Allahü teâlâ, Kur''an-ı kerimde (Duâ edin, kabûl edeyim) buyuruyor. Hadis-i şerifte de, (Rabbiniz, hayâ ve kerem sahibidir. Kulları ellerini kaldırıp bir şey istedikleri zaman, onların ellerini boş çevirmekten hayâ eder.) buyuruyor. Duânın kabûl edileceği ayet-i kerime ve hadis-i şerifle bildirildiğine göre, (Duâlarım kabûl olmuyor) demek doğru değildir. Çünkü cenab-ı Hak, duâ edenin ellerini boş çevirmeyeceğine göre, ya günahları affolur veya kendisine gelecek bir belâ önlenmiş olur. Yahut duâsı ahirete tehir edilir. Yani duâsının karşılığını ahirette alır. Allahü teâlâ, kıyamet günü dünyada duâsını hemen kabûl etmediği kuluna, (Sen dünyada iken duâ etmiş idin, şimdi o duâna karşılık olarak şu sevabları veriyorum.) buyuracak, o kadar çok sevab verecek ki, o kimse, (Keşke dünyada hiçbir isteğim kabûl edilmeseydi de, bugün onların karşılıklarını görseydim.) diyecektir. Hadis-i şerifte, (Duâ eden, üç şeyden hali değildir: Ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, yahut ahirette mükâfatını alır.) buyuruldu. Bir başka rivayette ise, (Bir sevap yazılır) buyuruldu.
İstenilen şeyin olmaması, duânın kabûl olmadığını göstermez. Onun için duâya devam etmelidir! Duânın kabûlünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadis-i şerifte, (Mümin duâ edince, Allahü teâlâ, Cebraile, "Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!" Facir, [günahkar] duâ edince de "Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir." buyurur.) buyuruldu. Şu hâlde, duânın kabûlünün gecikmesi zararlı değildir. Duâ etmeyi ganimet bilmelidir. Duânın kabûl olması için bazı hususlara da dikkat etmek gerekir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir: (Siz, kabûl edileceğine yakınen inanarak, Allaha duâ ediniz. Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen duâ kabûl olmaz.) (Kızını fâsıkla evlendirenin duâsı kabûl olmaz.) (Emr-i marufu bırakırsanız duâlarınız kabûl olmaz.) (Duânın kabûl olması için helal lokma yiyin! Haram yiyenin duâsı kabûl olmaz.) (Bir lokma haram yiyenin kırk gün duâsı kabûl olmaz.) (Çok sadaka verin ki duânız kabûl edilsin.)
(Duâsının kabûl olmasını isteyen, darda kalanı ferahlandırsın!)
(Gece uyanan, Allah''ı tesbih eder ve Ondan mağfiret dilerse, o kulun geçmiş günâhları mağfiret olunur. Şayet o kimse abdest alır, namaz kılar ve duâ ederse, duâsı kabûl olur.) (Üç kişinin duâsı kabûl olmaz: Kötü yoldaki hanımını boşamayan, alacak ve borcuna şahit tutmayan [senet yapmayan], malını sefihlere veren. Allahü teâlâ "malınızı sefihlere vermeyin" buyuruyor.) [Sefih, malını rastgele harcayan kimse.] (Sıkıntılı anında duâsının kabûl edilmesini isteyen, rahat iken çok duâ etsin!)
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Kibretmeyen, gününü Allahı anmakla geçiren, günahta ısrar etmeyip istiğfar eden, aç doyuran, garibi koruyan, küçüğe merhamet, büyüğe saygı gösterenlerin namazlarını ve duâlarını kabûl eder, istediklerini veririm.) (Duâsının da kabûl olmasını isteyen sıla-i rahim yapsın.) [Yani akrabaları ziyaret edip onları görüp gözetsin] (Duâ etme şevki gelen duâ ederse kabûl olur.) (Bir kimse, acele edip de, "Ben duâ ettim de kabûl olmadı" demedikçe duâsı kabûl edilir.)

