Türk Devletinin varlığı için tehlikeli birçok faaliyetleri tesbit edilen Heybeli Ada Ruhban Okulu, devletimizce kapatılmıştı. Aslında bu okulun Türkiye''den okutacağı Ruhban öğrencisi de yoktur. Zira Türkiye''de, sadece İstanbul''da, ancak üç bin kadar Ortodoks cemaat vardır. Türkiye gerçeklerine göre, üç bin nüfuslu köylerde ancak ilkokul bulunur. Halen de Türkiye''nin hiçbir köyünde yüksek okul veya fakülte yoktur.
Yani eğitim gerçekleri yönünden Türkiye''nin Ruhban okuluna ihtiyacı yoktur.
Ancak son üç senedir Türkiye''ye gelen yabancı devlet ve hükümet adamlarının kalplerine, bir Ruhban okulu aşkı musallat olmuştur. Türk topraklarına ayak basar basmaz, babalarının eviymiş gibi, Fener Rum Patrikhanesine koşup; Patrik Bartholomeos''un ellerine kapanıyorlar.
Torunlarını vaftiz ettirip, eş ve çocuklarını takdis ettiriyorlar.
Patrik sevdalısı misafirlerin son temsilcisi Alman Cumhurbaşkanı Rau da, Türkiye''yi anlayışa davet eder. Almanya''daki üç milyondan ziyade Türkler için, bir ilahiyat fakültesinin açılmasına ne buyururlar acaba.
Gönlüm isterdi ki bu kamuya açık beyanata, yine kamuya açık bir açıklama ile cevap verilmeli idi. Türk devleti, dünyadaki devletler içinde en anlayışlı ve ileri görüşlüsüdür. Bu haslet Türk''ün ecdadından mirastır. Genlerinde vardır. Bizim tarihimizde, Engizisyon lekesi yoktur.
Ekümeniklik dünya lideri, Ekümene ise sonsuza kadar yerleşim alanı yani yurt demektir. Fener Rum Patrikhanesinin en büyük emeli, İtalya''daki Papalık gibi devlet olmaktır. Buradaki Ekümeniklik, hem dini lider hem de Devlet başkanlığıdır. Patrik efendi, Ayasofya''yı Devlet başkanlığı merkezi, İstanbul''da surların çevrelediği bölgeyi de Devletinin toprağı yapmak istiyor. Önce devlet kurulacak, sonra Avrupalı devletler, hani bu devletin toprağı, topraksız devlet olur mu diyerek; baskıya başlayacaklardır.
Halen Yunanistan''daki ilk ve orta okullarında okutulan Bizans Tarihi kitabının 273''üncü sayfasında aynen şöyle yazıyor:
"Bizans imparatoru, Altınkapı yakınlarında derin bir yer altı mağarasına, Melekler tarafından götürülmüş ve mermer taş haline dönüştürülmüştür. Kral saatini ve görevinin kendisini uyandıracağı zamanı beklemektedir. O an gelince, görevli, Kralı uyandıracak ve eline kılıcını verecektir. Kral atına binip, Ayasofya''ya girecek ve o gün ölüm kol gezecektir. Her yer kan gölünde yüzecektir. Ve Türkler''i geldikleri yere, Kızılelmaya, Orta Asya''ya sürecektir."
İşte zorla da olsa dostumuz saymaya gayret ettiğimiz Yunanistan''ın, körpe zihinlere şırınga ettiği düşmanlık zehiri.
Bizans kralının beklediği derin mağara, Altınkapıya yakın olduğuna göre, herhalde Yedikule civarındadır. Urfa Harranlar''a kadar gidip "Hayatımda hayal edemeyeceğim ve ömrümün sonuna kadar unutamayacağım bir toplantı" diye gözyaşları ile beyanat veren Patrik efendi, burnunun dibindeki bu mağaraya da arada bir uğrayıp, yalnızlıktan sıkılan Mermer Bizans İmparatoru''nun hal hatırını soramaz mıydı?
Bu mesele Türkiye için hayati önem taşıyor. Lozan anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti''nde Anayasa gibi hayati önem taşır. Kanla, canla kazanılmıştır. Lozan''a göre Patrik, İstanbul''daki Rum Ortodokslarının Din işlerine bakabilir. Patriklik, Lozan görüşmelerinde, Atatürk tarafından yurt dışına çıkartılması emredilmiş, ancak Lord Curzon''ın ricaları ile şartlı olarak İstanbul''da bırakılmasına müsaade edilmiştir. Patriğin bunun ötesindeki her toplantı ve davranışı, Lozan''ı çiğnemektir, delmektir.
Avrupa Birliği''ne alınma uğruna taviz vermek için de olsa, Lozan zedelenemez. Bunu zedeleyenler karşılarında Türkiye''yi bulur.
"Bu kadar katı olmayalım, büyüklük bizde kalsın" gibi hoşgörülerin burada yeri yoktur. Eğer illa illa açmaya mecburuz diyen biri çıkarsa; bendenizin teklifi, bu milli meselede referandum yapılmalıdır. Milletimiz isterse, ben de razı olurum.
1895 depreminde bahçesinde, üç metre genişliğinde fay çatlağı meydana gelen ruhban okulu, maddi bakımdan da tehlikeli bir coğrafyadadır.
Ruhban okulu açılması Türkiye''nin bölünmezliğine zarar verir.

