Kaydet
a- | +A

YÖK yani Yüksek Öğretim Kurulu, kurulduğu fevkalade idare döneminden beri yüksek eğitimimizde, olumlu ve başarılı bir çalışma sergileyemedi. Çünkü; bu kurum, bilim hayatına katkı yerine, üniversiteleri idari yönden nasıl zapt u rapta alabilirim çalışmaları ile bana tabi olmayanların üniversitede hayat hakkı yoktur dedi. YÖK Başkanlarının bir kısmı, ağzından çıkanların kanun hükmünde olmasına pek hevesli idiler. Bunun sonucu olarak, birçok kıymetli bilim adamımız, ya yurt dışına gitmek zorunda kaldı, ya da özel eğitim kurumları ile sivil sektörden medet umar hale geldiler ve onlar da gittiler. Devletin binbir zahmetle ve masrafla; yıllar süren bir emekle yetiştirdiği kıymetleri neden devletten uzaklaştırdık. Neden olacak; tek kural vardı. "Ben sizin babanızım. Benim dediğim olur" hastalığı, ilim ve bilim adamlarını bağlayan tek otorite ve üstünlük onların dallarındaki seviyeleridir. Başkası vız gelmeleridir. Peki şimdi nasıl YÖK sadece bilim adamlarını değil, ülkenin geleceği ile ilgili yüksek öğretimin her şeyine karışır haldedir. Nerede ise orta öğretime de karıştı ama çaktırmadan. Orta öğretim başarı puanı diye bir ucubeyi, istikbalimiz olan gençlerin başına tam bir bela gibi oturtuverdi. 1999-2000 eğitim ve öğretim yılı için hazırlanan ÖSS kılavuzunu kim hazırladı veya hazırlattı. Şimdi diyorum ki, bu kılavuzu elime alıp YÖK''ün kapısına dayansam. Başkan dahil bütün sayın üyelere, kılavuzu anlayıp anlamadıklarını sorsam ve anlatmalarını istesem, neticenin kocaman bir sıfır olmasından korkarım. Yani açıklayamazlar. Sayın yetkililer, profesörlerin anlamadığı, sınav kurul başkanının izahta zorlandığı bir kılavuz ile öğrenciler ve veliler nasıl bir seçim yapacaklardı. Yapamadılar. Askeri bir deha, aynı zamanda otorite olan Napolyon bütün savaşlarında yanında anlayışı kıt yaşlı bir subay bulundururmuş. Kıtalara yazdırdığı her günlük emri, bu kişiye okutur ve ne anladığını sorarmış. Eğer maksadı bu kişi anlamış ise emir yayınlanır, değilse onun anlayacağı şekle getirtirmiş ve öyle yayınlatırmış. YÖK''te böyle birini bulamadılarsa beni çağırtabilirlerdi.. Bu kılavuz çok çok beter neticeler getirmiştir. Hakkı olup kazanamayanları kahretmiştir. Körün taşı gibi kazananları da bedavacılığa itmiştir. Arkadaşlarından utandırmıştır. Teknik lise elektrik bölümü mezunu bir gence, elektrik mühendisliği yolu dolaylı olarak kapatılmış; normal lise veya Akşam lisesi ile açık liselerden gelenlere ise açık tutulmuştur. Evet onlara ve herkese, her dal açık olmalıdır. Ama bu gençler daha; evlerinde atık bir sigortaya tel sarmayı bilmezken mühendislik tahsil edecek, beri taraftan teknik lisede üç yıl veya dört yıl elektronik devreler kurup bozanlar, elektrik mühendisliğine layık olmayacaklar. Olmaz Sayın YÖK sorumluları olmaz. Bu yönetmelik, Türkiye''nin fen ve teknik geleceğini karartıyor. Şimdi bakınız, Teknik liselerden hızlı bir kaçış başladı. Teknikte yardımcı eleman bulmak artık bitmiştir. Tabii ki, birilerinin sayesinde.

Anayasamızın açık hükmüne göre, her Türk''e eğitim öğretim imkanını devletin sağlaması asli görevidir. Hani nerede... Rusya''ya, Ukrayna''ya, Azerbaycan ve diğer ülkelere gitmek zorunda kalan yavrularımızın vebali kimin omuzundadır? Biz mevcut olan gencimize üniversite veremiyoruz. Adamlar kendilerine yettikleri gibi bizden de öğrenciyi sınavsız alıyor. Hayret ki hayret. Üzüntüyle belirtmeliyim ki; bu okullardaki öğretim üyelerinin bir kısmı YÖK sultasından Türkiye''den gitmek zorunda kalan bizim insanımızdır. Hem dövizimizi, hem yavrularımızı hem de Öğretim üyelerini yurt dışına kaçıran tek sebep, "ben kanunum" zihniyetidir. Üniversite Rektörleri, Dekanları ve YÖK üyeleri tek dereceli ve doğrudan seçilmelidir. Yoksa şimdiki usulde, bir noktaya kadar demokratik seçim ondan sonrası tek seçiciye kalırsa, bu seçim neye yarar? Devlet, bilime her türlü imkanı sağlamalı ancak, ona da müdahale etmemelidir. Geçen yıl çalınan soruların suçlusu kimdi? Sanki yer yarıldı suçlu yere girdi. Peki çalınmasına sebep olup ihmali olanlar nerede? Aynı eski yerlerinde! Selçuklu Sultanı Melikşah, bir gün Nişapurlu Bilgin Ali Şandali ile bir yerde karşılaşır. Ve bilgine görüşemedikleri için üzüntülerini bildirir. Bilgin, Sultana der ki: "Hükümdarların iyisi bilginleri ziyarete koşanlardır. Bilginlerin en kötüsü ise Hükümdarların ziyaretine can atanlardır." Bu söz bundan 920 sene önce söylenmiştir. Bilindiği gibi Sultan Melikşah, necip milletimize Anadolu''yu yurt yapan Sultan Alparslan''ın oğludur. Bu sözleri söyleyen Ali Şandali ise onun tebası ve o zamanın ifadesi ile vatandaşlık hakkı bile yoktu... Ama bilimin namusunu Sultan''a karşı haykıracak bilim özgürlüğüne sahip idi. Sultan da buna saygıyı biliyordu. Şimdi şu demokratik şartlarda, kaç YÖK üyesi bunu ifade edebilir. Hatta, bir Rektör, YÖK başkanına karşı bu hakkını kullanabilir. Bana göre, YÖK derhal kaldırılmalıdır. Orta öğretimini yapan her gence istekleri doğrultusunda eğitim imkanları tanınmalıdır.

Not: Bütün okuyucularımın Ramazan-ı şeriflerini tebrik ediyorum.

İ.Y.