Kaydet
a- | +A

Yüksek Askeri Şûra, toplantılarını bitirdi. Dost düşman herkes gördü ki; Türk Silahlı Kuvvetlerinin tepe toplantısında bulunanlar, ülke menfaatlerine en uygun kararı vermişlerdir. Bu şanlı bayrak değişmi her silahlı kuvvetler mensubu için şereftir. Milletimiz ve memleketimiz için hayırlı olsun. Yeni göreve gelen bütün komutanlarımızı tebrik ile, görevlerinde üstün başarılar diliyorum. Başlıkla ilgili olarak söylemek istediklerim ise: Ne zaman Türk hükümetleri bazı temel teşkil eden meselelere eğilseler, Batı devletleri hemen bir bahane ile Türkiye''yi suçlamaya kalkarlar. Kıbrıs''ta Rumlar ihtilal yapıp, bir tek Türk bırakmamacasına öldürmeye başlayınca; hiçbir Avrupa devletinden ses çıkmadı. Türkiye duruma müdahale hakkını kullanmaya başlayınca; ABD ambargo koymaya kalktı. Koydu da ne oldu? Türkiye''nin sanayisinin ilerlemesine katkıları oldu.

Eğer o ambargo olmasa idi, belki de Savaşan Şahinleri bugün devreye sokamazdık. Türkiye dünyada, kendi kendine yeten, birkaç şanslı ülkeden biridir. Bunları yazmaktan maksadım, son günlerde Türkiye''nin işkenceciliği gündeme geldi. ABD''nin dışişleri bakan yardımcısı, Türkiye ziyaretine Diyarbakır''dan başladı. Bana bu ters geldi. Bir devlet adamı resmi vazife ile geldiğinde; öncelikle Başkente uğrar, devlet büyükleri ile seviyesine göre buluşur, sonra da yanına mihmandarlar verilir, bazı yerleri gezebilir. Bu Koh denen kişi geziye ters başladı. Eee bir iş ters başlayınca, hep ters gider. Verdiği beyanatlar da ters oldu. Sanki bizim müttefikimizin bir memuru değil de, müstemleke valisi gibi dert dinliyor. Hüküm veriyor. Türkiye''nin neresinde olursa olsun vatandaşın derdini, devlet adamlarımız, milletvekillerimiz dinlerler. Verdiği beyanatlarla Türkiye''de işkence yapıldığını ima ve hatta açıkca beyan ediyor. Türkler işkence bilmezler. Türk müzelerinde şöyle bir dolaşın bakalım, bir tane işkence aleti görebilecek misiniz. Göremezsiniz. Ama Avrupalıların her devletinin, her devirde nasıl işkence yaptıklarının, müzeler ve tarihi belgelerde binlerce şahidi vardır. Kızılderililerin kökünü kimler kuruttu? İki yüz yıl Zencileri insan saymayanlar kimlerdi? Tabii ki senin temsilcisi olduğun devlet. Engizisyon kimlerin eseridir. Papanın emri ile bir şehrin insanını Katolik, Ortodoks ayırmadan, din uğruna öldürenler kendi milletleridir. Koh, Türkiye''den önce, İngiltereye kadar gidip İrlanda''yı bir görseydi.

Alman Dazlaklarının Türk evlerini nasıl kundakladıklarını sorsaydı. Sahi bu adam Saraybosna, Kosova diye bir şey duymadı mı? Habeşilerin, Eritrelilere soykırımını okumadı mı? Daha dün Japonya''ya iki atom bombası sallayıp, ellibeş yıldır ölümle pençeleşen yüz binleri geride bırakanlar, bana işkence dersi mi verecek. Vietnam''da işledikleri insanlık suçları ne çabuk unutuldu? İnsan organlarını satan mafyalarla uğraşma. Çocuk yaşta fuhşa teşvik edenleri ve yaptıranları görme, gel Türkiye''ye sizde işkence var de... İşkence için devlet emir verir. Görevliler de uygular. Peki devletimizin böyle bir açık, gizli emri var mı? Yok. Peki nereden çıktı! Ordunun her kademesindeki görevliler, bölge insanına kardeş gibi davranmakta ve yaklaşmaktadır. Hastasını tedavi ettiriyor, okuluna kitap defter gibi eğitim araçlarını yağdırıyor, suyunu, yolunu hallediyor. Suçlulara yataklık yapanları sorguya çekmek işkence suçu mu oluyor. Bu Koh, bu kadar insani bir görevle geldiğine göre, neden bir tek şehid ailesi ile görüşmedi. Dul kalan boynu bükük tazelerin çektikleri üzüntü; ESAS İŞKENCEdir. Bir de bu işkence mazlumlarını dinleseydin, günah mı olurdu. Yıllardır, ağlamaktan göz pınarları kurumuş analar ve babaların hatırını bir sorsaydın.

İstanbul''a gelip Fener Rum patriğinin hatırını soruyor. Her halde toplumunuzun hali nedir dedi. Rum patriği din adamı da, İstanbul Müftüsü din adamı değil mi? Onu niye ziyaret etmedi? İşte Avrupa''nın adaleti. Önce hükmü verirler, sonra yargılarlar. Amerika''nın niyeti, Kuzey Irak dahil o bölgede yaşayan insanların huzura kavuşması değildir. O bölgedeki petrol zenginliğini Amerika''nın menfaatine kullanmaktır. Amerika gibi süper bir devletin bu kadar küçük bir menfaat için koşturması, çok büyük bir mağaza sahibinin, biraz daha kâr edebilmek için mağazanın önünde limon satmasına benziyor. Burdan anlaşılıyor ki ABD''nin işleri hayli kesat. Büyük Atatürk''ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, böyle ayak oyunları ile yıkılmaz ve yıkılmayacaktır. Bu granit dağa çarpanların kafaları parçalanır.