Kaydet
a- | +A

Memleketin gündemi, takip edemeyeceğimiz bir hızla değişiyor. Anladığım kadarı ile bir kısım gündem değiştirmeler bilinçli ve ısmarlama olarak yapılıyorsa da, diğer taraftan Türkiye''nin büyümesinin ve tabii afetlerin getirdiği değişiklikler de bizleri koşmaya zorlamaktadır.

Bir kere; bu devlet ve memleket bizimdir. Acısıyla, tatlısıyla, ekşisiyle her şeyine katlanmak zorundayız.

Türkiye''nin gelir seviyesi en yüksek bir coğrafi bölgesindeki afet, yöre insanını bir lokma ekmeğe muhtaç hale getirmiştir.

Hükümet bu zorlukları yenmeye çalıştı. Ama alınan tedbirlerde, devletin yavaşlığını da yenmeyi, maalesef beceremediler.

İzmit depremindeki üç günlük gecikmenin faturası, bilhassa can yönünden çok ağır olmuştur.

Devlet her sene bir bütçe yapar. Yıl boyunca bunu uygular. 1999 bütçesinde elbette bir İzmit depremi öngörülmemişti, görülemezdi de...

Devlet her türlü iş makinası, onların yakıtı ve ilgili personeli bölgeye yığmıştır. Bu çalışmalar, devlet bütçesine ağır bir açık getirdi. Zaten yamalı ve yırtık bir bütçe ile yola çıkan hükümet, esas depremi hazinede yaşamaya başladı.

Sonunda toplumun hiçbir kesiminin olabilir diyemediği, bir ek vergi kanunu çıkarttı. Bizim insanımız insafsız bir topluluk değildir. Ama böyle dayatma görüntüsündeki vergilerle de rahatsızdır. Bilhassa gazetemiz, başta sayın Kenan Akın bey olmak üzere bütün yazarlarımız günlerce yazdık ama kulaklar bir kere kapanmıştı. Dinleyen olmadı.

Birçok yazımda açıkladım. Devlet eski kötü bir alışkanlıkla, her işin başında kendini görmeyi bir tarafa bırakamadı. Deprem veya başka toplu sıkıntıların hallini, vatandaşlarına taksim yapabilirdi. Türk ekonomisinde söz sahibi olan sivil toplum kuruluşlarına ve holdinglere, bölge bölge hizmet taksimatı yapsaydı, bugünkü 30 Kasım''a yetiştirme stresini yaşamayacaklardı.

Prefabrike evlerin su basman betonları ilk prizlenmeyi tamamlamadan üstüne ev konmaktadır. Yarın bunlar yük altında kumlaşacak, yapılan masraflar da boşa gidecektir.

Sivil toplum kuruluşları bunu daha gönülden ve üstelik daha rantabl yapacaktır. Bunun en son güzel örneği, beni böyle bir yazı yazmaya zorladı.

Boğaziçi Üniversitesi, Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve Procter&Gamble şirketi tarafından eğitim alanında çok faydalı olacak bir ortak çalışmanın başlatıldığını, yapılan basın toplantısında öğrendim. Ve işte hayallerim gerçekleşiyor dedim.

Procter&Gamble şirketi, elindeki maddi imkanlarla, gezici eğitim otobüslerini, birçok modern eğitim araçları ile donatıp deprem bölgesine göndermektedir. Zamanla bu otobüslerin sayısı onu bulacaktır.

Çadırkentlerde eğitimden mahrum binlerce yavrumuza umut ışığı olmaktadır. Öğrencinin ayağına giderek eğitim...

Adı geçen şirketin usulü pek güzel. Birçok ev ihtiyacı olan malların üretim ve pazarlamasını yapan bu şirket, fiyatlarına deprem bahanesi ile bir ilave yapmadan sadece ürün başına belli oranda bir miktar parayı, Umut 2000 projesi emrine vermektedir.

Vatandaşa şunu söylemekteler: "Eğer satın alacağınız ihtiyaç maddelerinde bizim ürünlerimizi tercih ederseniz, biliniz ki verdiğiniz paranın birkısmını deprem bölgesi çocuklarının eğitimine vermiş oluyorsunuz."

İşte, Devlet vergiler koyacağına, böyle iyi niyetli kimselerin heveslerini iyi bir koordinasyonla halka ulaştırmalı idi. Yapamadılar...

Yardımlar gönül ve aşk işidir. Kişiyi inandırarak yaptırılmayacak iş yoktur. Ama, zoraki konan vergilerle, insanların merhamet pınarları kurutulabilir. İş inada biner. Şimdi vatandaş soruyor. Bugüne kadar yıllık vergilerden tahsilat oranı yüzde kaçtır? Sen normal vergileri toplayama, tut ek vergilerle, vergisini kuzu kuzu verenlerden bir daha al. Olacak iş değildir. Yanlıştır.

Ekonomik zorlukların altında ezilen sabit gelirli çalışanlara ve emeklilere yüzde onbeş zam yap. Beri taraftan, yıllık normal vergileri yüzde yüz artır.

Ekonomi hesap işidir. Para girmeyen cepten, vergi isterseniz bunu alamazsınız.

İkibin yılı türküleri söylenen dünyada, Türk insanına yüz yıl öncesinin hayatını yaşamasını dayatamazsınız.

Ülkemiz ekonomik potansiyel olarak, dünya devletleri arasında ön sıralarda gelir. Ancak yöneticilerin, yani kaptanın bu işi değerlendirememesi bizi dünyada son sıralara itmektedir.

Daha nice Umut 2000 çalışma gruplarının kurulmasını temenni ediyorum.

Hayırlı işleri halkımız her zaman dualarla karşılamıştır.

Yap iyiliği at denize balık bilmezse de Halık bilir ve mükafatını elbette verir.