Kaydet
a- | +A

Altı hafta süren uğraşıdan sonra sekiz partiden oluşan bir koalisyon kuran ve İsrail Parlamentosu olan 120 üyelik Knesset''te 77 sandalyeli bir çoğunluk sağlayan İsrail Başbakanı Ehud Barak''ın, İsrail''in Orta Doğudaki komşularıyla barış görüşmelerini başarıya ulaştırmak için büyük hızla işe giriştiği gözlenmektedir.

Bunun için Barak''ın Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, Filistinlilerin lideri Yaser Arafat ve Ürdün''ün Yeni Kralı Abdullah ile temaslarda bulunduğu, göreve başlar başlamaz, Orta Doğu''daki uyuşmazlığı sona erdirmek sözünü vererek, seçim kampanyasında yenilgiye uğrattığı Likud Lideri eski başbakan Benyamin Netanyahu''dan farklı olarak, barış sürecini dondurmak yerine, Filistinlilerle olduğu gibi, Suriye ve Lübnan''la da mevcut bulunan uyuşmazlıkların çözümüne önem ve öncelik tanıdığını görüyoruz.

Başbakanlıkla birlikte Savunma Bakanlığını da üzerine alan İsrail''in eski kurmay başkanlarından Ehud Barak, Filistin sorununun Yahudi-Arap uyuşmazlığının temelini oluşturduğunu kabul etmekle birlikte, İsrail''in Haaretz gazetesine verdiği bir beyanatta, Filistinlilerin İsrail''in rakipleri arasında askeri yönden en zayıf durumda olduklarını vurgulamış ve fakat "Filistin Sorunu" çözümlenmeden Arapların İsrail''in varlığını ve meşruiyetini kabul etmeyecekleri gerçeğine de parmak basmıştır. Nitekim bunun en güzel örneği Mısır''ın 1979''da yani 20 yıl önce İsrail ile ayrı bir barış anlaşması yapmasına rağmen, Filistin sorununun çözümü için ısrardan vazgeçmemesi olgusu değil midir?

Bu nedenle Barak, kaçamaklı sözlerle vakit kazanmak isteyen Netanyahu''dan farklı olarak, 1998 Ekim''inde ABD''de Clinton, Netanyahu, Arafat ve merhum Ürdün Kralı Hüseyin arasında varılan Wye Andlaşmasına uyacağını, Kahire''ye yaptığı ziyarette bir kere daha beyan etmiştir. Bunun anlamı Filistin ile karşılıklı olarak imzalanan Wye River Andlaşmasında öngörülen esaslar dahilinde İsrail''in Filistin topraklarından çekilmesidir. Esasen Barak, İsrail''in barış özlemini bildiği için seçimler esnasında "Herkesin Başbakanı" olacağını taahhüt etmiş ve partisi seçimlerde sadece 26 üyelik kazanırken, Ehud Barak, % 56 oyla Başbakan olmuştur.

Ehud Barak''ın "Ciddi" ve "Gerçekçi" devlet adamlığını ortaya koyan bir diğer yaklaşımı; "Laik" ve "Dinci" çevreler arasında yaşanan ve devletin bütünlüğü için önemli tehdit oluşturan gerginliği ortadan kaldırmak için Koalisyon''una üç dinci partiyi de alması olmuştur, İsrail seçmeninin bölünmüşlüğünün en güzel göstergesi Knesset adlı 120 üyelik Parlamentoda tam 15 partinin temsil edilmesidir. İsrail toplumunun bölünmüşlük durumunun simgesi olan bu manzara karşısında Ehud Barak''ın İşçi Partisi "Tek İsrail" adını alırken, Barak bir taraftan dış barışı, diğer taraftan da ülkedeki birliği sağlamak için icraatını sürdürmektedir.