Kaydet
a- | +A

10 Haziran cumartesi günü, ajanslar tarafından flaş haber olarak ölümü duyurulan Hafız Esad hakkında yazılanlara, doğrusu şaşıp kaldım. Sanki Ortadoğu iyi bir liderini kaybetmişti. Aslında öyle değil.

Suriye toprakları tarih boyunca birçok defa el değiştirmiştir. Mısır''daki Fatimiler, Suriye topraklarındaki Nusayrilerle uzun uzun savaşmışlardır. Suriye topraklarına gelen Türkler''in kurdukları, Suriye Atabekleri, bölgeye disiplin ve huzur getirmişlerdir. 1516''daki Osmanlı devletinin Mısır seferi ile Suriye Türk topraklarına katıldı. 1916''ya kadar Suriye, bir huzur ülkesidir. Ortadoğu''da petrolün keşfi ile, Batının sömürgesi sahte medenileri, bu sakin topraklarda binlerce insanın biribirini boğazlamasına alkış tuttular. Fransız-İngiliz işbirliği ile, Irak, Suriye, Ürdün ve diğer Arabistan toprakları Türkler''in idaresinden alınıp, Batının inisiyatifine, petrollerin geliri de sömürgecilerin kasalarına geçiverdi. 1945 senesine kadar Fransız Mandası altındaki Suriye, o tarihte, güya demokrasiye geçti. Şam musevilerinden Mişel Eflakin; kuruluşunda maddi, manevi yardımları olan Baas partisi, Irak ve Suriye''de iktidara getirildi. Baasın en mühim özelliği, Türk düşmanlığı idi. Dört yüz yıldır kendilerini huzur içinde yaşatanlara, acımasız düşman kesilmişlerdi. Ben mesleğimin ilk yıllarında birçok Subayımızın, Şam ve Bağdat doğumlu olduklarını gördüğümde doğrusu inanmakta çok zorlanmıştım. Baas partisi, Türk topraklarına saldırıyı, sık sık suni gerginliklerle gündemde tutmuştur. Hatay gibi özbe öz Türk toprağının üstüne yatmak istediler. Ulu önder Atatürk''ün şiddetle bastırması neticesinde, Hatay kısa bir hasretten sonra kendi vatanına kavuşmuştur. Hafız Esad''ın otuz yıllık iktidarında, tek düşmanı Türkiye idi. Kaç defa Türk sınırlarına asker yığmıştır. Güya gözdağı vermek istiyordu. Türkiye''nin Fırat üzerine kurduğu barajlara müdahale etmeye kalkıştı. Atatürk barajını defalarca sabote etmek istedi. Otuz bin Türk evladının ölümüne sebep olan bölücü örgüte kucak açıp, eğitim kampları kuran onları besleyen Hafız Esad idi. Şam Ermeniler''ini bu eli kanlı örgüte dahil eden de yine oydu. Her fırsatta Hatay''ı ister, bunu ilkokul kitaplarındaki haritalara ısrarla koydururdu.

Türk harp okullarında, 1960-70 senelerinde yüzlerce Suriyeli öğrenci okutuldu. Bu gençler Suriye ordusunda subay olarak görev yaparlarken, Esad başa geçince, bunlardan Nusayri yani kendilerinden olmayan, yüzlercesini, aleni şehid ettirdi. Şam topçu okulundaki bir baskında bu subaylardan 70 tanesi bir gecede, kendi silah arkadaşları tarafından katledildi. Suriye halkının % 7''si Nusayri''dir. Geri kalanı Sünni, şafii ve çoğu Türk asıllı insanlardır. Bu insanlar hep ecnebi olarak görülmüş ve ezilmişlerdir. Şu anda mutlu bir Nusayri azınlık, sessiz çoğunluğu ezmektedir. Otuz yıllık iktidarında Esad, bu zülmünü artırarak devam ettirmiştir. Türk topraklarından çıkan Fırat''ı, sahiplenmek istemiştir. Fırat Türk topraklarından Suriye''ye girdiği noktada, 900 metre genişliğe ulaşır. Sanki bir deniz gibidir. Esad bununla doymamıştır. Esad, bölücübaşı çocuk katiline kol kanat gerdiği sırada, K.K. Komutanı Orgeneral sayın Atilla Ateş''in, Esad''ın kulağının dibinde yaptığı bir konuşmada "Yeter artık. Sabrımızı taşırıyorsun" ikazı üzerine, kuzu kuzu suçluyu sınır dışına bırakıvermiştir. Esad''ın cenazesine gitmek belki bir insanlık borcu gibi düşünüldü. Ancak 30 bin insanımızın şehit olmasından suçlu birinin cezanesine gidilmese, milletimiz daha memnun olurdu. Rus''un desteklediği zalime yapılacak son görev; oraya gitmemektir. Bu zalimin yerine geçecek oğlunun, istikbalini karanlık görüyorum. Belki de onu Batı''nın beynelmilel güçleri, kısa sürede harcayacaklar. Suriye kısa sürede karışacaktır. Zalimler ne kadar uzun iktidar olurlarsa, Ebucehil karpuzu gibi zararları da o nispette çok olur.