5 Kasım 2000 günü yapılan MHP''nin 6. Olağan Kongresi''nde, Devlet Bahçeli, tek aday olarak girdiği seçimde, 1283 geçerli oy''un tamamını alarak, Genel Başkan seçilirken, yaptığı konuşmada hem ileriye yönelik çok önemli mesajlar hem de, diğer partilerin ve liderlerinin tutarsız yalpalamalarından doğan sürekli puan kaybından dolayı Merkezde ve Merkez Sağ''da oluşan büyük boşluğu, MHP''nin doldurabileceğinin işaretlerini verdi.
Bugünkü üçlü koalisyon hükümetinde görev aldığı ilk günden beri, ciddî, tutarlı, bilgili ve seviyeli bir Devlet Adamı görüntüsünü sergileyerek, toplumun birçok kesiminden olumlu puan sağlayan Bahçeli "Başkalaşmıyoruz, ama gelişiyoruz" sözleri ile de hem MHP''deki "değişim" taleplerini karşılamaya çalıştı, hem de Parti tabanının, MHP''nin çizgisini koruması beklentisine cevap verdi. "21. yüzyılın iki anahtar kavramı ''Demokrasi'' ve ''Milliyetçilik'' olacaktır" diyen ve milletimizin yaşadığı sorunlarla başetmek zorunda olan tarihî bir kuşak olduklarını vurgulayan Bahçeli, bağlı kalınacak temel ilke ve değerler arasında; Demokrasi, İnsan Hakları, Adalet, Dayanışma, Hoşgörü ve Sorumluluk gibi hususları saydı.
"Görevimiz; Türkiye''yi yeni bir dirilişe, yeni bir medeniyete hazırlamaktır" diyen Bahçeli, önümüzde açılan Yeni Çağ''ın din savaşlarını, etnik kavgaları ve adaletsizliği içeren yeni bir orta çağ olmaması gerektiğini de vurguladı. Bahçeli''nin 2.5 saat kadar süren Kongre konuşmasından, AB''ye üyelik konusunu Türkiye''de bir devlet politikası olarak gördüğünü, insan-din-devlet ilişkilerini dengelemek ve düzenlemek üzere geliştirilen bir yönetim şekli olan "Laiklik" konusundaki tartışmaların kaynağının ise din istismarcılarının, İslâm dini adına, laiklik istismarcılarının da Atatürk adına konuşmak inadından oluştuğuna inandığını öğreniyoruz.
Demokrasinin, Türk Milleti için, geri dönüşü olmayan bir yol olduğunu söyleyen Bahçeli, Demokrasiyi sadece azınlık haklarına indirgemenin ve etnik ve dinî farklılıklarla özdeşleştirmenin, bu ülkeye ve demokrasisine yapılacak en büyük kötülük olacağını da belirtiyor.
Kongre boyunca ve özellikle seçimler sonucunda merhum Alparslan Türkeş''in ardından, partisine rakipsiz ve tek lider olarak damgasını vuran Bahçeli, merkez ve merkez sağ''da, son yıllarda siyasette uğranılan itibar kaybının başlıca nedeninin seviyesiz, tutarsız ve günübirlik söylem ve davranışlar olduğunu, bu nedenle partisinin, bu hataya düşmemesi gerektiğini ve esasen politikacının politikaya itibar kazandırmak gibi bir fonksiyonu olduğunu beyan ederek, kendisinin liderliğinde MHP''nin izleyeceği rotanın da işaretlerini veriyor.
Kanaatim şudur ki: Sayın Devlet Bahçeli ve MHP''ye önyargılarla yaklaşanlar dışında hiç kimse, MHP''nin ve liderinin Koalisyon Hükümeti''nin kuruluşundan başlayarak ve kongre süresince sergilediği olumlu imajı inkâr edemez. Sayın Bahçeli''ye ve ekibine "yolsuzluk ve yoksulluğa karşı savaş" ile "İktidara Yürüyüş"te başarılar diliyorum.

