Kaydet
a- | +A

Bu yazım siz okuyucularıma ulaştığında, Türkiye''nin onuncu Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet Sezer görevine başlamış olacaktır. Bu göreve başlayış milletimiz ve memleketimize hayırlı olsun. Türklerde devletin yani cumhurun başı çok değerlidir. Sayın Sezer''in birçok faydalı çalışmalar yapacağına canı gönülden inanıyorum. 8 Mayıs''la başlayan hafta ise dokuzuncu cumhurbaşkanımızın yurt içi, yurt dışı veda ziyaretleri ile geçti. Bunlardan 10 Mayıs''taki Arnavutluk ziyareti esnasında, Arnavutluk Cumhurbaşkanı Recep Meydani, Devletinin en kıymetli nişanı olan "İskender Bey Nişanı"nı sayın Demirel''e verdi. Peki Arnavutluk''un adına nişanlar verdiği bu İskender bey kimdir? 1423 senesinde, Sultan İkinci Murat Han, kendisine isyan ettirilen küçük kardeşi Mustafa''nın taraftarlarını sindirdikten sonra, çoktan beri Papalığın kışkırtmakta olduğu Kuzey Arnavutluk''taki, Mirdita beyi Ghion Kastriyoti''yi yatıştırmaya asker gönderdi. Türk ordusunun başındaki Evrenosoğlu İsa Bey kısa zamanda Mirdita''yı işgal edip, Beyi Kastriyoti''yi esir aldı. Ve bu kişiyi tekrar Beyliğine iade etti. Ancak ilerde yine isyan edebilme ihtimaline karşı, henüz onsekiz yaşındaki en küçük oğlu Georges Kastriyoti''yi, rehin olarak Osmanlı başkenti Edirne''ye gönderdi. Bu Arnavut delikanlısı, kendi isteği ile Müslüman olup, sevdiği İskender ismini aldı. Saray okulundaki diğer kurmaylarla beraber okutulup, Türk subayı yapıldı. 25 sene birçok harplerde bulunup; büyük birlikler idare etti ve kahramanlıkları görüldü. İskender, babası ölünce Mirdita''nın idaresini Sultan''dan istedi. Halbuki önünde üç ağabeyi daha vardı. Saray bunu uygun bulmadı. İskender Bey bir gün saraydaki padişahın fermanlarını yazan Nişancasını, hançerle tehdit ederek; Mirdita yani Akçahisar''ın idaresinin kendisine verildiğini bildiren sahte bir ferman yazdırdı. Sonra da Nişanca''yı şehit etti. Atına atladığı gibi Akçahisar''a varıp, kale komutanı Hasan beye fermanı göstererek; kalenin idaresini eline aldı. Ertesi gün Hasan Bey ve adamlarını, gece baskını ile kılıçtan geçirdi. Sene 1447. Yani yirmidört yıl Müslüman kalmış bir Türk subayı, devletine isyan ederek, ihanete başlamıştı. Adını, her ne kadar George Kastriyoti olarak değiştirdi ise de, bundan sonraki 25 yıllık asiliğinde, Türkler''in kendisine verdiği İskender adını kullanmıştır nam için. 25 sene boyunca hem Arnavut, hem Türklerden binlerce insanın ölümüne sebep olmuştur. Napoli, Venedik ve Papalığın her dediğini yapmıştır. Milletini bunlara köle yapmıştır.

Devletimize bu kadar zararlar vermiş bir isyankar, 1468''de Leş kasabasında 63 yaşında ölmüştür. Ölüsü de, Saint Nicolas kilisesine gömülmüştür. 1470 senesinde, Napoli krallığı Arnavutluk''u işgal edip yutmak üzere iken, Fatih Sultan Mehmet Han imdada yetişerek, Arnavutluk''u bu zalimlerden kurtarmıştır. Balkan harbine kadar, Arnavutluk insanı, 441 sene boyunca Türk idaresinde huzur içinde bir ömür sürmüştür. Osmanlı''nın her başarısında, Arnavut kahramanlarının da payı vardır. İşte sayın Demirel''e verilen İskender Bey nişanının hikayesi. Bu nişan kabul edilmemeli idi. Şu anki Arnavut idarecileri, beş yüz yıl önce Türk''e isyan eden bir sergerdenin adını taşıyan nişanı, Türk cumhurbaşkanına, hangi faydalı düşüncelerle verdiler. Doğrusu anlayamadım... Enver Hoxa''nın zulmünden daha dün kurtuldular. Türkiye olmasa, Yunanistan Arnavutluk''u yutmaya hazırdır. Ama Türkler hoş görülüdür. Hatta öyle ki, aynı on mayıs günü, İsrail devletinin 52''nci kuruluş yılı için Ankara''daki kutlamalarına, Dışişleri Bakanlığımız müsteşarını göndermiştir. O İsrail ki, 1890 yılından beri Filistin topraklarından Türkler''i atabilmek için, ne sinsi planlar uygaladılar. Türk devletinden zorla koparttıkları topraklar üzerinde kurdukları devletin kokteyline Türk bakanlarını davet ederler. Ama aynı İsrail''in bakanları daha iki gün önce, Ermeniler''in soykırımı yalanına, hiçbir sebep yokken çanak tutarlar. Basını hâlen bu iddiaları destekliyor. İsrail sermayesinin, GAP''ta el altından edindikleri toprakları, ilerde ne için kullanacaklarını da doğrusu pek merak ediyorum.