek daha uygun.
Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı''nın görüşmelerle ilgili basını bilgilendirme toplantısı önce birkaç kere ileri tarihe, sonra da süresiz ertelendiğine göre, daha bu ''buluşturma'' ve ''görüştürülmeler'' uzayacağa benziyor. Barzani ve Talabani temsilcileri Washington''da ne yapıyor? ABD, bu birbiriyle kanlı bıçaklı gruplarla neleri amaçlıyor ve nereye varmak istiyor? Bu konularda ''rivayetler'' muhtelif!
Kimilerine göre, aralarındaki görüş ayrılıklarını giderme ve Saddam''a karşı ortak bir mücadeleye hazırlama görüşmeleri. Çok masum ve insani amaçlı bir yaklaşım bile sayılabilir.. (Amerikalılar, yüksek sesle böyle söylüyorlar.) Bazılarına göre ise, ABD''nin Kuzey Irak''ta -ne içinse?- dağıtacağı arpalıkları bölüşme, daha doğrusu en büyük pastayı kapma kavgası. (Daha ziyade birtakım önemli Türk büyükleri böyle değerlendirmeler yapıyor.) Ermeni, Rum ve Yunan lobilerinin tepe tepe kullandıkları Washington''daki Kürtçülere ve PKK yanlılarına göre ise, Kuzey Irak''ta oluşturulmaya çalışılan -şimdilik- Güney Kürdistan''ın nasıl şekillendirileceği ve yönetileceği kavgaları, pardon görüşmeleri... Oyun içinde oyun. Alın birini öbürüne koyun... Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek''in dediği gibi, "Kaf Dağı''nı assalar belki çeker de bir kıl, bu ifritten sualin kılını çekmez akıl!"
TÜRKİYE MEMNUN MU? Kafam karışık. Çıkamadım işin içinden. Onun için önceki gün yerli ve yabancı gazeteciler için yapılan, yeni kançılarya binamızdaki ilk basın toplantısı sırasında Washington Büyükelçimiz Baki İlkin''e soruyorum: Sayın Büyükelçi! Kuzey Irak''ta, Irak''ta neler oluyor? Türkiye''nin Irak politikası ve Saddam ile ilişkileri nasıl? ABD''nin bölgeye yönelik politikalarından ve Kuzey Irak ile ilgili geliştirmeye çalıştığı, uygulamaya koyduğu politikalardan memnun musunuz? Washington''da bir sene içinde gerçekten büyük işler başaran ve üzerimizdeki ölü toprağının belki atılabileceği şeklinde bizi yeniden umutlandıran Büyükelçi Baki İlkin, o yüzünden hiç eksiltmediği tebessümü ile tane tane konuşuyor: "Türkiye''nin Irak politikası belli ve çok açıktır. Irak''ın toprak bütünlüğü ve BM kararlarına uyması esastır. Irak''ı kimin yöneteceğine Irak halkı karar verir. Bu konuda herkesin Irak halkının kararına saygı duyması gerekir. Hiçbirimizin Irak''ın iç işlerine karışmaya hakkı yoktur. Türkiye ile ABD iyi birer müttefik ve dostturlar. İki ülke genelde verimli bir işbirliği içindedirler." Bu cevaptan sonra bu sefer ABD''li gazeteci Carol şöyle soruyor: "Sayın Büyükelçi! Madem Türkiye ile ABD çok iyi birer müttefik ve yakın işbirliği içindeler. O zaman Türkiye''nin, müttefiki ABD''nin Irak''ta Saddam''ı devirmek ve bölgeye barış getirmek için uygulamaya koyduğu yeni stratejileri desteklemesi gerekmez mi?" Büyükelçi İlkin gülüyor: "Ben söyleyeceğimi belirttim. Türkiye''nin politikasını özetledim. ABD''nin politikaları konusunda konuşmak bana düşmez" diyor. İşte Washington''daki son Kuzey Irak tangosu... Açık-kapalı, sisli-pisli, çok sesli; aslında boğuk olmakla beraber ''tek sesli, tek cepheli ve tek belirleyicili'' bir tango.
Çalın; çalabildiğiniz kadar... Dinleyin; dinleyebildiğiniz kadar....
NOT: TÜSİAD''A DOST UYARISI Biliyorsunuz TÜSİAD, geçen yıl Washington''a da bir büro açtı. Ülkemiz açısından ve dış tanıtımımıza yapacağı katkıları bakımından son derece önemli ve faydalı bir gelişme. Büronun başında da Abdullah Akyüz gibi pırıl pırıl, çalışkan bir isim var. TÜSİAD''ı bundan dolayı alkışlıyor ve kutluyoruz.
Ama geçen haftaki o "Türkiye''deki seçim sonuçlarının değerlendirildiği" toplantı neydi? TÜSİAD için mazeret olmaz. En iyisini, en güzelini yapmak zorundalar! Bir kere daracık bir zamanda 3 konuşmacı çok fazla. Ne konuşan meramını güzelce ifade edebiliyor ne de sorular için zaman kalıyor. Ayrıca Bilkent Üniversitesi''nden çağrılan konuşmacı Dr. Burak Arıkan gibilerini Washington''da konuşturmanın ne Türkiye''ye ne de toplantılara katılan seçkin davetlilere bir faydası yok.
Bilim adamından çok militan bir propagandist edasıyla konuşan ve rahmetli Mareşal Çakmak''tan başlayarak rahmetli Türkeş''e kadar herkesi ve MHP''yi faşistlikle; MHP''ye oy verenleri de ''en cahillikle'' suçlayan Arıkan, salondaki Amerikalılar''ı bile çıldırttı. Konuşmasının yarısında solon boşaldı. İyi de oldu; zira hiç değilse biz bize kaldık da rezillik daha fazla dışarı taşmadı.
Aman ne olur Washington''a bundan sonra, saygın ve gerçekten akademik -kariyerli değil- karakterli konuşmacı ve uzman getirin. Dostça uyarıyoruz!

