Kaydet
a- | +A

Gelecekte Türk ekonomisini etkileyecek en önemli konulardan birini Putin''in hamleleriyle Orta Asya ülkelerinde gittikçe etkinliğini artıran Rusya''daki yeni yönetim belirleyecektir. Sovyet sisteminin çöküşünü beklemeyen Türkiye, değişikliklere hazırlıksız yakalanmış, 70 yıl sosyalist rejimin içinde kavrulan soydaşlarının sorunlarıyla aniden karşı karşıya gelmenin şokunu yaşamıştır.

Politikaların belirlenmesi Türkiye Orta Asya''ya yönelik politikasını uzun dönemli ulusal bir stratejiye dayandıramamış, genelde Cumhurbaşkanlarının inisiyatifine bırakmıştır. Bu doğrultuda önce Özal''ın sonra Demirel''in düşünceleri hakim olmuş, Dışişleri Bakanlığı''nın görüşlerine gereken önem verilmemiş, hatta Bakanlık teknisyenlerinin bölgeye yönelik ayrıntılı çalışmaları, alternatif senaryoları teşvik görmemiştir. Sayın A. Necdet Sezer''in Cumhurbaşkanlığı ile beraber Dışişleri konuya yeniden sahip çıkmaya başlamıştır. Sayın İsmail Cem açığı kapatabilmek için büyük çaba sarf etmekte, Orta Asya''ya ziyaretlerini sıklaştırmakta ise de yılların ihmalini bir anda kapatması mümkün görülmemektedir. Bu konuda en önemli eksiklerimizden biri devlet organları arasındaki eşgüdümün olmaması, koordinasyon eksikliği ve hizmet alanlarının devlete zarar verici nitelikte dar tutulmasıdır.

TİKA''dan beklenenler Türkiye''nin Orta Asya ülkelerine yönelik politikasını belirlemekle sorumlu tutulan kuruluşlardan biri olan Türk İşbirliği Kalkınma Ajansı (TİKA), ABD, Japonya ve Avrupa''daki benzer kuruluşların gerçekleştirdiği performansa yaklaşamamıştır. Çalışmaya ilk adımını atmasından bu yana 10 yılı aşkın bir süre geçmesine karşın bilimsel verilere dayanan ciddi çalışmalar ortaya koyamamış, istatistiki bilgilere dayanan kitapçıkların ötesine çıkamamıştır. TİKA''dan beklenen başta Rusya olmak üzere Amerika''nın, İngiltere''nin, Almanya''nın, Japonya''nın, İsrail''in, Arap ülkelerinin, Çin''in ve diğer devletlerin bölgedeki yatırımlarını, toplumu etkileme yöntemlerini belirlemek, hükümetlere yol göstermektir. Böylesine önemli bir görevin üstesinden gelebilmek için de TİKA''nın devlet organlarının ötesinde iş dünyası ile sıkı bir temas içinde bulunması, başarılı müteşebbislere olanaklar sağlaması, adı kötüye çıkmış, devletin itibarını zedeleyen firmaların çalışmalarını engellemesi gerekir. Orta Doğu ülkelerinde ve Libya''da işini yarım bırakan ve kötü izlenim bırakan kuruluşların Türkiye''ye ne denli büyük zararlar verdiklerini unutmayalım.

Ekonomik çıkarlar Özellikle 1990''dan bu yana, devlet başkanları düzeyinde imzalanan anlaşmalara karşın, bölgedeki 6 ülke ile olan ticaret hacmimizin 1.5 milyar doları bulmaması, müteahhitlik hizmetlerinin 5 milyar doları geçmemesi düşündürücüdür. Hele sözü edilen rakamların Batılı bir veya birkaç firma tarafından gerçekleştirildiği gözönüne alınırsa kayıplarımızın büyüklüğü daha iyi anlaşılır. Bölgeye yayılmış 2500 irili ufaklı firmamızla övüneceğimize Koreliler''in, İsrailliler''in yaptığı gibi az sayıda fakat etkin ve verimli çalışan kuruluşlar yoluyla hareket etseydik daha olumlu sonuçlar alabilirdik. Türkiye''nin zayıf yönlerinden yararlanan Putin yönetimi, bir yandan Bakü-Ceyhan hattını, Kazak petrolünü ve Türkmen doğalgazını Türkiye''den geçirmeyecek politikaları devreye sokarken öte yandan konuya ilgi duyan güçlü şirketlerin konsorsiyumlardan ayrılmasına zemin hazırlamaktadır. Nitekim yapılan son açıklamalara göre, General Electric ve Bechtel gibi ünlü firmalar Türkmen gazını Türkiye''den Avrupa''ya taşıyacak Transhazar Konsorsiyumundan çekilmişlerdir. Azeri petrolünün geleceği ise belirsizliğe itilmiştir. Rusya, buna karşılık gaz ve petrol satışında Türkiye''ye yeni avantajlar teklif etmekte, Orta Asya''daki kayıplarını belirli ölçüde gidermeye çalışmaktadır. Bütün bunlara ilaveten Putin''in Pekin''deki görüşlerini dikkatle değerlendirmek gerekir. Bundan 5, 10 hatta 20 yıl sonraki politikalarımızı belirleyebilmemiz, geleceği daha berrak görebilmemiz için TİKA''yı güçlendirmeli ve özel bir statü dahilinde çalışmasını sağlamalıyız.