29 Ekim 1999 günü yani yarın, Cumhuriyet idaresinin kuruluş ve ilanının 76''ncı yıldönümünü, malum üzücü sebepler dolayısıyla, bazı illerimizde her senekinden, belki daha sade törenlerle kutlayacağız. Olsun...
Marmara bölgesindeki, yüzyılın depreminin yaraları daha tam sarılamamışken; Silahlı Kuvvetlerimizin, vatandaşlarımızın yanında yer alması, bana göre en görkemli ve gösterişli törendir.
Cumhuriyet idaresi, 29 Ekim 1923 günü saat 18.00''de toplanan meclise sunulup; 20.30''da top atışları ile millete duyuruldu.
Ammaaaa, bu iki buçuk saatin öncesi, yani 1920 Nisanından itibaren, üç buçuk yıl meclis ve millet ne sıkıntılar çektiler. Cumhuriyetin ilanı bir şampiyonluk ilanına benzetilirse, uzun maratonda yaşanan sıkıntıların dile getirilmesi şarttır.
Ben bu hafta Cumhuriyeti yazmaya kararlıydım ve yazıyorum da.
Ancak, kültür eski bakanlarımızdan, İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden gazeteci-yazar Prof. Ahmet Taner Kışlalı''nın, kalleşçe bir suikaste uğramış olması, yazımın arasına bir girme yapmamı zorunlu kılmıştır.
Susturamadıklarını ortadan kaldırmak, fikren zayıf ve çıkar düşkünü döneklerin işidir. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra 1909''da idareyi ele alan İttihad Terakki Partisi''nin üst yöneticileri, tecrübeli bir komutan olan harbiye nazırı Mahmut Şevket Paşa''yı Divanyolu''nda arabası içinde kurşunlatmışlardır.
Ardından partilerinin başarısızlıklarını dile getiren gazeteci Ahmet Samimi ve bir diğerini Galata köprüsünde kurşunlattılar. Atatürk''ün Cumhuriyeti ilanından sonra Türkiye''nin ileri gitmesini istemeyen devlet düşmanlarının kışkırtmasıyla İzmir suikasti tertiplendi.
Türkiye''yi İstiklal Savaşımızda dize getiremeyenler, Mondros ve Sevr zırvasıyla öldüremeyenler, Türkiye''nin başarılı liderini ortadan kaldırmaya çalışmışlardı. Yapamadılar.....
Türkiye, 1976-1980 senelerinde, siyasi suikast ve cinayetlerin bol bol görüldüğü dönemlerden zorlayarak da olsa salimen geçebilmiştir. Sonradan anlaşılmıştır ki bu sokak katillerinin arkasında; hep Batı''nın emperyalistleri çıkmıştır.
Ülkeyi kamplara bölmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Tahriklere, dolduruşa gelenler yani cahil insanlar kapılırlar.
Caniler hedeflerini bu sefer geniş bir basın mensubunun aile fertlerinden biri olarak seçtiler. Demek ki niyetleri pek korkunç. Yani ülkede çok karışıklık çıksın istiyorlar. Sayın Kışlalı''ya rahmetler dilerken, başta Türkiye Gazetesi''nden yazar Mehmet Ali Kışlalı kardeşimiz olmak üzere, bütün ailesine ve milletimize sabırlar diliyorum. Şimdi esas konumuza dönüyorum.
Efendim Cumhuriyet bugün yeryüzündeki yüzlerce devletten ancak sayılı birkaçında uygulanan bir idaredir. Türkler bu idareye yabancı değildir. Beş bin yıllık Türk tarihinde, sık sık Cumhurun idaresi ifadesini görürsünüz.
Türk milleti 23 Nisan 1920''de TBMM''yi kurduğunda, 1911''den itibaren, Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Harbi gibi genç nüfusu kırıp geçiren badirelerden geçerek geldi. Ve bütün dünyaya Türk''ün bitmediğini gösterdi.
Batının emperyalistleri ülkeyi baştan başa işgale yeltendiler.
Millet, Mustafa Kemal''in etrafında, yurdu kurtarmak için kenetlendi. Kadını-erkeği, genci-yaşlısı, gücünün yettiğini yapıyordu. Heyeti Temsiliye, Sivas Kongresi''nden sonra Ankara''ya geldiğinde; Ankara''da İngiliz temsilci Vitol''ün emrinde 200 kadar İskoç askeri ile Fransız temsilcisi Kur. Yzb. Buazo ile karşılaştılar.
Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa, bunlara aldırmadan el altından bütün askeri hazırlıklarını üst seviyeye getirdi. Bunu fark eden müstevliler, gece yarısı Ankara''yı terk edip 15 Mart 1920''de İstanbul''a kaçtılar. 16 Mart günü de gece yarısı işgal kuvveti canavarları, İstanbul sokaklarını varlıkları ile kirlettiler.
Maksatları, millet istiklal mücadelesi verirken, İstanbul hükümetini sıkıştırarak; Ankara''yı durdurmak idi.
19 Mart''ta Ankara''dan bütün kolordu ve vilayetlere; seçim yapılması tebliği gönderildi. 10 Nisan''dan itibaren milletvekilleri Ankara''ya gelmeye başladı.
Meclis açılacak ama ne bina, ne de para var. İttihat Terakki''nin lokal olarak inşa ettirmekte olduğu bina, meclis olarak seçildi. Ancak çatıda daha kiremit yoktu. 23 Nisan günü, Mustafa Kemal Paşa, bütün milletvekilleri ve halk topluca Hacı Bayram Camii''ne gelip Cuma namazını kılıyorlar. Namazdan sonra Hacı Bayram hazretlerinin türbesinden, Hacı Bayram''ın sancağını alıyorlar. Meclis binasına doğru coşkun bir şekilde yürüyerek geliyorlar. Kendilerini daha önce gelmiş olan Atatürk karşılıyor.
Dualarla meclis açılıyor. Meclis salonuna; Mustafa Kemal Paşa''nın emriyle, Kur''an-ı kerimden Şura ve Ali İmran surelerinden: "Müslümanlar işlerini layık olanlar arasında istişare ederler. Hakikat tesbit edildikten sonra, icrasına azm edilip, artık hiçbir rey karıştırılmadan Allah''a tevekkül ederler" mealindeki ayeti kerimeler yazdırılıp astırılır.
Cumhuriyet için yazacaklarım bitmedi, ama sütunlar tükendi. Bir dahaki yazımda basın hayatını da yazmak istiyorum.
Daha nice yıllara, hür bir bayrak altında, sulh ve sükun içinde kalkınan Türkiye''ye el ele koşalım.

