Kaydet
|

Elim trafik kazalarından tutunuz da ‘FON’ rezaletine kadar moral bozucu pek çok şeye rağmen, ülkemiz için “huzur dolu yarınları” müşahede etmek sevindirici. Türkiye elli yıllık büyük bir beladan kurtuluyor!

“Terörsüz Türkiye” sürecinin telaffuz edilmesinin üzerinden yaklaşık iki sene iki ay geçti… 30 Ağustos 2024 günü Zafer Bayramı dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, şu cümleyi kurdu: “Yapmamız gereken iç cephemizi sağlam tutmaktır…” Erdoğan 26 Eylül 2024 tarihinde de BM Genel Kurulu için bulunduğu New York’ta iç cepheyi tahkim etme hedefini hatırlattı ve bunu “KIZILELMA” olarak niteledi. Devamında beş gün sonra yani 1 Ekim 2024 günü TBMM’nin açılışında iç cephenin güçlendirilmesi çağrısını tekrarladı. Aynı gün, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Millet Meclisinde DEM Parti sıralarına giderek parti yöneticileriyle tokalaştı… Bu gelişmeler sürecin başlangıcı olarak tarihe geçmiş oldu. 22 Ekim 2024’te de Bahçeli, partisinin grup toplantısında, özetle “Abdullah Öcalan gelsin DEM Parti grubunda konuşsun ve terörün bittiğini ilan etsin…” çağrısında bulundu. Daha önce yaşanan acı tecrübelerin gölgesinde, insanlar bu çağrıyı biraz tereddüt ve endişe ile karşıladı. Zira daha önce dört beş defa, gerek yalnızca PKK örgütünün ilan ettiği sözde ateşkes ve silah bırakma ve akabinde de başlayan Oslo görüşmelerinin sızdırılarak akamete uğratılması, nihayet 2013’te büyük ümitlerle başlatılan çözüm sürecinin sonuçsuz kalması ister istemez zihinleri bulandırıyordu… Bunun devamı gelecek mi yoksa önceki teşebbüsler gibi, bunda da hayal kırıklığı yaşanacak mı yolunda endişeler izhar ediliyordu. Kimileri de çözümün bizatihi aleyhtarı olduğu için olumsuz bir dille ortamı zehirlemeye çalışıyordu. Ama onların beklediği gibi olmadı. Bu defa işler daha iyi planlanmıştı ve adımlar da ona göre dikkatli atılıyordu. Terör örgütüne herhangi bir taviz verilmeden, kayıtsız şartsız biçimde silah bırakılması, PKK/KCK’nın kendisini feshetmesi üzerinden başlayan görüşmeler şu ana kadar beklendiği gibi tahakkuk etti.

Öcalan 27 Şubat 2025’te PKK’ya çağrıda bulunarak silah bırakılmasını ve terörsüz dönem sürecinin şartlarına göre hareket edilmesini istedi. İki gün sonra 1 Mart’ta PKK yapılan çağrıya uyacağını açıkladı. 11 Temmuz 2025 günü, Irak’ın Süleymaniye şehrinin Dukan ilçesinde, 30 kişilik bir militan grubu (15 erkek, 15 kadın) KCK elebaşı Bese Hozat kod adlı (Hülya Oran) kadın öncülüğünde, Jasana Mağarasının girişinde sembolik olarak silahlarını yaktı. Bu hareket, Terörsüz Türkiye sürecinin dikkat çekici bir gelişmesiydi. Ama daha alınacak çok mesafe vardı… Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Millî Dayanışma, kardeşlik ve Demokrasi Komisyonun yaptığı çalışmalar ve hazırladığı kapsamlı rapor önemli bir kilometre taşı oldu… Geçen zaman içinde, sürecin yavaş ilerlediğine dair bazı görüşler periyodik denilebilecek şekilde tekrar etse de, sahadaki gelişmeler durumun böyle olmadığını ortaya koydu. Burada devletin her yönüyle meselenin çözümü için ortaya koyduğu strateji ve uygulamalar etkili oldu diyebiliriz… Hâlihazırda dağda bulunan militanların gelecekte ne ile karşılaşacağı ve toplumla yeniden kaynaşma ve uyum sağlama noktasında nasıl bir ortam hazırlanacağına dair kanunun öncelikle çıkarılması görüşü ağır bastı. Nitekim 10 Ağustos 2026 tarihinde, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 467 gibi çok yüksek bir oyla kabul edildi ve 18 Ağustos’ta Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. TBMM tarihinde en yüksek oyla kabul edilmiş olan bu düzenleme sürecin yol haritası mahiyetinde… Silah bırakıp devlete teslim olan militanlar, geçmişteki sicili muvacehesinde muameleye tabi tutulacak. Suç ilememiş olanlar doğrudan sivil hayata katılabilecek. Suç işlemiş olanlar da suç niteliğine göre beş ve on senelik infaz ertelemesine tabi tutulacak. Bu zaman zarfında herhangi bir suç işlemezse infaz tamamlanmış olacak. Şayet suç işlenirse infaz düzenlenmesi iptal edilecek…

Dün itibarıyla medyada yer alan haberlere göre, PKK terör örgütü Kuzey Irak’taki bazı barınma alanlarını boşaltmış bulunuyor. Esasen bu tahliye 10 gün önce gerçekleşmiş. Barınma alanları, Kuzey Irak’ta Metina’nın Baze bölgesindeki Hebat, Yajk, Sabri ve Sason kampları… Bu bilgiler devletin ilgili güvenlik kaynaklarından. Tabii şurasını hemen hatırlayalım, Kuzey Irak coğrafyasında çok sayıda barınma alanı var. Bunların bir kısmı, daha önce Pençe-Kilit operasyonlarıyla devre dışı bırakılmıştı… Ancak bu bölgedeki Kandil, Hakurk, Zap, Metina, Avaşin-Basyan, Haftanin, Gare ve Lolan gibi çok bilinen barınma alanlarıyla bu yerlerle irtibatlı yüzlerce mağara ve barınağın tamamen tahliyesi konusunda devletin teyit raporları gerçekleştikten sonra, yukarıda bahsi geçen kanunun uygulamasına geçilecek. Gelen bu son bilgi ışığında, şunu söylemek mümkün. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci ilerlemeye devam ediyor. Suriye’de gerçekleşen entegrasyon (SDG/PYD’nin Suriye devlet mekanizmalarıyla entegre olması) çok önemli. Doğrusu entegrasyondan önceki gerilim ortamında, bunun pek kolay olmayacağı düşünülüyordu. Ama tahminler tutmadı. Süreç hayli kolay geçti denilebilir… Şimdi benzer bir entegrasyonun Irak’ta olması bekleniyor. Irak’ta da PKK unsurlarının silahlarını Irak devletine teslim etmesi ve devletin resmî organlarından başka hiçbir silahlı unsurun kalmaması bölgenin geleceği ve huzuru bakımından çok çok önemli!.. Bu çerçevede Türkiye, Suriye, Irak ve hatta İran’ın da katılacağı ortak bir zeminde, terörle mücadelenin tamamlanması, Orta Doğu için yepyeni bir devir olacak. Bölge ülkeleri bu meselenin altından başarıyla kalkabilmeli!..

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.