Kaydet
a- | +A

Mehmetçiğe bu verilen görev ne ilkidir, ne de Allah bilir ama sondur. Bilinen o ki, en son verilen görevdir. Şerefli ve yakışan bir görevdir. Hayırlı olmasını can u gönülden diliyorum.

Son bir aydır, Kosova''daki zulmüne, NATO''nun zorlaması ile ara veren Slobodan Miloşeviç ve onun zalim çetnikleri, yine kan dökerek şüheda topraklarını terk ettiler. Gidişleri olsun dönüşleri olmasın diyen Kosova halkının bedduası yeter.

Arkalarından çıkarılan toplu mezarlar, nasıl bir insanlık suçunun işlendiğini anlatmaya yeter.

Türklere barbar diyenler, tarihlerine yazdırıp okullarında okutanlar, size sesleniyorum: Kimmiş barbar olanlar. İşte Avrupalıların barbarlıklarını durdurmak için önce havacılarımız, sonra da kara birliklerimiz bekçilik etmeye gittiler.

Türklere emperyalist diyenler, emperyalistin kim olduğunu biz zaten biliyorduk, bari siz de kabullendiniz mi?

Beş bin yıllık Türk tarihinde, binlerce defa zalimlere dur demiştir Türk askerleri. Selçukluların İslamiyeti kabulü bu yüzden pek kolay ve çabuk olmuştur. Türkün yaratılışındaki üstün vasıflar ile İslamiyetin güzel ahlakı birbirine denk gelmiştir.

Osmanlı devletinin kuruluşunun 700''üncü kuruluş yıldönümünü, Avrupa topraklarında barış kuvvetleri ile kutlamak, çok önemli bir hadisedir.

Kosova Meydan Muharebesinin 611''inci yıldönümünün yaşandığı bu günlerde Mehmetçiğin bu topraklara sulh için koşması yüz akımızdır. Bu bir takdiri ilahidir.

NATO hava birliklerindeki pilotlarımıza, uzun süre savunma görevleri verdiler. AB devletleri, "Hıristiyanları Türklere vurdurmayalım" safsatasının etkisi ile ve kamuoylarından korkarak, epey zaman oyaladılar. Kendi hava kuvvetleri karargahlarından, Miloşeviç''e haber sızdırılması üzerine, çaresizlikten Türklere akın görevini verdiler. Ne oldu? Türk pilotları her görevi başarı ile icra ettiler. Varolsunlar sağ olsunlar.

Türk kara birliği Bulgaristan''dan geçerken, halk yollara düşmüş ağlayarak konvoyu alkışlıyorlardı. Yetmiş yıl komünizmin tanklarının gölgesinde, insanlığını unutan bu kimseler, tarihi hatırlayarak alkışlıyorlardı. Zira Türkler beş yüz sene Bulgarlara müreffeh bir hayat yaşattılar.

Şimdi NATO

yetkilileri, halen Türk kuvvetlerine güvenemiyorlar ki, Türklerin yaşadığı Prizren''de görev veriyorlar. Beyler korkmayın, değil Kosova''da, Sırbistan''da bile Türklere barış görevini korkmadan verin. Bu millet

Çanakkale''de, vatanına saldıran düşmanın yaralısına gömleğini, yırtarak sargı bezi yapmıştır:

Çanakkale''de bir çatışmanın akabinde, siperleri gezen bir Fransız generali bir İngiliz yaralının kanını durdurmak için gömleğini yırtan yaralı Türk askerine tercüman aracılığı ile sorar: "Biraz önce gırtlak gırtlağa geldiğin bu düşmanına şimdi bu yardımı niçin yapıyorsun?"

Cevap muhteşemdir. "Bu düşmandır ama yardıma muhtaçtır. Biraz önce cebinden bir yaşlı kadın resmi çıkarıp öptü ve bir şeyler söyledi. Ben dilini anlamıyorum. Ancak anladım ki anasıdır ve onun yolunu gözleyen birisi var. Benim ise kimsem yok ki yolumu gözleyenim olsun. Onun yarasını sarıyorum ki, anasına kavuşsun." Bu sözleri duyan Fransız generali göz yaşlarını tutamaz. Bu sırada yanındaki emir subayı, Türk askerinin üniformasından sızan kanı görüp omuzunu açar ki, büyükçe bir yara ve kanı durdurmak için bir tutam ot tıkanmış. Ne diyeceklerini şaşırmış bir halde yerlerine dönerler.

Bütün dünyada bu fazileti gösterecek bir askere rastlayamazsınız.

Kıbrıs''ta yapılan Rum zulümleri unutulmadı. 26''ncı yıldönümünü kutlamaya hazırlandığımız Kıbrıs Barış Harekâtı ile bu Rum zulmüne dur diyen yine Mehmetçiktir. Şimdi Avrupa''nın Hıristiyan kulübü gibi çalışan devletleri ile Amerika Birleşik Devletleri, Kıbrıs meselesini halletmeyi, iki cumhuriyeti birleştirmede arıyorlar. Bu hiçbir zaman olamaz. Zaten hukuken Türkün olan bu Adada, insanlık suçundan sabıkalı Rumlara idarecilik verilemez. Cumhurbaşkanı sayın Rauf Denktaş''ı Türkiye hiçbir zaman yalnız bırakmayacaktır. Bırakmamalıdır.

1571 senesinde Magosa bir sene kadar muhasara edildi. Böyle uzun bir müddet sürdürülmesinin tek sebebi, daha az kan dökülmesi için idi. Magosa komutanı Venedikli, başlayan yiyecek sıkıntısına çare için 8000 kadar sivil halkı kale dışına sürüverdi. Yani bir günlük mısır unu ile, düşmanları olan Türk''ün kucağına attı.

Lala Mustafa Paşa, bunları öldürtebilirdi. En azından ne yaparsanız yapın diyebilirdi. Öyle yapmadı. Bu insanlara civar köylerde mülk olarak yer verdi. Kendi erzaklarından verdi. Bu şefkatli insanları, sürgün Venedikliler öyle sevdiler ki, kendi kalelerine hücum eden Türklerin yanında savaşmak istediler. Paşa müsaade etmedi.

Balkan halkı Fatih''ten önce papa ve patriklerin kölesi olarak sömürülüyorlardı. Birazcık direnseler, hemen bir Haçlı seferi tertip ediliyordu. Fatih, papanın bu zulmüne dur dedi. Papa ise buna çare olarak, daha iyi davranma yolunu seçmeli idi. Yapmadı ve Fatih''i zehirletmek için onaltı defa suikast tertipledi. En son onyedincisinde zehirleterek, Türklerden kurtulmayı denedi. Ama bilemediler ki, Türkün içinde milyonlarca Fatih vardır ve kıyamete kadar da devam edecektir.

Mehmetçiğimizin bu yeni görevinde, bütün Avrupa''yı utandıracak bir başarı sergileyeceğine inancım tamdır. Bütün Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının bu başarıda payları vardır.

2000 yılı Türk asrının başlangıcıdır. Kim ne yaparsa yapsın bunu önleyemeyecektir. Öyle inanıyorum ki yakın bir gelecekte, daha birçok sınırdışı yerlerde, Mehmetlerimiz görev alacaklardır.