Kaydet
a- | +A

Türkiye, teknolojik devrimlerle donatılmış yeni ekonomik düzenin getirdiği avantajlardan yoksun kalamaz. Aksi halde iç ve dış piyasalardaki dinamizmden yararlanamayacak, modası geçmiş teknolojilerle talep edilmeyen malların üretimine ağırlık vermek zorunluluğunu duyacak, istihdamda artışı sağlayamayacak, ekonomik problemlerin ötesinde büyük çaplı sosyal sorunlarla zaman kaybedecektir. Özellikle yoğun rekabet şartlarında ayakta kalmanın ve başarıya ulaşmanın en önemli şartlarından birinin güçlü, büyük şirketler kurmaktan geçtiğini, elektronik ticaretin yanısıra yeni ekonominin tüm kurallarını yerine getirmek olduğunu bilmemiz gerekmektedir.

Yeni ekonomi Yüreğimizi ferahlatan nokta, Türkiye''de genç neslin, işadamlarının ve yöneticilerin kendilerinden beklenenin ötesinde performans göstermesi ve halka yeni bilgilerin aktarımı konusunda gayret sarfetmeleridir. Türkiye''de halen 1.5 milyona yakın insan internet kullanmakta ve buna her ay 40 bin kişi katılmaktadır. Bu hızla giderse Türkiye''de 2005 yılında 16 milyon vatandaşımız öyle ya da böyle internet yoluyla çeşitli işlemlerini gerçekleştirecektir. Bu sayının dörtte üçünün 35 yaşaltı olacağı, dünya''da ise halen 250 milyon internet kullanıcı sayısının ise, 800 milyona yaklaşması beklenmektedir. Kuşkusuz internet olanakları üretim ve hizmet alanlarına da yansımıştır. Türkiye''de 3 yıl gibi kısa bir süre içinde banka müşterilerinin kendi işlemlerinin % 5''ini elektronik yollarla gerçekleştirmesi, bu oranın bazı bankalarda % 20''ye varması küçümsenecek bir durum değildir. Türkiye''de internet yoluyla yapılan ticaretin bu yıl sonunda 1 milyar dolara, 2003 yılında da 5 milyar dolara çıkacağı tahmin edilmektedir. Bütün bu gelişmelere karşın Türkiye''de elektronik ticaret işlemlerinin ve finansal prosüdürlerin hakkıyla yerine getirilmesini sağlayabilecek hukuki mevzuat oluşmuş değildir.

Hukuki düzen Avrupa Birliği, bir yandan dünya ticaretinden daha fazla pay alabilmek için büyük şirketler kurarak, maliyetleri düşürmeyi, mevcut teknolojik gelişmelere yenilerini katmayı hedeflemekte, öte yandan küçük ve orta ölçekli işletmeleri risk sermayesi "venture capital" ilkeleri doğurltusunda desteklemekte, gerektiğinde hukuki yapıda değişkiliğe gitmektedir. Bu nedenle Avrupa Birliği''ndeki tüm üyelere uygulanabilecek elektronik ticaret ve finansman mevzuatı uygulamaya konmuştur. Türkiye''de ise, ticaret ve vergi yasalarının çoğunun 50 yıl önceki Alman ve İtalyan kanunlarına dayandığı gerçeği çeşitli bilimadamları tarafından dile getirilmektedir. Sözü edilen ülkeler, her 5 yılda bir yenilikleri uygulamaya koyabilecek değişkliğe giderken, bizde adeta kemikleşmiş bir sistemin varlığını sürdürmesi, bugünden çok yarına yeni problemler taşıyacaktır. Gerek Avrnupa Birliği''ne aday olmamızın bir sonucu olarak gerekse ticari ve finansal işlemlerde ortaya çıkacak dinamizme ayak uydurabilmemiz için milletvekillerimiz, suni hükümet krizleri, aklama prosedürleri, Yüce Divan senaryoları yerine çalışmalarını ticaret, rekabet, vergi kanunlarındaki değişikliklere yöneltmeli, bu doğrultuda somut projeler ortaya koymalıdırlar. Belirtilen yönde gidilmezse piyasalarda büyük kaoslar meydana gelebilecek, devlet en önemli gelir kaynaklarından birinden yoksun kalabilecektir.