Geride bıraktığımız Mayıs ayı "27 Mayıs Müdahalesi"nin 40. bu müdahalenin eseri olan 1961 Anayasası''nın Kurucu Meclis tarafından kabulünün 39. yıldönümü idi. 27 Mayıs olayına politik ve duygusal değerlendirmelerle yaklaşanlar bu olayı ya "Devrim" veya "Darbe" gibi farklı kavramlarla nitelemektedirler. Geçen zaman içinde duygular yatıştığına göre bugün 27 Mayıs''ı nitelemek için en uygun deyim "Müdahale" olabilir.
27 Mayıs''a götüren başlıca nedenler ekonomik veya sosyal değil "siyasal"dı. DP''nin baskıcı rejimi ve buna karşı güçlenen muhalefet ve gençlik hareketi gerginlik unsuruydu. DP Hükümeti''nin 28 Nisan Öğrenci Harekatı üzerine sıkıyönetim ilân etmesi Silahlı Güçleri politikaya itmiş, bu gerginlik ortamında orta rütbeli bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı, yönetime el koymuştur. Geçiş döneminin 12 Haziran 1960 tarihli ve 1 Sayılı Kanun ile oluşan kuruluşta merkezi organ, Org. Cemal Gürsel başkanlığında 37 subaydan meydana gelen Milli Birlik Komitesi (MBK)''dir. TBMM''ye ait bütün yetkiler MBK''ya verilmiş, MBK yasama yetkisini doğrudan doğruya, yürütme yetkisini de Devlet Başkanınca atanan ve Komitece onaylanan Bakanlar Kurulu eli ile kullanmıştır.
157 sayılı Kanun ile başlayan ikinci aşamada MBK tek başına kullandığı iktidarı, sivil bir kurul olan Temsilciler Meclisi ile paylaşmaya başlamıştır. Ord. Prof. Onar başkanlığındaki İstanbul Anayasa Komisyonu''nun çalışmalarının gecikmesi ve kamuoyundan "Kurucu Meclis" seslerinin yükselmesi üzerine, 13 Aralık 1960''ta 1 Sayılı Kanuna ek olarak çıkarılan 157 Sayılı Kurucu Meclis Teşkiline dair kanun "MBK" ve çeşitli organ ve kuruluşlarca seçilen "Temsilciler Meclisi"nden oluşan iki kanatlı bir "Kurucu Meclis" kurmuş. 6 Ocak 1961''de toplanan ve çalışmalarını aralıksız ve hızlı bir tempo ile sürdüren bu meclisin Temsilciler Meclisi içinde seçtiği 20 kişilik Anayasa Komisyonu, Anayasa tasarısını hazırlarken, İstanbul ve Siyasal Bilgiler Fakültesi''nin taslaklarını kendisine "Etüd ve Yardımcı Metin"ler olarak almış ve özellikle İtalya ile Federal Almanya Anayasaları ile, Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi, 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve 1950 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi''nden yararlanmıştır.
27 Mayıs 1961 günü Kurucu Meclis, 260 kabul ve iki çekimser oy ile Anayasayı kabul ederek, bu Anayasa 28.3.1961 tarih ve 283 Sayılı Anayasa''nın Halkoyuna sunulması Hakkındaki Kanuna göre 9 Temmuz 1961 günü halk oyuna sunulmuş, katılma oranı % 80''in üstünde, geçerli oyların % 61.5''i, "evet", % 38.5''i "hayır" yönünde çıkmıştır. Olumsuz oyların fazlalığı Anayasa yapımında DP''nin dışlanması, propagandanın ise, 1982''dekine nazaran daha serbest olmasıyla izah edilebilir. 15 Ekim 1961 seçimleri ile oluşan TBMM 25 Ekim 1961''de toplanmış, böylece iktidarın devri için öngörülen 29 Ekim 1961''den önce "geçiş dönemi" sona ererek, 1961 Anayasa düzenine geçilmiştir.
"Başlangıç" ile 157 madde ve (11) geçici maddeden oluşan nisbeten uzun 1961 Anayasası''nın bu özelliği Anayasa''nın 1960 öncesi yaşanan özgürlük ve Demokrasi darboğazlarının somut önlemlerle aşılabileceği inancı ile yazılmış olmasından kaynaklanmaktadır. 1961 Anayasası''nın "Tepki Anayasası" olarak nitelenmesi de bu yüzdendir. Anayasa''nın getirdiği klasik, sosyal ve siyasal hak ve özgürlükler listesi gayet zengin olup, bu konuda en ileri noktada bulunan 1948 İtalyan Anayasası ile hemen hemen eş düzeydedir. Türkiye Cumhuriyeti''nin insan haklarına başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti, "Türkiye Devleti Ülkesi ve Milleti ile bir bütündür" hükmü ile de bir Üniter Devlet olduğu vurgulanmıştır. Din eğitim ve öğretimi ile Diyanet İşleri Başkanlığı''na Anayasa''da yer verilerek, klasik "din devlet ayrılığı" modelinden ayrı, Türkiye''ye özgü "Laiklik Modeli" kabul edilmiştir. Nitekim 1961 Anayasası ile kurulan Anayasa Mahkemesi de 1971''de bu yorumu benimseyerek "Laiklik İlkesi her ülkenin ve dinin özel koşullarına göre değişik düzenlemelere uğrayabilir" denilmiştir. 1961 Anayasası özellikle "Hukuk Devleti" açısından büyük katkıda bulunmuş; Yargı Bağımsızlığı, etkili bir Anayasa ve İdari Yargı gerçekleştirmiştir. 1961 Anayasasının uygulama dönemine ise bir başka yazımda değineceğim.

