Kaydet
a- | +A

Gelişmenin temel niteliğini oluşturan sermaye birikimini sağlayabilmek, bunu yatırıma dönüştürebilmek için ülke gerçeklerini bilmek ve ona göre strateji belirlemek gerekir. Bu doğrultuda başımızı dışarı çıkartıp bize olumlu ve olumsuz yönlerimizi anlatmaya çalışan uzmanların düşüncelerine daha fazla kulak vermemiz gerekiyor. Bu hafta ülkemizde çeşitli temaslar yapan, toplantılara katılan Dünya Bankası Başkanı Mr. J. Wolfensohn, İslam Kalkınma Bankası Başkan Yardımcısı Dr. Fuad Al Omar''ın önerilerini dikkatle değerlendirmeliyiz. Her iki yetkilinin de düzenlediği toplantılara katılma ve tartışma imkanı bulmamız nedeniyle onların tavsiyelerini ve olabilirlik derecelerini ele almamız yararlı olacaktır.

Dünya Bankası Öncelikle Dünya Bankası Başkanı, son on yılda Türkiye''ye giren yabancı sermayenin beklentilerin çok altında kaldığını, daha düne kadar Sovyet sistemi içerisinde yoğrulan Orta Avrupa ülkelerinin hatta bazı Afrika ülkelerinin altına vurgulamıştır. Ayrıca dış sermayeyi çekebilmek için kârlı projelerin ve özelleştirilecek müesseselerin dışarıda daha iyi tanıtılması gerektiğini dile getirmiştir. Mevduat garantisinin kaldırılmasının da zorunlu olduğunu vurgulayan Mr. Wolfensohn, Türkiye''deki bankacılık sisteminin de yeniden ele alınmasının, banka ve finansal kuruluşların birleştirilerek büyük ölçekli müesseselerin devreye girmesinin Türkiye yönünden büyük önem taşıdığını belirtmiştir. Bu yönde somut adımların atılması halinde Dünya Bankası''nın önemli ölçüde kredi açacağını da açıklamaktan çekinmemiştir.

İslam Kalkınma Bankası 1989''dan beri İslam Kalkınma Bankası''nın (İKB) Başkan Yardımcılığı görevini yapan bu kuruluşun köşe taşlarından biri olarak kabul edilen, uzun dönemli planları hazırlayarak uygulamaya koyan, Dr. Fuad Al Omar da Türkiye''deki orta ölçekli işletmelerin yararlanabileceği dış krediler üzerinde durmuştur. Kuveyt''in önde gelen finans uzmanlarından biri olan uluslararası ekonomik ilişkiler banka ve finans konularında yazdığı kitaplarla İslam Dünyası''nda büyük şöhrete ulaşan Dr. Al Omar, Türkiye''nin özellikle Ortadoğu finans kaynaklarından yararlanması gerektiğine inanmaktadır. Bu doğrultuda hükümet yetkilileri kadar özel sektör temsilcilerine, özel finans kurumu yetkililerine de büyük görevler düştüğünü belirtmiştir. Dr. Al Omar, sözü edilen kuruluşların başta Körfez ülkeleri olmak üzere islam ülkeleri nezdinde daha aktif politikalar izlemesi halinde büyük kaynakların Türkiye''ye akabileceğini, başkanlığında çalışan "İslam Ülkelerindeki Özel Yatırımları Destekleme Fonu''nun" Türkiye''ye yönelik kredi açabileceğini belirtmiştir.

Hükümet politikası Al Baraka Türk''ün 15. kuruluş yıldönümünde alışılagelmiş beyanatların ötesine çıkarak sermayenin yeşili, kırmızısı, beyazı olmaz diyen Devlet Bakanı Sayın Recep Önal''ın gerçekçi bir adım attığını memnuniyetle izledik. Ekonomik kaynakların daha etkin ve verimli bir biçimde kullanılabilmesi için yapılan önerileri uygulamaya koyarak, mevduat güvencesini önce 100 milyar TL''ye, 2001 yılında da 50 milyara indirilmesi, 2002''den itibaren de tamamen kaldırılarak Avrupa standartlarına göre hareket etme prensibinin kabul edilmesi, başka bir olumlu atılım olarak kabul edilmelidir. Yeni gelişmeler, prensip itibariyle mevduata garanti vermeyen özel finans kurumlarının tasarrufçu nezdindeki önemini daha da artıracağı, onları büyük bankalarla kıyasıya rekabete zorlayacağı tahmin edilmektedir. Bu alanda başarılı olabilmeleri için yabancı uzmanların da değindikleri gibi güçlerini birleştirerek, günün şartlarına uygun yönetim modelleri oluşturmaları, teknolojiden yararlanmaları, dış kaynak imkanlarını zorlamaları ve bunları müşterilerine ulaştırmaları başarı derecelerini belirleyecektir.