Kaydet
a- | +A

17 Nisan 1993''te vefat eden Turgut Özal yerine 16 Mayıs 1993 günü TBMM tarafından Cumhurbaşkanlığına seçilen Süleyman Demirel''in yedi yıllık görev süresi 2000 yılının Mayıs ortasında dolmaktadır. Diğer taraftan, Anayasa''nın 102. maddesine göre Cumhurbakanı''nın görev süresinin dolmasından 30 gün önce Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanması gerekmekte ve bu itibarla önümüzde sadece 6 aylık bir süre kalmış bulunmaktadır. 1961 Anayasasını yapan Kurucu Meclis, Cumhuriyet''in temel organları bakımından, geniş ölçüde 1948 İtalyan Anayasasını kendisine model almasına rağmen, her nedense, yedi yıllık görev süresini bitiren Cumhurbaşkanı''nın yeniden seçilmesini engellemeyen bu Anayasa''nın 85. maddesini kabul etmek yerine, Cumhurbaşkanı''nın arka arkaya iki defa seçilemeyeceği hükmünü getirmiş, 1982 Anayasası ise bu ifadeyi biraz değiştirerek, m. 101/3''te "Bir kimse, iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez" ifadesini kullanmıştır.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı sayın Demirel''in, 75 yaşına rağmen, "Fizikî ve "Entellektüel" yönden gösterdiği yüksek performans ve özellikle Anayasa''nın 103 ve 104. maddelerinin gereklerini yerine getirmekte sergilediği kusursuz çizgi karşısında, siyasi parti liderlerinden başlayarak birçok kişi ve çevre ve özellikle kamuoyunun birçok kesimi sayın Demirel''in geniş birikim ve deneyiminden yararlanmak imkanını sağlamak için görev süresinin uzatılması konusunda çeşitli fikirler beyan etmiş bulunmaktadırlar.

Bazı okuyucularımın merak ettikleri bu konudaki görüşüm ise şudur: Eğer gerçekten sayın Demirel''in deneyiminden ve milletlerarası prestijinden yararlanmak istiyorsak, kişiye özel birtakım formüller aramak yerine, Anayasa''nın seçim süresi ile ilgili 101. maddesi, İtalyan Anayasası''nın 85. maddesine benzer şekilde değiştirilmeli, yani yedi yıllık görev süresini bitiren Cumhurbaşkanının yeniden seçilmesini önleyen engel kaldırılmalıdır. Bu da 1982 tarihli bugünkü Anayasamızın 101. maddesinin 3. fıkrasındaki "Bir kimse, iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez" diyen hükmün kaldırılmasıyla sağlanabilir.

18 Nisan 1999 Genel Seçimlerinde Türk Seçmeni uzlaşma ve istikrar istediğini ortaya koyduğuna ve TBMM de bu mesaja uyarak, uyumlu ve ülkenin bütün önemli sorunlarına eğilen bir koalisyon hükümetine güvenoyu vererek istikrar sağladığına göre hiç olmazsa bu aşamada, Cumhurbaşkanını halka seçtirerek, "Parlamenter Sistem"den ABD''deki "Başkanlık" veya Fransa''daki "Yarı Başkanlık" sistemine geçmek gibi köklü bir değişikliğin düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Kısaca ve kanaatimce; Anayasa''nın 101. maddesi yukarıdaki işaret ettiğim şekilde değiştirilerek, Meclis içinden ve dışından çıkabilecek diğer adaylarla birlikte sayın Demirel''in birikim ve deneyiminden bir dönem daha yararlanmak yolu açılmalıdır. Fakat hiç şüphe yok ki, parlamenter rejimin zorunlu sonucu olarak bu konuda son söz TBMM''nin olacaktır.