Esas olarak Yahudi Soykırımını Anma Günü olarak düzenlenen 27 Ocak 2001 tarihli toplantıya İngiltere Hükümeti''nin, Türkiye''nin uyarısına rağmen Ermeni Cemaati Liderlerini de davet etmesi ve fakat Londra Büyük Elçimizin uyarısına verdiği cevapta "Ermeni iddiaları soykırım tanımına uymuyor. Ancak 1915''lerde katliam yaşanmıştır." şeklinde bir ifade kullanması İngiltere''nin çelişkisini ve Türkiye''ye karşı oynadığı "İkili oyun"u açıkça ortaya koymaktadır. Doğrusu istenirse İngiltere Birinci Dünya Savaşı yıllarında Doğu Anadolu''da yaşanan ve hem Müslümanların, hem de Ermenilerin ölümü ile sonuçlanan olayların bir "Soykırım" olmadığını, yaptığı uzun kovuşturmalar ve soruşturmalar neticesinde daha 1921 yılında saptamış bulunmaktadır. Şöyle ki: Osmanlı Devleti''nin Birinci Dünya Savaşı''ndan yenik çıkması üzerine, 30 Ekim 1918''de imzalanan Mondros Mütarekesi''nin uygulanması esnasında İstanbul ve Anadolu İtilaf Devletleri''nin işgaline uğramış, yüzlerce Osmanlı politikacısı, askerî lideri ve aydını "Savaş Suçlusu" iddiası ile İngilizler tarafından Malta''ya sürülmüştür. İstanbul''daki "Hürriyet ve İtilaf Hükümeti" de savaş içinde Osmanlı İmparatorluğunu yöneten İttihat ve Terakki Partisinin suçlanarak ortadan kaldırılması amacı ile, özellikle İngiltere ile çok sıkı işbirliği yapmış ve İstanbul ile Malta''da tutuklu bulunan kişiler hakkında suç kanıtlarının bulunabilmesi için ellerinin altında olan Osmanlı arşivlerinde yoğun araştırmalar yaptırmış, ne var ki, ne savaş zamanının İstanbul Hükümeti, ne de Malta''daki tutuklular hakkında Soykırım İddialarını kanıtlayacak hiçbir delil bulamamışır. Çaresizlik içinde kalan İngiliz Hükümeti son çare olarak, ABD''nin Washington''daki arşivlerinde bulunan Türkiye''deki Amerikan Konsolosları''nın Birinci Dünya Savaşında sözde Ermenilere yapılan zulümler ile ilgili raporların tetkiki için ABD Hükümetinden izin istemiş ve fakat bu raporlar üzerinde yapılan araştırmalardan da, istedikleri yönde bir neticeye ulaşamamıştır. Nitekim ABD Arşivlerinde yapılan araştırmaların bir sonuç vermemesi üzerine Washington''daki İngiliz Büyükelçisi R. C. Craigie, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzo''un 16 Haziran 1921 tarihli yazısına verdiği 13 Temmuz 1921 tarihli cevabî mesajda şöyle demektedir: "Maltada tutuklu bulunan Türkler aleyhine delil olarak kullanılabilecek hiçbir şey bulamadığımı bildirmekten üzüntü duyuyorum... Yeterli delil oluşturabilecek hiçbir somut vakıa mevcut değildir." Bunun sonucunda, Malta''daki tutuklular, kendilerine hiçbir suçlama yöneltilmeden ve duruşma yapılmaksızın, 1922''de serbest bırakılmışlardır. Buna rağmen yine de İngiliz basınında Osmanlı Hükümetini sözde Soykırım ile suçlayan bazı belgeler yayınlanmış ve fakat bunların Paris''teki Ermeni Delegasyonu tarafından yazılan uydurma belgeler olduğu kısa zamanda anlaşılmıştır.
SSözlerime son verirken, ''Blair Hükümeti''ne şu soruyu yöneltmek istiyorum: 1921 yılında İngiliz Hükümeti''nin yaptığı didikleyici araştırmalara rağmen ortada bir Soykırım olmadığı gerçeğine varan İngiltere, aradan 80 yıl geçtikten sonra neden kendi kendini tekzip ederek bu çirkin ve "İkiyüzlü Oyun"u oynamağa tenezzül etmiştir?

