Son altı aydır Türkiye''de gündemi takipte zorlanıyoruz. Bazı konular günlük olmasına rağmen, bazları bir hafta, bir ay veya iki ay sahnede kalabiliyor. Haziran ayı gündeminin ise, Nazım Hikmet''in kemikleri olacağa benziyor. 3 Haziran 1963''te Moskova''da, Rus vatandaşı Nazım Hikmet Borzecky olarak ölen bu vatan kaçağı, RTİB''ce kahraman ilan edilmiştir. Buna devlet adamlarımız da katılmıştır. Aynı sütunları paylaşmaktan şeref duyduğum, usta şair kıymetli edebiyat ve fikir adamı sayın Yavuz Bülent Bakiler o günün makalesinde, Nazım Hikmet''in kim olduğunu pek güzel anlattı. Ben biraz değişik açıdan konuya yaklaşmak istiyorum. Nazım Hikmet şerefli Türk bahriyesinin bir mensubu iken, bu şerefli görevden kurtulmak için kendini çürüğe çıkartmanın yollarını aradı ve buldu. Çürük subayın orduda işi olamazdı.
Va-Nu isimli vatansızın tesiri ile, İnebolu''ya giderek; oradaki bazı eski tüfek komünistlerle tanışıp Rusya''ya kaçtı. Sekiz sene, Rusya''da komünist ekonomisini ve sosyolojisini okudu. Leninist oldu. Sekiz yıl sonra Türkiye''ye dönerek, kalkınma hamleleri içindeki Türkiye''de, hem de ulu önder Atatürk''ün cumhurbaşkanlığı zamanında, bölücü çalışmalar yaptı. Bölücülükten, o günün mevzuatına göre idamı gerekirken, sadece hapsedildi. Devlet acıdı. 1950 affı ile hapisten çıkar çıkmaz yine Rusya''ya kaçtı. "Beni Stalin yarattı, ben Hafızı kapital olmak istiyorum" diyerek, Lenin''e Allahlık, Komünist kapitaline de Kur''an-ı kerimlik atfetmeye kalkıştı. Ölünceye kadar, Rusya adına muhtelif yerlerde, Komünizm propagandası yapmıştır. Sevdiği, hizmet ettiği topraklarda da ölüp gitti... RTİB (Rus-Türk İşadamları Birliği) 2000 yılında Türkiye''den fikirdaş gazetecileri, Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Moskova Büyükelçimizi, Nazım''ın gömülü olduğu yerde topladı. Her biri sütunlarında ne ağıtlar yazdılar. Layıktır... Öyle anlaşılıyor ki; yakında kemiklerinin getirilmesini gündeme taşıyabilirler. Bu vatanı istemeyen ve ihanet eden hükümlü, Türkiye''den toprak isteyen Rusya''ya 22 sene hizmet eden birisinin kemikleri, hizmet yerinde kalmalıdır. Bu kimsenin Türkiye''ye getirilmesi bölücülüğe prim olur. Böyle biri için, müsteşar yardımcısını gönderen Sayın Bakan İstemihan Talay, bu uygulama ile vatanseverleri üzmüştür.
Moskova elçimizin böyle yerde bulunması, devletin iştiraki demektir. Devletin bu anmada bulunmaması gerekirdi. Acaba sayın elçimiz, Kırım''a kadar gidip, Türk fikir adamı Gaspıralı İsmail Bey''in mezarına uğramışlar mıdır? Birinci Dünya Harbi''ne ülkemizi gereksiz şekilde sokup; milyonlarca Türk''ün ölümüne sebep olan İttihad ve Terakki''nin üç elebaşı, savaş kaybedilince, Ermeni gemileri ile Rusya''ya kaçtılar. Bunlar da komünist idareden medet umdular. Her biri bir yerde öldü gitti. Bunlardan Talat Bey ve en son Enver Paşa''nın kemikleri, yıllar sonra İstanbul''a getirildi. Cemal Paşa Erzurum Kars kapıdadır. Milletin başına çorap örenlere bu vefa nedendir. Vatan ve millete ihanet edenler ödüllendirilemez. Bunları ödüllendirmek, ihanete özendirmek olur. Yine 1917''de Ürdün''de, Ölü Denize yakın, Akabe Körfezinden Osmanlı toprağına saldıran İngilizlerce, bir Türk bölüğü toptan ve havadan imha edilmiştir. Bugünkü Salt ilçesinin pek yakınında şehit olan bu kahramanlar, bölgenin taşlık olması sebebiyle mezar kazılıp defn edilemedi. Ve bir mağaraya silahları ile birlikte topluca yığma olarak konuldular. Toprağa giremediler. Eğer bütçe müsait ise devlet, bu kemikleri, hasret kaldıkları yurt topraklarına kavuştursun. Yemen''de, Asir''de, Kerkük''te, Kafkaslar''da, Balkanlar''da, Trablus''ta ve hatta Nazım''ın aslının geldiği Polonya''nın Galiçyasında, yüzbinlerce şühedanın kemikleri vardır. Vatanı millet için ölenler gurbette, vatandan kaçanlar ise ölümünden sonra kahraman ilan edilirse, bu şehitlerin kemikleri sızlar. Buna da hiçbirimizin hakkı yoktur.

