69 milyon nüfuslu ve Türkiye''nin 2.1 kat büyüklüğündeki komşumuz İran''da Ayetullah Humeyni''nin 1979 yılında Şah yönetimi yerine İslâm Cumhuriyeti''ni kurmak suretiyle gerçekleştirdiği köklü değişikliğin 20. yılında, özellikle 8-13 Temmuz 1999 günlerinde, Tahran Üniversitesi''nde başlayan ve daha sonra Maşhad, İsfahan, Tebriz ve diğer büyük şehirlere yayılan gençlik hareketlerinin dünya kamuoyunda büyük ilgiyle karşılandığını ve bunun "İkinci Devrim" anlamına gelip gelmediği sorusunun bile gündeme geldiğini biliyoruz.
Zira 1997 yazında Cumhurbaşkanlığına seçilen 1943 doğumlu Muhammed Hatemi seçim kampanyasını, "Humeyni''nin kurduğu sistem içinde daha liberal bir politika" vaadi ile yürütmüş ve bu nedenle bugünkü "Katı" ve "Otoriter" rejimden şikayeti olan genç kuşakların büyük desteğini kazanmıştır. Gerçekten bugünkü İran nüfusunun % 60''ı, 1979 Din Devrimi esnasında henüz doğmamış veya yeni yürümeğe başlayan kuşaklardır.
Diğer taraftan 20 yıl önce Şah''ın otoriter ve yolsuz rejimine karşı ayaklanan ve çoğunluğu İslâmcı veya demokrasi taraftarı değil, komünist olan gençlerin başlıca şikayeti; Şah''ın ve özellikle güvenlik örgütünün otokratik ve hattâ zalim tutumuydu. Bu nedenle bu ayaklanma ülke insanlarının her bölümünde büyük destek görmüş ve ordunun da desteğini kaybeden İran''da, dönemini tamamlamış "Şah Yönetimi" yerine, öncülüğünü, hem saygın bir din lideri, hem de büyük siyasî taktisyen ve stratejist olan Humeyni''nin 1970''lerden beri kitapçıklar ve kasetlerle modelini önerdiği ve tek bir din liderinin başkanlığına dayanan ve "Velayet-i Fakih" deyimi ile ifade olunan İslâm Devleti kurulmuştur!
Ne var ki, otokratik ve katı Şah rejimi yerine kurulan yeni rejimin de, aşırı otoriter ve hoşgörüsüz nitelik arzetmesi, özellikle genç kuşaklar arasında "Daha fazla özgürlük" talepleriyle karşılanmış, Devlet Başkanı Muhammed Hatemi "İslâm-i Devlet" çerçevesi içinde "Sivil Toplum" özlemlerini, kademeli olarak gerçekleştirmeyi amaçlamıştır.
Fakat her dogmatik ve totaliter rejimin liberalleşmesinin mümkün olmadığını, böyle bir girişimin hem o rejimin, hem de bu reformu yapmak isteyenin sonu olacağının son örneği Gorbaçov''un Sovyet komünizminin veya başka bir deyimle "Marksizm-Leninizm''i liberalleştirmek" girişiminin de uğradığı başarısızlık değil midir?
Bu nedenle, liberal eğilimli ve fakat Humeyni rejimine candan bağlı İran aydınlarıyla Devlet Başkanı Muhammed Hatemi''nin durumu kolay değildir. Nitekim, Hatemi''nin, ülkenin 1989''da vefat eden Humeyni''den sonra en üstün dini lideri olan Ali Hamaney ile birleşerek, ayaklanan liberalleri desteklemekten vazgeçmesi bu zorluğun bir sonucu olmuştur.
DÜZELTME: Geçen hafta bu sütunda yayınlanan yazımın 3. paragrafındaki cümle, "Parlamenter sistem"den, ABD''deki "Başkanlık" veya Fransa''daki "Yarı Başkanlık" sistemine geçmek gibi köklü bir değişikliğin düşünülmemesi gerektiğine inanıyorum" şeklinde olacaktır. İ.G.

