Kaydet
a- | +A

Yukarıdaki başlık, geride bıraktığımız hafta içinde yaşanan ve birçok kimseyi olduğu gibi, beni de "memnun", hatta "mutlu" kılan ve hem "sağduyu", hem de "uzlaşma" ve "birlik ve beraberlik" zihniyetinin başarısı olan üç önemli siyasal olayın özetidir.

Gerçekten, DSP-MHP ve ANAP koalisyonu tam gerçekleşeceği sıradaki Rahşan Ecevit''in yersiz beyanları bu işi adeta "çıkmaz"a sokmuş, ne var ki, hatayı anlayan Bülent Ecevit''in uzlaşmacı tutumu ve özellikle MHP lideri ve yöneticilerinin "yapıcı" ve "olumlu" davranışları krizin atlatılmasında çok etkili olmuştur. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı ve ANAP Genel Başkanı''nın "kriz"in atlatılmasındaki önemli katkılarını da gözden kaçırmamak gerekir.

Geçen haftanın ikinci önemli ve olumlu olayı ise, 18 Nisan 1999 seçimlerinde Baykal''ın yanlış rotası yüzünden baraja takılan CHP''nin topladığı olaylı olağanüstü kurultay seçimleri sonucunda Altan Öymen''in Genel Başkanlığa seçilmesi olmuştur.

1961 Anayasası''nı yapan Kurucu Meclis''teki üyeliğimizden beri tanıdığım iyi gazeteci Altan Öymen, çok genç yaşlarından itibaren daima sağduyu ve uzlaşmadan yana çıkmış ve bu görüşlerini yazdığı makalelerde de kamuoyuyla paylaşmış, değerli bir aydınımızdır. Kendisini kutluyor ve güç, fakat önemli görevinde başarılar diliyorum. Güç görev zira, kendisinden sadece 13 oy daha az alan Hasan Fehmi Güneş''in kurultay seçimlerinden bir iki gün önce, radikal ve zorbacı Sol''a yaptığı çağrı ve kurultayda yaşanan olaylar hatırlanırsa, Altan Öymen''in seçilmesinin, hiç olmazsa şimdilik, CHP''yi ne kadar büyük bir badireden kurtardığını gösterir. Bu nedenle, Öymen''in, CHP''yi "tarihi çizgi"sine çekmesi büyük önem ve öncelik taşımaktadır.

Beni mutlu eden üçüncü siyasal olay; Yıldırım Akbulut''un TBMM başkanlığına seçilmesidir. Bilindiği üzere Akbulut 1983''ten itibaren politikada sivrilmiş, İçişleri Bakanlığı, TBMM Başkanlığı ve Başbakanlık görevlerini ciddi, vakarlı ve başarılı şekilde yürütmüş, dürüstlüğünü, tarafsızlığını, hukuk, ahlak ve nezaket kurallarına karşı titizliğini ispatlamış seçkin ve deneyimli bir devlet adamımızdır.

Buna rağmen geçmişte kendisine karşı birtakım haksız, asılsız, yıpratıcı ve sistematik sataşmaların yapıldığını ve bugün bile aynı münasebetsizlikleri tekrarlamak için fırsat kollayanların bulunduğunu üzülerek biliyor ve görüyoruz. Neymiş? Akbulut yabancı dil bilmeyen bir Başbakanmış. Oysa çok iyi yabancı dil bilmenin başarılı başbakanlık için yetmediğini bize son yıllarda yaşadığımız olaylar yeterince göstermedi mi? Türkiye''nin nazik döneminde Akbulut''u 332 oyla ve üçüncü defa TBMM Başkanlığına seçen çeşitli partilere mensup milletvekillerinin Akbulut''un yukarıda özetlediğim niteliklerinden ve deneyiminden yararlanmak istedikleri ve bu suretle, seçmenin büyük çoğunluğunun eğilimi yönünde de oy kullandıkları muhakkaktır. Hal böyleyken birtakım kendini bilmezlerin, Türkiye Cumhuriyeti''nin, Mustafa Kemal döneminden beri en mümtaz kurumu olan TBMM''nin Başkanı''na, gerçeğe aykırı beyan ve yayınlarla haysiyet ve şerefine yönelik ve geçmiştekine benzer sataşma ve saldırılarına karşı gerekeni en iyi şekilde bizzat sayın Akbulut''un yapacağına inanıyorum.