2000 yılının gelmesini hasretle bekleyenlerin ümidi renk değiştirmeye başladı. Pembe Milenyum hayallerinin ufukları iyice karardı.
Milenyum, Katolikliğin kollarından birinin adıdır. Bunlara göre, ikibin yılında, gökten inecek 200 kişilik bir Katolik grubu, bütün dünyaya hükmedecektir. İnsanlar Katolikleşecektir.
Bu sapıklık, Hıristiyanlıkta ilk olmuyor. İtibarını kaybeden Papaların uydurdukları ve fakat asılsız sapık beklentilerdir. Birinci bin yılın sonunda, Kıyamet kopacağını Mesih bana haber verdi diyen bir Papa, tıpkı Fatima uydurması gibi, insanlara hayatı zindan etti.
Bin yıl dolup da kıyamet kopmayınca, bir doksan sene daha halkı oyaladılar. Gene kıyamet kopmayınca, bu sefer ikiyüz elli sene sürecek Haçlı seferlerini başlattılar. Bu seferlerde zavallı Hıristiyanlardan bir milyondan fazla genç aç sefil olarak öldüler.
Türklerin başarıları arttıkça, Papaların itibarı sıfıra yaklaştı. Ve Vatikan''dan çıkamaz oldular. Hikaye uzundur.
Bugün ise Dinlerarası Diyalog adında bir Haçlı saldırısı başlattılar. İşin aslı şöyle:
1932 yılında Papa olan Onbirinci Pius, Papa seçilmesi dolayısıyla, bir kitap yayınladı. Adı Catesihm. Bu kitapta Papa şu önemli direktifleri veriyor: "Bütün Kiliseler aktif faaliyete geçsin. Son ikiyüz yıldır, misyonerlik çalışmalarında 30.000 misyonerimiz, karşı din mensuplarınca öldürüldü. Ne kadar dolgun maaş versek de, hayati tehlike sebebiyle misyonerlik yapacak insan bulmakta zorlanıyoruz. Bundan sonra misyonerlik çalışmalarında köklü değişiklik yapacağız. Çalışmalarımıza, diğer bütün kültürlerin Diyalog adı altında katılımları sağlanmalı.
Müslümanların aralarındaki dinsel ihtilaflı konularda, biz belli etmeden bir tarafı desteklemeliyiz. Müslüman ülkelerde Karizma sahibi kimselerle temasa geçip her türlü maddi destekle onları gündemde tutmalıyız. Dinde Reform yapılmasını savunanları, her neye mal olsa da desteklemeliyiz. Bu maksatla kilise kasalarını ardına kadar açmalıyız.
Hıristiyan ülkelerdeki Müslümanlar, esas hedefimiz değildir. Zira onlar aramızda ve bizim soluduğumuz havayı soluyorlar. Onları ürkütmeden çok kolay kazanabiliriz.
Esas hedefimiz, Müslüman ülke halkarının kilisemize kazandırılmasıdır. Bunun için hoş görü kavramını geliştirmeliyiz. Herkesin Allah''ın kulu ve her ibadethanesinin Allahın evi, her dinin de Allah''ın yolu olduğunu her vasıta ile işlemeliyiz"
İşte Papa Pius''un, 70 sene önceki düsturları, işte bu gün Türkiye''de devam eden Dinler arası diyalog çalışmaları nasıl, tıpa tıp uymuyor mu?
Vatikan dinî bir kuruluştur. Ulu önder Atatürk''ün kurduğu Laik Cumhuriyet yönetimi ile kurmaya çalıştıkları ilişkiler, Laiklik ilkesini zedeleyecektir.
Türkiye''de yakın zamanda Hıristiyanlığı seçen grupları duyarsak şaşmayalım. Bu diyalog çalışmaları hiç masum değildir. Türkiye''nin çok aleyhinedir. Vatikan''ın casusları zaten cirit atıyor. Böyle din değiştirmelerle, Yerli casuslar da devreye girecektir.
Dünya Kiliseler Birliği''nin Nişantaşı''ndaki yeri, Türkiye dışından gelen Müslümanların Avrupa''daki din eğitim merkezlerine sevk işini yıllardır sürdürmektedir.
Vatikan''ın aldığı karara uygun olarak; ikibin yılı hamleleri, Atlantik''ten, Pasifik''e kadar yüz büyük yerleşim merkezinde misyonerlik ve diyalog çalışmaları başlatılmıştır. İstanbul liste başıdır.
Sadece ABD hesabına ikiyüzbin adet yeni tip misyoner Müslüman ülkelerinde çalışmaktadır.
Şaşılacak bir durumdur ki, Trabzon, Kayseri, Eğirdir ve İzmir Buca''da Belediye bütçesinden yapılan harcamalarla, kiliseler yaptırılmış ve hizmete açılmıştır. Hele Nevşehir''deki hemen bütün ilçelerde kiliseler ya restore ediliyor ya da inşa... Dinsel harcamalar bütçeden yapılıyor. Bu faaliyetler nereye kadar sürecek veya bu bölücü çalışmalara kim dur diyecek.
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk bu tip çalışmaları kesinlikle durdurmuştu. Şimdi ne oldu da böyle bir gafletin içine düştük?

