Medya haberlerinden, Putin''in, Sezer''in göreve başlaması, Başbakan Ecevit''in ise Rusya''nın yeni Başbakanı Kasyanov''un göreve başlaması dolayısı ile teşekkür ve kutlama mesajları gönderdiğini, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin''e ve Başbakan Mihail Kasyanov''a Türkiye''ye davetlerini de içeren bu mesajların Moskova''ya iletildiğini ve olumlu cevap alındığını öğreniyoruz.
Bilindiği üzere Putin, Kremlin''de yapılan büyük bir törenle 7 Mayıs 2000 günü resmen Cumhurbaşkanlığı görevine başlamış ve Başbakanlık görevine fazla ismi duyulmamış 42 yaşındaki Mihail Kasyanov''u atamıştır. Yani Başbakan''ın tanınmamış bir bürokrat olmasına rağmen, Putin''in bütün favorileri gibi Rusya''nın istihbarat kuruluşu ile bağlantıları bulunduğu ve özellikle komünizmin çöküşünden sonra Rusya''nın dış borçlarını yeniden müzakere etmekte ve erteletmekte çok başarılı olduğu ve mükemmel İngilizce bildiği bildirilmektedir. Hastalıklı ve istikrarsız Boris Yeltsin''in dokuz yıllık Devlet Başkanlığı esnasında tam altı Başbakan değiştirdiği ve çoğunun görev süresinin 1 yıl bile sürmediği hatırlanırsa, kararlı Putin''in Başbakanı Kasyanov''un görev süresinin uzunca olacağı tahmin edilebilir.
Dünya medyasında çıkan haberlerden Vladimir Putin''in Rusya''nın dünyadaki durum ve prestijini kuvvetlendirmek istediği ve bu arada ülkenin ihtiyacı olan her türlü hukukî ve ekonomik reformu gerçekleştirmek, vergi sistemini, özelleştirmeyi ve yatırımcıların yatırımlarını güvence altına almak ve en önemlisi Rusya''nın kasasını boşaltan Boris Berezovski ve benzeri nüfuzlu kişileri mahkemelerin önüne çıkarmak gibi vaatlerde bulunduğunu da öğreniyoruz. Diğer taraftan Putin''in, Parlamento''nun Alt Kanadı Duma ile iyi ilişkiler kurduğu ve yıllardan beri onaylanması ertelenen ve uzun menzilli füzelerin sınırlanmasını öngören Start-2 Antlaşması ile nükleer denemelerin yasaklanmasını öngören antlaşmanın onaylanması konusunda Duma''yı ikna ettiği anlaşılmakta ve bütün bu vaat ve haberlerin Batı dünyasında olumlu karşılandığı haber verilmektedir.
Ne var ki Putin''in ekibinde yer alan bazı kişilerin beyanları Sovyetler Birliği''nden bağımsızlıklarını koparan Doğu Avrupa, Baltık, Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri''nde endişe ve tedirginliğe yol açmakta ve Batı, "Güçlü ve müreffeh" bir Rusya''ya sempati ile bakmakla birlikte, bunun komşu devletlerin bağımsızlıklarını tehdit etmemesine özen göstermektedir. Bu nedenle; "Türkiye''nin hiçbir ülke ile bir rekabetin içine girme gibi bir düşüncesi ve projesi yoktur. Ama Türkiye''nin Kafkasya''nın ve Orta Asya''nın çeşitli hesaplarla istikrarsızlaştırılması çabalarına rıza göstermesi de mümkün değildir" diyen Başbakan Yardımcımız Devlet Bahçeli''nin bu beyanına tamamen katılıyor, çetin birer müzakereci olan ve "uzlaşmak" yerine sadece "kazanmak" eğilimi sergiledikleri ileri sürülen Putin ve Kasyanov ile yapılacak görüşmelerde bütün bu hususların gözetilmesi gerektiğine inanıyorum.

