Kaydet
a- | +A

Başbakan Bülent Ecevit, 26 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında yaptığı altı günlük ABD ziyaretinden 2 Ekim günü yurda dönmüş bulunuyor.

Biz bu gezinin alınan sonuçlar bakımından olmasa bile, Başbakan''ın gösterdiği "performans" bakımından çok başarılı olduğuna inanıyoruz. Kaldı ki ABD Başkanı Clinton''ın Kıbrıs konusunda 1974''ün öncesine dönülemeyeceğini beyan etmesi bizce bu gezinin diplomatik yönden en büyük başarısıdır. Ayrıca Ecevit''in ABD''deki temasları sırasında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile New York''ta biraraya gelerek, görüşmesi esnasında Türkiye''nin Kıbrıs konusundaki görüşlerini, samimi bir hava içinde ve etraflı olarak anlatma fırsatını bulması da Birleşmiş Milletler gündemindeki "Kıbrıs sorunu" yönünden çok faydalı olmuştur.

Diğer taraftan Amerikan yönetiminin Türkiye''nin önerilerini değerlendirmesi için zamana ihtiyaç olduğuna ve görüşülen her konudan hemen bir sonuç beklenemeyeceğine inandığımız için, bazı çevre ve kişilerin gezinin umulanı vermediği ve hatta "fiyasko" olduğu tarzındaki kötümser ve duygusal beyanlarını hiçbir şekilde onaylamıyoruz.

Fakat üzerinde durmak istediğimiz asıl önemli konu şudur: Kenan Akın''ın da bir yazısında isabetle vurguladığı üzere, "Zaman zaman politikacılarımızda -ve bir ilave edelim hatta spikerlerimizde- görülen dil sürçmelerini malzeme yapıp ABD gibi bir ülkede resmi ziyarette iken bir Başbakanı yıpratmağa kalkışmanın insaf ölçülerine sığmadığına biz de inanıyoruz. Sayın Ecevit''in ABD gezisi esnasında katıldığı birçok toplantıyı, Türk ve yabancı TV kanallarından izleyen bir kimse olarak Başbakanımızın "irticalen" yaptığı Türkçe ve İngilizce konuşmalarında ve özellikle verdiği cevaplarda yukarıda söylediğim gibi, çok yüksek bir performans gösterdiğini belirtmeliyim. Hal böyleyken, insaf sahibi herkesin hoş göreceği ve irticalen konuşmaktan doğan 1-2 dil sürçmesini, bazı insafsızların yaptığı gibi Başbakan''ın gizli hastalığına, "parkinson" ve hatta "alzhemier"e bağlamak bırakınız "insaf" her türlü "terbiye" sınırlarını aşan bir davranıştır.

Başbakan Ecevit''in daima yakınında bulunan Hüsamettin Özkan ve MHP lideri Devlet Bahçeli''nin Ecevit''in sağlık durumunun yerinde olduğunu beyan etmelerinin bazı kişi ve çevrelerin beklentilerini boşa çıkardığına şüphe yoktur. Ne var ki, biz de Ecevit''in ciddi bir sağlık sorunu bulunmadığına inanmakla birlikte, yıllardan beri ve özellikle son aylarda dinlenmeden çalışan bu "75''lik delikanlı"nın her çağdaş insan gibi, hiç olmazsa hafta sonları dinlenmeye hakkı ve ihtiyacı olduğuna ve fırsatçıların Ecevit''in takıldıkları bazı unutkanlık ve dil sürçmelerinin bu yorgunluktan kaynaklandığına inanıyoruz.

Kısaca, Türkiye''nin siyasi hayatında önemli yeri ve değeri olan seçkin devlet adamı sayın Ecevit''in, gözlerine ve kulaklarına gösterdiği itinayı vücudundan da esirgemeyerek, hiç olmazsa hafta sonları dinlenmeye başlamasını ve 75 yaşını aşmış her insanın uygulaması gereken çalışma ve yaşam tarzı ile temposunu sürdürerek, memleketine gelecek yıllarda da daha nice faydalı hizmetlerde bulunmasını gönülden diliyorum.