Kaydet
a- | +A

10.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 16 Mayıs 2000 günü TBMM''de yemin ederek çok başarılı 7 yıllık dönemi geride bırakan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''den görevi devralırken, ömrünün 50 yılını mühendis, bürokrat, siyasetçi ve devlet adamı olarak, devlet hizmetinde geçiren Sayın Demirel, bundan sonra ancak kendisinin karar vereceği yeni bir hayata başlıyor.

Sayın Demirel''in, her fani gibi bazı hatalar yapsa bile, siyaseti ve siyasî mücadeleyi, memlekete ve millete bir hizmet vasıtası ve hizmet yarışı olarak telakki ettiğini ve "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinden esinlenerek, Türkiye''nin çağdaşlaşma, zengin ve güçlü olma yolunda kendi geleceğini ele alabilmesini ve son sözün millete ait olmasını siyasetin gayesi olarak gördüğünü kim inkar edebilir.

Gerçekten, Demirel''in siyasi hayatı boyunca Türkiye''nin bölünmez bütünlüğüne, Türk Halkı''nın kardeşliğine, beraberliğine, bu ülke ve devletin bütün vatandaşlara ait olduğuna ve hepsinin vicdan ve söz hürriyetine, refah, eğitim ve iyi idare edilme hakkına sahip olduğuna inandığını 1960 ve 1970''li yıllarda, daha sonraki yılların "uzlaşmacı" ve "uzlaştırıcı" niteliklerini henüz kazanmamasına rağmen, siyasi hayatı boyunca, iktidar mücadelesinin rejim ve devlet tahrip edilmeden, milletimizin varlığı tehlikeye atılmadan gerçekleştirilmesine önem verdiğini ve sonunda hizmet yarışını millete güven veren ve davalarına sahip olanların kazanacağını, siyasî iktidarların kaderini millî iradenin tayin edeceğini, şikâyet ve karar verme yerinin de sadece millet olduğu gerçeğini hiçbir zaman gözden uzak tutmadığını biliyoruz.

Atatürk''ün kafasında ve gönlündeki çağdaş Türkiye''yi görmek isteyen ve Cumhuriyet ile birlikte doğan bir Türk vatandaşı olarak, en başından beri Laik Cumhuriyet''in ve Hür Demokrasi''nin bu ülkeye ve insanımıza neler kazandırdığını çok iyi bilen Demirel, siyasi hayatı boyunca Atatürkçü çizgiden hiç ayrılmamış, Kurtuluş Savaşı''mızın tarihte örneği az bulunur bir kahramanlık, 75 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ise muhteşem bir başarı destanı olduğunu vurgulamıştır.

Demirel, Büyük Atatürk''ün ve arkadaşlarının öncelikli ilkesinin "bağımsızlık" olduğunu, ancak hemen sonra, henüz Türkiye Cumhuriyeti ilân edilmeden, Şubat 1923''te toplanan İzmir İktisat Kongresi''nde hedef olarak "mamur, müreffeh, mesut, muvaffak ve muzaffer Türkiye"yi gösterdiğini ve bu hedefe milletimizi harekete geçiren Atatürk''ün azmi ve Türkiye Cumhuriyetinin temellerini oluşturan Atatürk ilkeleri sayesinde varıldığını beyan etmektedir.

Gerçekten Sayın Süleyman Demirel, 50 yıllık devlet hayatında, Atatürk''ün 17 Şubat-4 Mart 1923 günlerinde toplanan İzmir İktisat Kongresi''nde gösterdiği "Mamur, müreffeh, mesut, muvaffak ve muzaffer Türkiye hedefi"nden daima heyecan duymuş ve ilham almıştır.

Nitekim Demirel''in çeşitli beyanlarında, 1923 yılında kişi başına düşen gelirin 50 dolar iken, bugün 6.000 dolara çıktığını, Cumhuriyetin ilk yıllarında temel tüketim maddelerinde bile ithalata bağımlı olan Türkiye''nin bugün bir endüstri ihracatçısı olduğunu, sanayi sektörlerinde gözlenen ilerleme ve sanayileşme hareketinin Anadolu''ya da yayıldığını bugün yaklaşık 170 Türk şirketinin Türkiye dışında 16 milyar dolarlık bölümü tamamlanmış, toplam tutarı 30 milyar dolar olan 700''ü aşkın proje çerçevesinde taahhüt işini yürütmesini dile getirdiğini görüyoruz.

Atatürkçü yolda modernleşmenin ve çağdaşlaşmanın başarılı bir yürütücüsü olan Demirel başlıca mimarı olduğu ve Türkiye''nin en muhteşem eseri ve gururu GAP projesinden de büyük heyecan duymakta ve Türkiye Cumhuriyeti''nin sadece Devletin yapısında bir değişim ve ekonomik kalkınma demek olmadığını, TC''nin vatandaşına kazandırdığı yeni hayat tarzı ile de çok büyük bir devrim olduğunu, Cumhuriyet, Demokrasi, Laiklik ve İslam''ın bağdaşabileceğini gösterdiğini ve 21. yüzyılda demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa ekonomisi gibi Türkiye''nin de paylaştığı esasların insanlığın ortak hedefleri haline geldiğini de işaret etmekte ve böylece Türkiye''ye bundan sonra izleyeceği rotaya ışık tutmaktadır. Sayın Demirel ve eşlerine sağlık, uzun ömür ve mutluluklar diliyorum.