28.000''den fazla insanın katlinden sorumlu terörist Öcalan''ın yargı önünde, TCK m. 25''e göre idam talebi ile yargılanması "Ölüm Cezası" konusunu gündeme getirmekte, birçok kimse ve özellikle üniversitedeki öğrencilerim günümüzde bütün dünyadaki ölüm cezası ile ilgili düzenlemeler ve uygulamalarla ilgili sorular sormaktadır.
Bilindiği üzere idam cezasına karşı ilk defa 18. yüzyılda Beccaria (1738-94) adındaki bir İtalyan düşünür ve cezacısı 1764''te yazdığı "Cürüm ve Cezalara Dair" adlı eseri ile çıkmış ve bu konu bugüne kadar tartışılagelmiştir. Ne var ki ölüm cezası aleyhtarlarının ölüm cezasıyla "kölelik" arasında bir benzerlik kurmak istemelerine rağmen, bu görüş "köleliğin kaldırılması" derecesinde hiçbir zaman kabul görmemiş ve en liberal reformcuların çoğu bile, bazı şartlar altında, ölüm cezasının zorunluluğunu kabul etmişlerdir.
Bununla birlikte son 30 yılda dünyada ölüm cezasının kaldırılması yönünde bir sürecin yaşandığı da görmemezlikten gelinemez. Bunun sonucu olarak, bu konuyu izleyen "Amnesty İnternational" adlı İnsan Hakları Grubunun rakamlarına göre bugün 105 ülke ölüm cezasını hukuken veya fiilen kaldırmış bulunmakta, idam cezasını muhafaza eden ülke sayısı ise 90''a düşmektedir.
Ölüm cezasını uygulayan Çin, Kongo ve İran gibi demokratik olmayan ülkelere mukabil, bugün dünyanın üç büyük demokrasisi olan ABD, Hindistan ve Japonya''da da idam cezasının korunduğunu görüyoruz. Bu ülkeler dışında Doğu Asya''nın birçok ülkesinde; uyuşturucu kaçakçıları, ırza geçenler ve katiller ölüme mahkûm edilmekte, Filipinler''in de 23 yıl aradan sonra, ölüm cezasını yürürlüğe soktuğu ve aynı cezanın Karayipler''deki Jamaica ve Trinidad''ın da bu cezayı yürürlükte tuttuğu görülmektedir.
Avrupa ülkelerinde ise ölüm cezası adeta "Aforoz" edilmiş bulunmakta, AB''nin 15 üyesi "Ölüm cezasının kaldırılması"nı Avrupa Birliği''ne alınmanın şartı olarak koşmaktadır.
Ölüm cezasının kaldırılması konusunda oluşturulmak istenen "Consensus"a en büyük istisnanın ise dünyanın en zengin ve büyük demokrasisi olan ABD''de olduğunu görüyoruz. Gerçekten 50 eyaletten oluşan ABD''nin 38 eyaletinde, Federal Hükümette ve Amerikan Silahlı Kuvvetleri''nde ölüm cezası bugün de uygulanmakta ve yapılan kamuoyu araştırmaları bu cezayı destekleyenlerin sayısının son 30 yılda arttığını göstermektedir.
ABD''de ölüm cezasının "Adam öldürmeyi caydırdığı" görüşü yapılan birçok araştırma sonucu teyit edilmemekle birlikte, Amerikalıların çoğunluğu için bu cezanın toplumun canilere karşı duyduğu ve gösterdiği öfke, kızgınlık ve protesto sonucu olarak korunması gerekmektedir. Nitekim "Time" Dergisinin 1997''de yaptığı bir araştırmaya göre; bu araştırmaya katılanların % 52''si, bu cezanın insanları cürüm işlemekten caydırmadığını kabul etmekle birlikte, % 74''ü idam cezasının muhafazasından yana çıkmıştır.
Bunun sonucu olarak ABD''de yapılan ölüm cezası infazlarının 1994''ten bu yana artarak 1998''de 68''e ulaştığını, bu yıl ise 100''e varacağı tahminlerinin yapıldığını, en son yayınlardan öğreniyoruz. ABD''de idam cezasına karşı ileri sürülen en kuvvetli delil "Adli hata" sonucu bazı kimselerin de öldürülmesi olayları olmuştur.
Ne var ki; başta "Öcalan" olmak üzere PKK ileri gelenlerinin kabarık cinayet dosyaları ve bu konudaki itirafları, bunlar bakımından bir "Adli hata" ihtimalini tamamen ortadan kaldırmakta, diğer taraftan PKK başının işlediği ve işlettiği sayısız cinayet ve katliamların sayısı, bırakınız bağrı yanık şehit yakınlarını, bütün millet çapında çok büyük infial ve nefret uyandırmış bulunmaktadır. Bu nedenle, bu nefret ve infial sonucu demokratik ABD''de olduğu gibi ve TCK m. 25''in gereği olarak ölüm cezasının verilmesine tanık olmamız sürpriz sayılmamalıdır.
Bununla birlikte nihaî söz bağımsız yargınındır.

