Kaydet
a- | +A

18-19 Kasım 1999 günlerinde İstanbul''da toplanan ve bitmekte olan 20. yüzyılın en büyük ve son toplantısını oluşturan AGİT''in "İstanbul Zirvesi" mükemmel bir organizasyon ve varılan sonuçlarla "Başarılı" ve tarihe damgasını vuran bir şekilde geride kalmış bulunuyor.

1 Ağustos 1975''te Batı ve Doğu bloklarına dahil ve onların dışında kalan 33 Avrupa ülkesiyle ABD ve Kanada''nın katıldıkları toplam 35 devlet tarafından Helsinki''de imzalanan belge ile oluşturulan ve Kanada''nın batısındaki Vankuver''den başlayarak, Rusya''nın Uzakdoğu''daki Vladivastok''a kadar uzayan Avrupa ve Avrasya ülkelerini içine alan bu dünyanın en büyük "bölgesel örgüt"ünün Sovyetler Birliği ve Yugoslavya Federasyonu''nun dağılmasından ve Doğu Avrupa ülkelerinin Komünist boyunduruğundan kurtulmasından sonra, üye sayısının 55''e yükseldiğini ve Balkanlar''da etnik soykırım yapan ve bu nedenle üyeliği askıya alınan Yugoslavya dışındaki AGİT''in 54 üyesinin Devlet Başkanları, başbakanları ve sadece 4''ünün Dış Bakanları seviyesinde İstanbul Zirvesinde biraraya geldiğini biliyoruz.

Yine bilindiği üzere, 1989 ekiminde başlayan tarihi olaylar sonunda Doğu Avrupa''daki solcu otoriter ve totaliter rejimler ve bunun sembolü olan Berlin Duvarı 9 Kasım 1989''da yıkılmış, bu rejimlerin yöneticileri devrilmiş ve bu ülkelerin toplumsal ve siyasal yapılarında radikal değişmeler olmuştur. Günümüzde Marksizm-Leninizm''in çöküşü, ya da "Komünizm''in Yıkılışı" olarak değerlendirilen bu değişikliklerin, aynı zamanda "özgürlüğün, demokrasi''nin ve insan haklarının zaferi" olarak değerlendirilmesi yerinde olur.

Bütün bu gelişmeler, 19-21 Kasım 1990''da Paris''te toplanan ikinci zirvede kesin bir sonuca ulaşmış ve 21 Kasım 1990''da imzalanan ve "Yeni bir Avrupa için Paris Şartı" başlığını taşıyan belge, Avrupa''da bölünme ve çatışma döneminin artık sona erdiğini, Demokrasi insan hakları ve hukuk devleti ilkelerine dayanan yeni bir işbirliği döneminin başladığını ilân etmiş ve devrin ev sahibi Fransa Cumhurbaşaknı François Mitterrand''ın deyimiyle "Paris şartını imzalayan -ve biz ilave edelim- daha sonra AGİT''e katılan bütün devletler, "Ortak bir dünya görüşü" ve "Ortak bir değerler sistemi"ni benimsemişlerdir."

Başta "İstanbul Zirvesi"nin her bakımdan yıldızı olan Clinton''ın vurguladığı üzere, AGİT terörizme destek vermemekle birlikte Yugoslavya''nın Bosna ve Kosova''daki soykırımında olduğu gibi, Rusya''nın Çeçenistan''a karşı giriştiği operasyonun terörist hedefleri aşan boyutlarına karşı da seyirci kalamaz.

İstanbul Zirvesi''nin Türkiye Cumhuriyeti adına ev sahipliğini yüklenen Cumhurbaşkanımız Demirel AGİT''in duayen''i olarak burada da "Baba"lığını başarı ile yürütmüş, bu Zirve, Çeçenistan bunalımına el koymak dışında Bakü-Ceyhan boru hattı ile Türkmen doğalgazındaki yedi yıllık uğraşıları mutlu sona ulaştırmıştır. Ayrıca Zirve''nin Ecevit-Simitis, Aliyev-Koçaryan ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile Denktaş ve Klerides arasında gerçekleşen ve ileriye yönelik çözüm formülleri üreten "ikili görüşmeler"e de sahne olmuştur.

İnsan haklarını ve temel özgürlüklerini, Helsinki''deki sonuç belgesinden daha geniş ve daha kesin bir biçimde yeniden teker teker sayan ve bunlara saygı ve bağlılık gereğini vurgulayan Paris Şartı''nı imzalayan ve bu defa AGİT zirvesine ev sahipliği eden Türkiye bakımından söylenecek söz şudur: Türkiye Cumhuriyetini yönetenlere düşen görev, Paris şartını imzalamakla ve AGİT''in şerefli bir üyesi olmakla altına girdiğimiz yükümlülüğün bilincine vararak, ülkemizde insan haklarıyla bağdaşmayan mevzuat hükümlerini ve uygulamaları, Türkiye cumhuriyet''nin üniter yapısını zedelemeden ve şiddete dayalı akımlar ile terörizme fırsat vermeden, azaltarak, kademeli olarak sona erdirmektir.