16 Haziran 2000 Cuma günü, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı Sayın Nuri Yılmaz, Vatikan din devletinin başı, yani kralı Papa II. Jean Paul ile buluştu, görüştü. Ardından da Roma Camii''nde cuma namazını eda etti. Normal şartlarda, bu görüşme garipsenmezdi. Ancak şartlar şu anda anormaldir ve hatta tepetaklaktır. Son beş senedir açıktan açığa konuşulmakta olan, "Dinlerarası Diyalog" Türkiye''nin siyasi gündemini zorlamaya başladı. Öyle ki; Şanlıurfa''da yapılan ve Fener Rum Patriği''nden, Yahudi Hahamına kadar, birçok gayri müslim din adamı ile, Türkiye Büyük Millet Meclisi''nin birçok üyesinin katıldığı sempozyum, dinle siyaseti içiçe katıştırmıştır.
Yıllardır yapılan kamuya yönelik yayınlar ve Papa''nın Türkiye''ye daveti, son ziyaret ile resmileşti. Papa da naz ederek; ancak seneye gelebileceğini bildiriyor. Papa Türkiye''ye gelmemelidir. Onun gelmesi Türkiye''de, zaten mevcut olan Katolik propaganda faaliyetlerini artıracaktır. Böyle çalışmalar nerden gelirse gelsin, ülke ve milletimiz için, çok zararlıdır. Bölücülüğü davet eder. Biraz gerilere gidersek, Fatih''in oğlu Sultan Cem''e, Papaların yaptıkları eziyetler, onların kendi dinlerinden olmayanlara ne gözle baktıklarının açık göstergesidir. Papa VIII. İnnocen, Saint Jean şövalyelerinden Sultan Cem''i para ile satın almıştır. Yani insan tacirliği yaptığı delilli, ispatlıdır. Papa huzuruna getirilen Sultan Cem''e, Hıristiyan olduğu takdirde, kendisini Macar kralı yapacağını vadetmiştir. Yani din değiştirmesi için, rüşvet teklif etmiştir. Cem Sultan bunu şiddetle reddettiğinde, Papa "Ben senin bizim fakir Hıristiyanlar''a bol sadaka verdiğini işittim. Hıristiyanlığı seviyorsun zannettim" deyince, Cem Sultan acıyan bakışlarla Papa''ya bakarak "İşte siz burada yanılıyorsunuz. Biz insanların inançlarına bakmaksızın, ihtiyacı olanlarına yardım ederiz. Bizim dinimiz bunu emreder" dediğinde, Papa öfkelenerek ve maalesef "Öyle ise bir köşede sinip yat" diyerek; zaten olmayan terbiyesinin seviyesini ortaya döküvermiştir. Cem Sultan''ın babası Fatih idi. Papalar onu, onaltı defa zehirletme teşebbüsünde bulunmuş ve onyedincisinde; başarılı olmuşlardır. Roma Papalarının ekserisi, insan zehirlemenin üstadıdır. Bunlardan Cem Sultan''ı son kere satın alan Alexandr Borcia, birçok muhalifini, üstadı olduğu Tofana zehri ile ortadan kaldırmıştır. Cem Sultan''ı da Napoli Kralı''na satmadan önce, Tofana ile zehirletmiştir. Bu zehir zamanla tesirini gösterirdi. Başı, boynu, yüzü, gözü şişirerek öldürürdü. Cem Sultan da böyle oldu. Bu Papa evli olmadığı halde, çok ahlaksız bir kızı, iki de oğlu vardı? Bu kızı ağabeyi ve kardeşi ile yasak ilişkilere girmeyi normal sayardı. Papa Borcia, Cem Sultan''ı hem Napoli kralına satmış, hem de cenazesini paraya çevirmek için ölüsünü geri almaya çok uğraşmıştır. Napoli kralı ile bozuşmuştur. Papalar, siyasi sahada güçlendikçe, Haçlı seferleri tertiplemişlerdir. Bu seferlerin hedefi Türk toprakları idi. En son Haçlı seferleri de, Birinci Dünya Harbi''nde, Osmanlı devletini yıkmaya çalışan İtilaf devletleri orduları idi. Almanlar Papa''ya bağlı olmadıklarından, Papa onları da gözden çıkarmıştı. Dinlerarası diyaloğun Türkiye''deki çalışmaları dikkatle takip edilmelidir. Bu çalışmalar, onsekizinci asrın misyonerlik faaliyetlerinin, yirminci asır versiyonudur, çeşididir. Laik olduğu Anayasamızda sarih olarak yazılı Türkiye Cumhuriyeti Devleti idarecileri, böyle dinsel desenli ilişkilerden şiddetle kaçınmalıdır.

