Türk mimarisinin katilleri sözü birçok kesime uzanır. Bu imha hareketi elan devam ediyor. Bu katiller genelde iki kısımdır. Birisi üç kuruşluk çıkarları için, milyarlarla ölçülemeyen eserlere kazma vuranlar, tarihi eserleri yurt dışına kaçıran hainler ve daha niceleri.
İkinci bölümdekiler ise, batıl inanç ve davaları uğruna, bu güzel vatan toprağından Türk-İslam izlerini kazımaya çalışanlardır. Bizim konumuz ikincilerdir.
1918 Mondros Mütarekesi''ni fırsat bilen Avrupa''nın sahte medeni, sömürgeci devletleri, insan haklarını hiçe sayarak, güzel vatanımızı işgale ve bilhassa 450 senelik Osmanlı başkenti İstanbul''u, talan etmeye başladılar. İşgalciler yanlarında, tarihçi ve sanat tarihçilerini de İstanbul''a getirip dolduruldular..
O tarihlerde Paris''te, sanat tarihi dalında son sınıf öğrencisi olan Henry Proste, Katolik papazların etkisi ile, Bizans aşığı ve Türk düşmanı olmuştu. Ne yapıp edip Bizans''ın eski merkezini görmeye can atıyordu. Fransız kilisesinin yardımı ile, okul bitirme tezini İstanbul''da Ayasofya Camii''nde hazırlama müsaadesini aldı. İstanbul''a gelen bu genç mimar, işgal kuvvetleri komutanı Franchet''nin yardımı ile uzun müddet Ayasofya''da çalıştı. İşin adı röleve çalışması. Aslı ise, ilerde Ayasofya mozaiklerini ortaya çıkarıyoruz diye, memleketlerinde hazırlattığı sahte mozaiklerin yerleştirileceği yerleri ve usulünü tesbit idi...
Prost burada hazırladığı röleveleri Paris''te sergiledi. Çalışmayı duyan Papa, genç Prost''a, Kilise kasalarını açtı. İşgal kuvvetlerinin İstanbul''u terk etmelerinden on sene sonra, yani 1932''de, bu Katolik ve Bizans aşığı mimar, İstanbul''a geldi. İstanbul Belediyesi''nde İstanbul''un nazım mimari planını yapmakta tek yetkili oldu. Henry Prost 1954''e kadar, yani 22 sene yaptığı planlarla İstanbul''un altını üstüne getirdi.
Sanat tarihçilerimiz çok iyi bilirler ki, tarihi dokusu zengin şehirlerde, hiçbir zaman büyük cadde ve bulvarlar açılmaz. Tarihi doku hassasiyetle korunur. Bu bütün dünyada böyledir.
Prost ise yaptığı planlarla, ikibin beşyüz yıllık İstanbul''da; Edirnekapı-Bayezid, Unkapanı-Yenikapı, Bayezid-Topkapı ve Unkapanı''ndan Sirkeci''ye kadar altı tane, geniş geniş bulvar açılmasını planladı ve uygulattı...
Bugünkü Büyükşehir Belediyesi binasının bulunduğu yerlerdeki, Yeniçeri kışlaları başta olmak üzere yüzlerce tarihi eser tarumar edildi. Nice cami, medrese, hamam, kütüphane ve türbe izi kalmayacak şekilde ortadan kaldırıldı.
Fatih Fevzi Paşa caddesinin yerinde bulunan, lise ayarındaki Akdeniz Tetimmeleri Okulu ile Deve hanı yıktırıldığı gibi, yol seviyesi, Akdeniz medreselerinin temellerinden daha aşağıya indirildi. Yani kil tabakası bulundu. O günden beri Akdeniz Medreseleri maili inhidam haldedir. Yani yıkılması kesindir. Hatta bu caddenin böyle oyulma sebebini soran Musevî asistanı Angele Prost şöyle der: "Maksadımız kil tabakasına ulaşmaktır. Bir yapının temelinde kile ulaşılınca artık o yapı yıkılmaya mahkumdur.
Bu Türk sanatı düşmanı mimar, İstanbul''un sanayiini Haliç''in iki yakasına planlar. Fabrikalar Haliç kıyısına kurulunca, buralarda çalışacak işçiler de hemen yakındaki Haliç sırtlarına gecekondu yapmaya başlar. Yani tepeleri kazarlar. Bunları yağmurlar Haliç''e sürükler ve Haliç hızla dolmaya başlar. Şu anda Prost''un ihanetlerini, trilyonlar dökerek önlemeye çalışıyoruz. Haliç''ten temizlenen çamur değil, Prost''un ihanetidir.
Bayezid Simkeşhane civarında, iki mahalleyi istimlak ettirerek yıktırdı. Sebebi, o bölgedeki Bizans sarayı kalıntılarını bulmak.
İşte bugün, Laleli''den Bayezid''e çıkarken önümüzü kesen, kırık mermer sütün parçaları bu Prost''un hatırasıdır.
Bu kişinin yaptıkları saymakla bitmez. Ülkesine döndükten sonra Papa tarafından kabul edilerek ödüllendirilmiştir. Bu Fransızlar Tunus ve Cezayir''deki, 300 yıllık Türk izlerini de böyle silmişlerdir.

