Kaydet
a- | +A

Yazılarımı bilindiği gibi, haftalık olarak yazmaktayım. Yazıişlerine ise, Pazartesi günleri teslim etmekteyim. Bu sebeple geçen haftaki yazımda, depremden sonra yayınlanmasına rağmen geçmiş olsun diyememiştim. Benim de içinde bulunduğum son zelzele, tam manasıyla bir afet olmuştur. Birbirimize yardım ve şefkatin, unutulan en güzel örneklerini verebilmemize vesile olan, bu acı hadise inşallah bir daha yaşanmasın. Depremzede kardeşlerimin acısını paylaşıp; tekrar tekrar geçmiş olsun diyerek, ölenlere Cenab-ı Hakk''tan rahmet, geride kalanlara sabırlar dilerim.

Tarihimizin bir altın sayfası Bugün 26 Ağustos 1999, yani Büyük Taarruzun başlamasının 77''nci yıldönümü. Birinci Dünya Harbi kâbusunun ardından, güzel vatanımızın birçok yerini işgal eden Batı''nın emperyalist güçleri, bu yetmezmiş gibi; Yunan''ı da İzmir''e çıkararak bağrımıza hançer saplamıştı. Tarihinde nice güçlükleri aşarak, hürriyetini korumasını bilen necip milletimiz, bu acı günleri de geçmesini bilmiştir. Şanlı ecdadına layık bir şekilde. Düşman güçleri 1921 senesinde, Sakarya''nın batı kıyılarına kadar gelip dayanınca, Büyük Millet Meclisi''nde çatlak sesler çıkmaya başladı. Milletçe sonunda bir noktada birleşildi. Ve Sakarya Başkumandanlık Meydan Muharebesi 13 Eylül 1921''de kazanıldı. Savaş kazanıldı, fakat elde avuçta ne varsa bitirmiştik. Silah ve cephane miktarı yok denecek durumda idi. Askerin ayağında çarık, sırtında elbise ve de yiyeceği KAVURGALIK ARPA bile yoktu. Büyük Millet Meclisi, bir an önce düşmanın takibi fikrinde idi. Evet takip ama, ne ile. Bunun için Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa, hazırlıklara hız verilmesini istedi. Nerede ne bulunursa savaşın hizmetine veriliyordu. Böylece 26 Ağustos 1922 tarihine gelindi. Düşmanın ikmali İzmir ve Mudanya üzerinde mükemmel denecek kadar iyi yapılıyordu. Bizim ise, yok ki ikmal edilsin.... Bu savaşlar silsilesi 26 Ağustos-9 Eylül günlerinde geceli gündüzlü sürdü gitti. Ulu Önder Atatürk bu savaş için daha sonraları şöyle söyleyecektir: "Her safhası ile düşünülmüş, izhar, idare ve zaferle intaç edilmiş olan bu harekat, Türk ordusunun, Türk zabitan ve kumanda heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihte bir daha tesbit eden muazzam bir eserdir." Bu savaşa katılan nice komutanlar cumhuriyetin kurulmasından sonra da, muvazzaflık hizmetlerine devam ettiler. Pek çoğu en üst rütbelere kadar yükseldiler. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kadrosundaki bu kıymetli askerler, gençlere çekilen sıkıntıları da anlatarak, tecrübelerini aktarmışlardır. İşte bu saygın kişilerden E. Orgeneral Asım Gündüz paşanın hatıralarından bir pasajı aşağıya alıyorum. Bu paşamız, İstanbul''da Erkan-ı Harbiye mektebinde (Harp Akademisi) Tabiye öğretmeni idi. Anadolu''ya kurtuluşa koşan talebelerine, menfi konuşmalar yapmasına rağmen, bilahare Anadolu''ya geçmenin zaruretine inanarak o da Ankara''ya gitmiştir. Bu savaş esnasında, Garp Cephesi Komutanlığı Kurmay Başkanlığı yapmıştır. Asım Gündüz Paşa hatıralarında 26 Ağustos''u şöyle anlatıyor: "Bu zaferi anlamak için zafer öncesinde çekilen müşkilatların bilinmesine ihtiyaç vardır. Sakarya Başkumandanlık Meydan Muharebesinden sonra imkansızlıklar sebebiyle düşmanı takip edemedik. Seyit Gazi istikametinde düşman rahat rahat çekildi. Nakliye vasıtalarımız hemen hemen yok gibiydi. Beslenme büyük problemdi. Tüfek başına ancak yüz mermi verebiliyorduk. Bir sene kadar ikmal işlerini düzene sokmakla uğraştık. Yunan''ın iki mühim ikmal merkezi vardı. Birisi İzmir limanı, diğeri Mudanya. Biz planımızı, Orduyu Akarçay güneyinde konuşlandırmaya göre yaptık. Böylece düşman ikmal yollarını güneyden vuracaktık. Kuzeydeki birliklerimizi bir gecede güneye kaydırmayı başardık. Karşımızda onbeş düşman tümeni vardı. Buna rağmen, bu birlik kaydırmamızı fark edemediler. Biz güneye 12 tümen geçirdik. Karargahımızı 24 Ağustos''ta Akşehir''den Şuhud''a naklettik. 26 Ağustos sabahı, başımızda Atatürk olduğu halde, Kocatepe''ye çıktık. Tam saat altıda bütün toplarımız Afyonkarahisar güneyindeki düşman hatlarını dövmeye başladı. İlk siperlerinden söktüğümüz düşman mevzileri, Güzelim dağı önündekiler idi. Artık düşman kaçmaya başlamıştı. Geceli gündüzlü dört gün devam eden bu kovalamaca sonunda, gelen bir rapordan, mühim miktardaki düşman kuvvetinin Murat dağları kuzeyinde, birliklerimiz tarafından kuşatıldığı haberi geldi. Düşman Sekizinci Tümeni general ve subayları, atları, arabaları, top ve tüfekleri ile elimize düşmüştü."