IMF Türkiye sorumlusu Carlo Cottarelli, yaklaşık 10 gündür Türkiye''de bulunuyor. Dünya Bankası''nın Türkiye temsilcisi Ajay Chibber''i de yanına alarak televizyonların ve gazetelerin ilgi odağı olmakta, basının gündemini sürekli doldurmaktadır. Cottarelli, Türk ekonomisi yönünden tartışmalı önerileri de ileri sürmekte, bu yolla dikkat çekmektedir.
Vergiler ve IMF IMF''nin zorlamasıyla uygulamaya konan 3 yıllık istikrar paketinin ilk aşamasında Türk halkı, gerçekten büyük fedakarlıklarda bulundu. Kemerlerini sıkan milyonlarca insan, gelir ve yaşam düzeyinde keskin düşüşlere razı oldu. En önemlisi enflasyonun düşmesi pahasına IMF''nin sürekli denetimine pek ses çıkarmadı. Ayrıca bütçelerin hazırlanmasında, gelir/gider kalemlerinin belirlenmesinde, IMF uzmanlarının sözü kendi teknisyenlerimizden daha fazla itibar görmeye başladı. Görünen o ki, geçen yıl olağanüstü koşullar nedeniyle uygulamaya konan çeşitli vergiler, bu yıl da Mr. Cottarelli''nin ziyaretiyle daha da yaygın bir hale gelecektir. Başka bir deyimle gelir vergisi, kurumlar vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, emlak vergisi, iletişim ve faize yönelik vergiler de bundan payını alacaklar, özellikle dar ve sabit gelirlilerin canı daha fazla yanacaktır.
Ödemeler
dengesindeki açık Geçen yıl yapmış olduğumuz tüm fedakarlıklara karşın, hedefler tutturulamamıştır. % 25''lik tüketici fiyat artışının yıl sonunda % 40''ı aşacağı, yetkililer tarafından dile getirilmektedir. Sözü edilen bu olumsuz gelişmede iç faktörler kadar dış faktörler de önemli rol oynamıştır. Örneğin dünya petrol fiyatlarının 1974 krizini hatırlatacak şekilde yükselti kaydederek 7 dolardan 30 dolara çıkması, dolar değerinin hızla yükselmesi, diğer para birimlerinin düşüş kaydetmesi karşısında TL, değişimlere zamanında ayak uyduramamıştır. Ayrıca başta otomobil olmak üzere lüks ithalatta artışlar gözlenmiş, devlet harcamalarında hedeflenen kısıntıya gidilememiştir. DİE''nin yaptığı açıklamalara göre, ödemeler dengesi, 1999 yılının aynı dönemine oranla 53 misli artış göstererek tarihi bir rekor kırmış, 103 milyon dolardan 5.6 milyar dolara çıkmıştır. Bu durum karşısında başta borsa olmak üzere dengeler olumsuz sinyaller vermeye başlamıştır. Bütün bunlara ilaveten tüketici fiyatlarındaki aşırı yükseltiler nedeniyle hükümet üyeleri, talihsiz açıklamalar yapmışlar, işin sorumlusu olarak özel sektörü göstermişlerdir.
Güven kaybının maliyeti Ekonomik darboğazdan çıkma pahasına çeyrek yüzyıldır büyük sıkıntılara katlanan Türk halkı, başka ülkelerde görülmeyen büyük bir sabır ve metanetle verilen reçetelerin olumlu neticeler getirmesini beklemiştir. Zor günlerinde yardımlaşmanın ve birbirine kenetlenmenin en iyi örneğini veren milletimiz, deprem vergisini de sineye çekmiş ve mağdur vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesi için elinden geleni yapmıştır. Ancak, toplanan kaynakların depremzedeler yerine maliyeti 8 milyar doları bulan banka kurtarma operasyonlarına yöneltilmek istenmesi karşısında tepkisini de dile getirmekten geri kalmamıştır. Mr. Cottarelli''nin önerisiyle batık bankaları kurtarma operasyonlarında eldeki kaynakların kullanılması tepki çekmiştir. IMF heyeti, işlerin düze çıkabilmesi için ayrıca başta Telekom olmak üzere diğer kamu kuruluşlarının elden çıkartılmasını bir şart olarak göstermesi, hükümeti yaptırıma zorlaması petrol fiyatlarında zam yapılmasını şart koşması yeni bir bunalımın habercisi görünümündedir. Sözü edilen önerilerin bu yıl da uygulamaya konması ve olumlu sonuç alınmaması halinde işin kötüsü Türk halkı, enflasyonun düşürülmesi yönündeki inancını ve güvenini kaybedecek, hükümetler gelecekte çok daha önemli problemlerle karşılaşacaklardır.

