Kaydet
a- | +A

Amerikan hülyası ve başarıları, politikacıların ve generallerin yaptıklarında değil, alelade vatandaşların hayat hikayelerinde gizlidir." Bu sözler, Demokrat Parti''nin başkan adayı Al Gore''un annesi Pauline Gore nineye ait.. Pauline nine 80 küsurluk yaşına aldırmadan, oğlunun seçim kampanyası ve Demokrat Parti için harıl harıl çalışıyor.. Postadan, Pauline Gore''un Demokrat Parti''ye ve oğlunun kampanyasına 40-80 dolarlık bağış talep eden mektununu aldığımda zihnim, yıllar öncesinde beni çok etkileyen bir kıymetli hatıraya takıldı.

Hey gidi günler hey İstanbul Gaziosmanpaşa''da, -o hani şimdilerde ''öteki Türkiye'' diye adlandırılan bölgelerden birinde- Gazetemizin bürosunu açtığımız 1982 yılıydı.

Bu büro çevresinde hem elden gazete dağıtım sisteminin Türkiye''de uygulanıp uygulanamayacağının pilot çalışmasını yapıyor; hem de gazetenin tirajının 1-2 misli fazla baskı adetli ''bölge ekleri'' hazırlıyorduk. Bugün İhlas Basın Grubu''nda ve diğer şirketlerinde üst yönetici ve gazeteci olarak çalışan 40-50 üniversite öğrencisi genç arkadaşla birlikte o zamanlar her sabah 04:30''da kalkıyor, yaklaşık 25 kilometre çaplı Surdışı bölgesinde abonelerimizin evlerine ve işyerlerine sabah saat 8''e kadar gazetelerini teslim ediyorduk.

Abonelerine gazete dağıtımını bitiren arkadaşların büyük bölümü daha sonra okullarına gidiyor ve cumartesi günleri de dağıtımdan sonra, haftalık tahsilatlarını yapıyorlardı.

Meşakkatli, yaz-kış süren, tatili olmayan, çileli bir işti, bizim yaptığımız. Ama müthiş heyecan duyuyor, aşırı zevk alıyor ve fevkalade mutlu oluyorduk.. Zira, Japonya''daki ve Amerika''daki bir sistemin, hem de bütün olumsuzluklarına rağmen, ülkemizde uygulanabileceğini ispatlamaya çalışıyorduk. Düşünün sadece 2 yayın dağıtım tekeli (Gameda ve Hür Dağıtım) vardı o zamanlar .. Gazete ve dergiler sadece bayilerde satılırdı Türkiye''de.. Halbuki sistemini uygulamaya çalıştığımız 10 milyon tirajlı kardeş gazete Ashai Shimbun''un yüzde 80''ini, hem de büyük bölümü öğrenci olan dağıtıcılar abonelerine ulaştırıyordu Japonya''da.. Amerika''da ise ortaokul ve lise öğrencilerinin sabahları bisikletleri ile gazete dağıttıklarını filmlerden görüyor ve gıpta ile seyrediyorduk.

İşte böylesine ideal ve çağdaş bir sistemi, ülkemizde ''ilk defa'' deniyor; Türkiye çapında uygulanabileceğini ispatlamaya çalışıyorduk.. Hamdolsun, bunu da ispatladı o günün genç ve azimli üniversite öğrencisi arkadaşlarımız.. Sonra Türkiye Gazetesi, sadece bu projeyi ülke çapında uygulamakla kalmadı. Dağıtım yapan kadrolu personelini gazete dağıtımından sonra, İhlas Pazarlama gibi dev bir organizasyonda değerlendirmek becerisini göstererek, bugünün iftihar edilen ''İhlas Holding''in temellerini de atmış oldu.

Ölünceye kadar iş yapmak ve meşgul olmak Neyse, konumuza dönelim. İşte o 1982 yılında bir gün Cağaloğlu''na, gazete merkez binasına gitmiştim. Değerli büyüğümüz -patronumuz değil- Enver Ören Ağabeyimizle dağıtımı ve bölge ilavelerini konuşuyorduk. Enver Abi, masasının çekmecesinden bir kartpostal çıkarıp bana uzattı. "Şuna bir bak. Ne görüyor ve anlıyorsun, bana anlatır mısın?" dedi.

Bir İstanbul gravürüydü. Zannedersem Kapalıçarşı''dan günlük bir kesiti gösteren tarihi bir el yapması resimdi, kartpostal işte.. Baktım, baktım.. Ama bir fevkaladelik bulamadım.. Enver Abi''nin bu gravürü bana niye gösterdiğini zihnimden çözmeye çalışırken o, izah etmeye başladı: - Görüyorsun burada yaşlı erkek ve kadınlar, çocuklar, yetişkin birçok insan var. Hepsinin ortak özelliği ''bir iş'' yapıyorlar. Bir işle meşguller ve çalışıyorlar. Yani bu gravür, dinimizin bir emrini resmetmiş. O da şu: İster çocuk ol, ister yaşlı; ister kadın, ister erkek, çalışılacak! İslamiyet''te, emeklilik yoktur. Ölünceye kadar bir iş yapacak, meşgul olacaksın. Tabii ömrünün sonuna kadar aynı işi yapmak değil çalışmaktan kastedilen.. Yaşına, başına ve durumuna uygun bir meşguliyetin olsun, son nefese kadar.. Enver Abi''nin o gün imzalayıp bize verdiği o gravürü sonra bölge ilavelerimizde yarışma konusu yapmış, ''Bu resimden anladıklarınızı bize yazın'' diye yarışma açmıştık.. Bize cevap yazan her okurumuza da çam sakızı çoban armağanı kabilinden kitaplar hediye etmiştik.. Al Gore''un 80 küsur yaşındaki annesinin seçmenlere mektup yazarak, ''oğlunun eğitimden çevreye, çalışma hayatından sosyal güvenliğe, sağlıktan sorumluluk sahibi çocuklar yetiştirmeye kadar programını izah etmesi ve kampanyası için çalışması'', bana işte bunları hatırlattı.. Pauline ninenin hâlâ nasıl çalıştığını ve ''benim ajandam ümittir, iyimserliktir ve sorumluluktur'' sloganıyla nasıl kampanya yürüttüğünü, nasipse bir başka yazıda aktarırım.. Her şey gönlünüze göre sağlık ve afiyetle.. Meşgaleleriniz hayırlı, bol ve verimli olsun; hiç eksilmesin, efendim.. .......... Tel:1.202.737.7508 Faks:1.202.737.7509