Kaydet
a- | +A

Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 2 Kasım 2000 günü basına açık bilgilendirme toplantısında İSKİ tarafından hazırlanan 2040 yılı Master planını açıkladı. Verilen bilgiler hakikaten yüreklere su serpti. Sevindik, çünkü ecdadın su medeniyeti, yeniden yeşermeye başlamış ve hayata geçirilmişti... Sevindik bu dava sahipsiz ve öksüz değilmiş. Geceli gündüzlü çalışan fedakâr bir ekip, Planlamanın önüne geçmeyi başarmışlar. Sayın Eroğlu; son üç yılda İstanbul''a kazandırılan yeni içme suyunun, yıllık 250 milyon metreküp, yani yıllık su ihtiyacının % 25''i kadar olduğunu açıkladı. İstanbul gibi bir dünya başkenti olmaya namzet şehirdeki içme suyu artışı, içinden gürül gürül, Kızılırmak ,Yeşilırmak, Dicle, Fırat ve hatta Seyhan, Ceyhan ırmakları akan Anadolu ilçelerinde henüz temin edilememiştir. Şu anda İstanbullu''ya fert başına günde 150 metreküp içme suyu düşmektedir. İski Genel Müdürü sayın Veysel Eroğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Ali Müfit Gürtuna''yı çalışmalarından dolayı tebrik ediyoruz. Yazılı açıklamalarından, son altı yılda kazandırılan isale hatlarının, 111 yıldan beri yapılanın iki katına çıktığını da öğreniyoruz. Bu da güzel.

Ama sayın ilgililer şunu hemen hatırlatmak isterim ki, 1540''lı yıllarda İstanbul''a rahmetli Mimar Sinan''ın akıttığı kırkçeşme suları ile insan başına günlük yüz litre su veriliyordu. Buna Beylik suyu, Halkalı suları, Üsküdar suları eklenince kişi başına günlük yüzelli litreyi geçiyordu. Şimdi sizler için çıta daha ilerdedir. Bunu yazmaktan kastım, birilerinin reklamını yapmak değildir. Ancak 2040 yılının master planını yapanlara, bunu göze alanlara da saygı duymak gerekir. Hangi kuruluşumuz on yıl sonrası için değişmeden yürüyecek bir planı göze alabiliyorlar. Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Meyveli ağacı taşlarlar. Çalışanı tenkid ederler. Kimse kusura bakmasın. Büyükşehir sorumlularına şunları hatırlatmak isterim: 1- Tarihi çeşmelerin onarımını sürdürüyorsunuz. Güzel. Hani bunların suyu? Bunlara el uzatınca akacak dokunmatik musluklar takılabilir. 111 yılın hizmeti ile bazı yapılanları kıyaslıyoruz da, 250 yıl gürül gürül akan çeşmelerin yalaklarında sinekler bile içecek su bulamıyor. Hassaten Üçüncü Ahmet çeşmesinin muslukları ve Sebilleri akıtılamaz mı? Kültür Bakanlığı, Topkapı Sarayının girişindeki bu dünya şaheserini, zaten çoktan unuttu. 2- Mevcut sağlam veya kalıntı halindeki su terazi ve maksemlerine, içinden hangi suyun aktığı, nereden gelip nereye gittiğini anlatan bir levha yazıp asmalıyız. Bu eserlerin sokak levhası kadar itibarı olabilmeli. 3- Topkapı surlarının Silivrikapı-Mevlanakapı arasındaki ikiz duvarlı kısmının içinin temizliği ve insan gezebilir hale getirilmesi ne kadar iyi olur. 6 aydır tek başıma girmekten çekiniyorum. 4- Yedikule dışını, Bali koklayıcı ve şarapçılardan kim kurtaracak. Burası gençliğin kötü alışkanlıkları için kurs halindedir. 5- Boğazın her iki yakasındaki, bütün tarihi çeşmelere birer bilgi levhası konmalıdır.

6- Edirnekapı yakınında Eğrikapı''daki Kırkçeşmeler su mahzeni yıkılmaya terk edilmiştir. Bu mahzenin içine halen, bilek kalınlığında Kırkçeşme suyu gelmektedir ve hemen orada kanalizasyona verilmiştir. Yazık değil mi? Koca Sinan''ın hatırası olan su, klorlanarak bir pınar halinde akıtılamaz mı? Bunları sıralarsam birkaç sayfa tutar. Ancak şimdi sorumlulara açık açık soruyorum:

İstanbul''un Suriçinin master plandaki durumunu, yani Suriçinin evsiz bir bölge veya Patrikhanenin genişletilmesi ile ilgili tasarlanmış bir plan var mıdır? Fatih''in bize aziz hatırası olan Suriçi''ni insansız, camilerini cemaatsız bırakmayalım..