Kaydet
a- | +A

Bakanlar Kurulu''nun 22 Eylül 2000 toplantısında, AB ile uyum sürecinde önemli bir belge olarak kabul edilen ve İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu''nun Kopenhak Kriterleri çerçevesinde hazırladığı, İnsan Hakları, Demokrasi ve Hukukun üstünlüğünü esas alan raporunun, referans ve çalışma belgesi olarak kabul edilmesi, geçen haftanın önemli olayıdır.

Bilindiği üzere "İnsan Hakları", günümüzde üzerinde en çok durulan kavramlardan biridir. Bu neden ile İnsan Hakları''nın 21. Yüzyıla damgasını vurması, yani bu yüzyılın "İnsan Hakları Yüzyılı" olmasını beklemek doğaldır. Bunun için İnsan Hakları bilincinin bütün toplum ve insanlarda yerleşmesi gerekir ki, bu konuda "İnsan Hakları Eğitim ve Öğretimi" büyük önem taşır. Türkiye, bir taraftan insan hakları eğitimi alanında uluslararası kuruluşlarca gerçekleştirilen çalışmalara katılırken, diğer taraftan ulusal düzeyde de çeşitli düzenlemelerde bulunmuştur. İnsan Hakları eğitiminin ulusal hukuktaki dayanağı Anayasadır. Anayasa''nın Cumhuriyet''in niteliklerine ilişkin 2. maddesi: "İnsan Haklarına Saygı" ilkesine de yer vermiş, bu suretle İnsan Hakları eğitimi bir Anayasal yükümlülük olmuştur. Anayasa''nın 42. maddesinde yer alan "Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi"nden başka, Milli Eğitim Temel Kanunu''nda "Bireylerin Hür ve Bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, İnsan Haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan, yapıcı, üretken ve verimli kişiler" olarak yetiştirilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. İnsan Hakları ve eğitimi ile ilgili olarak Türkiye''de önemli adımlar atılmış, 5 Aralık 1990 tarihli ve 3686 sayılı kanun ile "TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu" kurulmuş, daha sonra da Başbakanlığın 9 Nisan 1997 tarihli genelgesi ile "insan hakları koodinatör üst kurulu" oluşturulmuştur. İnsan Hakları eğitimi alanında ise, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı "İnsan Hakları Eğitimi Protokolü 14 Mart 1995''te Bakanlar Kurulunca imzalanmış, insan hakları koordinatör üst kurulu ise bu protokole işlerlik kazandırmak amacı ile ilköğretim okullarında "Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi" dersinin "Zorunlu ders" olarak, orta öğretim okullarında (Lise) "Demokrasi ve İnsan Hakları" dersinin "Seçmeli Ders" olarak okutulmasına karar vermiş ve ayrıca eğiticilerin ve kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların insan hakları ile ilgili " Hizmet içi Eğitim"''e tabi tutulmasna karar vermiş ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Eylem Planını (1995-2004) Türkiye''de uygulamak ve İnsan Hakları Eğitimini çağdaş anlayışla düzenleyip geliştirmek üzere, 1998 yılında "İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi"ni kurmuştur.

Diğer taraftan, "Üniversitelerin" İnsan Hakları merkezleri ile çeşitli fakülte ve bölümlerde ve insan hakları ile ilgili sivil toplum kuruluşlarında okutulan insan hakları dersleri ve yapılan çalışmalarla İnsan Hakları bilincinin yaygınlaşmasına katkılarda bulundukları bilinmektedir. Bilindiği üzere 14 Aralık 1973 Kopenhag Zirvesi''nde kabul edilen ve "Kopenhag Kriterleri" olarak adlandırılan belgede temsili demokrasi, hukukun üstünlüğü ve ekonomik ilerlemenin nihai amacı olan sosyal adalet ve insan haklarına saygı "Avrupa Kimliği"nin temel unsurları olarak kabul edilmiş ve bu belge, 8 Nisan 1978 tarihli Avrupa Zirvesi Kopenhag toplantısında da teyid edilmiştir. İşte, son olarak Bakanlar Kurulu Toplantısında "Referans ve Çalışma Belgesi" olarak kabul edilen Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu''nun 31 sahifelik raporunda, Kopenhag, Siyasi Kriterleri ışığında, Türkiye''nin alması gereken önlemler sıralanmakta ve bu rapor "AB''ye uyum çalışmaları"nı hızlandırmak amacını gütmektedir. Bu raporun hazırlanmasına öncülük eden İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen''i, insan hakları konusunda sergilediği çabalardan dolayı kutluyorum.