Bakanlar Kurulu''nun, Anayasa''nın 91 ve 47. maddelerine dayanarak çıkardığı ve üç kamu bankasının özelleştirilmesine ilişkin olan kanun hükmünde kararnameyi, Cumhurbaşkanı Sezer''in iade etmesi ile, Hükümet ve Köşk arasında patlak veren "ikinci KHK krizi"nin, geçen haftanın en önemli olayı olduğuna kuşku yoktur.
Bu iade ile birlikte, özelleştirme planına bağlı olarak, Dünya Bankasınca taahhüt edilen 1.5 milyar dolar ile Japon Hükümetince verilecek 750 milyon dolar olmak üzere, toplam 2 milyar 250 milyon dolarlık Dış Kredi''nin en az iki ay ertelenmesi ve bu husus Kasım sonuna kadar çözüme bağlanmadığı takdirde, bu kredinin iptal edilmesi durumunun gündeme gelmesi, Cumhurbaşkanı''nın KHK''yı iade faturasının ağırlığını ortaya koymaktadır. Bu KHK konusunda Cumhurbaşkanı''nı daha önce uyardığını söyleyen Başbakan Ecevit, çıkan kriz üzerine, "Diyalog kurmakta zorlanıyoruz" derken, çarşıya çıkmak demokratlığını sergileyen Cumhurbaşkanı, her nedense medya karşısına sözcüleri aracılığı ile çıkmayı tercih etmiş ve "Bakanlar Kurulu ile sürdürmek kararlılığında olduğum diyalog, Anayasa''ya bağlı kalmak konusunda içtiğim anda uygun hareket etmeme engel olmaz" demiştir.
Oysa, "1. KHK krizi" dolayısı ile bu sütunda etraflı olarak açıkladığım üzere, Anayasa, Cumhurbaşkanına, kanundan farklı olarak, KHK''ları iade etmek yetkisini tanımamakta, Anayasaya aykırı bir KHK karşısında kaldığına inanan ve Anayasa ile Hukuk''un Üstünlüğüne bağlı kalmak konusunda içtiği anda uygun hareket etmek isteyen bir Cumhurbaşkanı, bu KHK''ya karşı Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak hak ve imkânına sahip bulunmaktadır. (m.104-a) Sayın Sezer ise, birincisi Türkiye''nin güvenliğini, ikincisi ise ülkenin ekonomisini, ilgilendiren KHK''lar karşısında, Anayasa''nın kendisine tanıdığı imkânı değil, tanımadığı yolu kullanmayı tercih etmiş ve bu suretle hem Anayasa Mahkemesi''nin yetkilerini, hem de Anayasa''nın kendisine açıkça tanımadığı yetkiyi, Anayasa''nın m.6/3''e aykırı olarak, kullanmak durumuna düşmüştür. Oysa, bir Cumhurbaşkanı, velev Anayasa Mahkemesi eski başkanı olsun, çeşitli kanallardan gelen ve zengin bir hukuk ile devlet yönetim, bilgi ve deneyimine sahip bulunan 11 üyelik Anayasa Mahkemesi''nin yerini alamaz. Zira aralarında bir çok Kamu Hukuk Uzmanı''nın da yer aldığı Anayasa Mahkemesi''nin, bu KHK'' ya değişik şekilde yaklaşması da mümkündür. Nitekim Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden''nin "2. KHK Krizi"nin çıkması üzerine, günlük bir gazeteye verdiği beyanatta, Cumhurbaşkanı Sezer''in vergi ile ilgili iade gerekçesini "Haksız" bulduğunu, "Kararname''nin yeni bir vergi getirmediğini, mevcut bir vergiyi kaldırmadığı veya değiştirmediği, sadece yapılan işin vergiye tâbi olmadığı hususunu belirttiği görüşünü savunduğunu görüyoruz. Sayın Özden''in bu görüşünü zikretmemin nedeni, 11 üyelik Anayasa Mahkemesi''nin de, bu konuda Cumhurbaşkanından değişik görüşte olabileceği ihtimalini vurgulamaktır.

