17 Ağustos gecesi Marmara bölgesini vuran ve onbinlerce insanın ölümüne, yaralanmasına, kaybolmasına ve en az on milyar dolarlık zarara yol açan büyük deprem felaketinin patlak vermesi üzerine, Hükümetin derhal Anayasa''nın 119. maddesinin öngördüğü olağanüstü hal''in ilânı yerine, en az iki gün kaybetmek pahasına, ayrı bir düzenleme yoluna gitmesi ve daha sonra doğal afetlere karşı önlemlerle ilgili düzenlemeler hakkında "Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarabilmek için Meclis''ten ayrı bir yetki kanunu çıkarması hükümetin bu kadar büyük boyutlardaki bir deprem üzerine, vakit kaybetmeden neden Sıkıyönetim değil, hiç olmazsa Olağanüstü Hal ilânına gitmediği sorusunu gündemde tutmaktadır.
Nitekim birçok hukukçu dostum eski öğrencim ve okuyucum, Hükümetin Anayasa''da da yer alan Olağanüstü Hal''i ilân etmek yerine, ayrı bir düzenleme yoluna neden gittiğini sormakta ve deprem, su baskını, sel gibi "Doğal afetler" ile ilgili Anayasal ve yasal düzenlemeler hakkında benden kendilerini aydınlatmamı istemektedirler.
Hükümetin Anayasa dışında bir düzenlemeye gitme nedenlerini açıklamak bana düşmeyeceğine göre, ben bu haftaki köşe yazımda sadece doğal afetler hakkındaki yasal ve Anayasal esasları özetlemekle yetineceğim.
1982 Anayasası, olağanüstü halleri iki kümede toplamaktadır. 1-119. maddede belirtilen "Tabii Afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım" nedenlerine dayalı Olağanüstü Hal. 2- 120. maddede sayılanyaygın şiddet hareketlerine ait belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması nedenlerine dayalı Olağanüstü Hal.
Olağanüstü Hal, Cumhurbaşkanı''nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, Millî Güvenlik Kurulu''nun görüşü de alındıktan sonra, Türkiye''nin bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde ilân edilmekte ve TBMM''nin onayına sunulmaktadır. Olağanüstü Hal süresince, Cumhurbaşkanı''nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü durumun gerekli kıldığı konularda, TBMM''den KHK çıkarma yetkisi almadan da, Kanun Hükmünde Kararnameler çıkarabilmektedir.
119. madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerde, vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleriyle, temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı, Olağanüstü Hal''in gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği ve olağanüstü yönetim usulleri, Anayasa''nın M.121/II''ye uygun olarak çıkarılan, 25 Ekim 1983 tarih ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu ile düzenlenmiştir.
Deprem gibi doğal afet nedeniyle Olağanüstü Hal ilânı ile birlikte felâkete uğrayanların kurtarılması, oluşan hasar ve zararın giderilmesi için ihtiyaç duyulan para ve her tür taşınır ve taşınmaz malların sağlanması ve diğer bütün işler para mal ve çalışma yükümlülüğü yoluyla sağlanır. 2935 sayılı Kanuna göre bölgenin belirli yerlerinde yerleşim ve giriş ile çıkış yasaklanabilir. Tehlike gösteren binalar yıkılır, zorunlu ihtiyaç maddelerinin dağıtımı düzenlenir, gıda maddelerinin, yakıtın, ilaç ve aletlerin bakımı sağlanır ve gerekirse bunlara el konur. Son olarak Olağanüstü Hal''in sıkıyönetimden farklı olarak, tamamen sivil ve mülki otoritelerin yönetimi ve denetimi altında olduğunu da vurgulayalım. Olağanüstü Hal''de koordinasyon "Başbakanlık Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu"nca sağlanır. Olağanüstü Hal Bölge Valiliği kurularak, Bölge Valisi''nin görevlendireceği il valileri, kamu kuruluş yöneticileri ve Garnizon Komuta''nın katılacağı "Bölge Olağanüstü Hal Kurulu" oluşturulur.

