Kaydet
a- | +A

Bugün, 29 Ekim 1923''te kurulan Türkiye Cumhuriyeti''nin 76. yıldönümüdür. İşgale uğrayan ve paylaşılan Osmanlı Devleti''nin yerine, Mustafa Kemal''in liderliğinde Kurtuluş Savaşı''nın kazanılması ile milli egemenliğe dayalı bağımsız, milli ve laik cumhuriyetin kurulması Türkiye bakımından, 20. yüzyılın en önemli olayıdır.

Cumhurbaşkanımız, TBMM''yi açan 1 Ekim 1999 günkü konuşmasında, Cumhuriyetimizin 76 yıllık bütün başarılarını vurgularken, 21. yüzyılda varılması gereken hedefleri de çok özlü bir şekilde dile getirmiştir gerçekten. Bu dönemde ve Cumhuriyet sayesinde, Türk kadını erkeği ile eşit hale gelmiş ve ulusal gücümüz iki misline katlanmıştır. Türkiye tarım öncesi toplumdan sanayileşmiş bir toplum haline gelmeyi başarmış, Devlet, ülkenin her köşesine okulu götürebilmiştir. 1923''te tek üniversitesi olan Türkiye''nin bugün 72 üniversitesi ve 1.5 milyon üniversite öğrencisi vardır. Nüfus artışı % 3.5''lerden % 1.5''lere indirilmiş, ortalama insan ömrü ise 70 yılın üzerine çıkmıştır. Sağlık hizmetleri, yol, su, elektrik, telefon ülkenin her köşesine ulaştırılmış, Dünya Bankası raporuna göre Türkiye''nin gayri safi milli geliri 400 milyar dolara, kişi başına düşen gayri safi milli gelir ise 6712 dolara ulaşmış ve Türkiye Dünya''nın 16. büyük ekonomisi olmuştur. Oysa Cumhuriyetin kurulduğu 1923''te kişi başına düşen milli gelirin, o zamanki 13 milyon nüfusumuza rağmen, 50 dolardan ibaret olduğunu biliyoruz.

Kısaca, 2000''li yıllara girerken, her alanda büyümüş, gelişmiş ve uygarlığı yakalamış bir Türkiye vardır. Bugün Türkiye uçak, denizaltı, otomobil, kamyon, otobüs, elektronik cihaz, her çeşit gemi, telefon yapmakta ve bunları ihraç etmektedir. Sanayileşmiş Türkiye''nin ihracatının % 70''i Avrupa pazarınadır. Oysa bir zamanlar Türkiye Avrupa''nın tek taraflı pazarıydı.

Diğer taraftan ve yine, Cumhurbaşkanının ifadesi ile Türkiye, 1000 doktorlu sağlık hizmetinden 77.000 doktorlu hizmete ulaşmış, Cumhuriyetin başında 40.000 köyünün hiçbirisine ulaşılamayan, 319.000 km. köy yoluyla, bugün ulaşamadığı köyü kalmamıştır. Kısaca, Cumhuriyet döneminde, 1923''teki yolsuz, okulsuz, susuz, ışıksız, hekimsiz, ilaçsız, traktörsüz, kamyonsuz, telefonsuz, fabrikasız, 13 milyon nüfuslu Türkiye''den, 15 milyon çocuğunu okutan, her köşesine gidilebilen, insanları da toprakları da suya kavuşmuş, her köşesi aydınlık, her köşesinde telefonu mevcut, 1 milyon traktörü, onbinlerce fabrikası olan bir Dünya Devleti Türkiye''ye gelinmiştir. Bu başarıyı görmezlikten gelmek, örtmek, küçümsemek inkârcılık olur."

Hiç şüphe yok ki, Cumhuriyet''in kurucusu Atatürk''ün gösterdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak için yapılacak daha çok iş vardır. Özellikle Türkiye gibi süratle büyüyen toplumlarda birçok alanda "reform" anlamında "değişim" istemek ve devlet çarkını hantallıktan, kırtasiyecilikten, yolsuzluklardan arındırarak, hukuka saygılı ve rasyonel işleyen hale sokulmasını istemek ve beklemek çok doğaldır. Ne var ki, kaydedilen bütün başarılara rağmen "sistem çöktü" ve benzeri gibi vatandaşı karamsarlığa götüren ve dış dünyada imajımızı büsbütün bozan beyanları abartılı buluyor ve onaylamıyorum.

NOT: Değerli gazeteci ve bilim adamı Ahmet Taner Kışlalı''ya rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Millet ve Cumhuriyetimizin huzur, istikrar ve itibarını da hedef alan bu terörist

komployu failleri ile birlikte lanetliyorum ve "Aman oyuna gelmeyelim" diyorum. İ.G