Bazıları, Kıyamet alametlerinden olan Dabbet-ül-arz denilen hayvana AIDS diyerek âyet ve hadisleri tevil ediyorlar. Batınî denilen sapık bir fırka, Kur''an-ı kerimin açık manalarını bırakıp, başka anlam verirler, (Kur''anın zahir ve batın manaları vardır; batın, yani iç manası lâzım. Cevizin kabuğu değil, içi işe yarar) diyerek, dini bozmaya çalışırlar. (Tarikat-ı Muhammediyye) ve (Akaid-i Nesefi) şerhinde böyle kimseler için verilen fetvada, (Kur''an-ı kerimin ayetlerine, kelimelerin açık, meşhur manaları verilir. Bu manaları değiştirerek Batınîlere uyanlar kâfir olur.) deniyor. Kur''an-ı kerimde buyuruluyor ki: (Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Hadisi şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Tirmizî]
(Güneş batıdan doğmadıkça, kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de fayda vermez.) [Buharî, Müslim]
Dabbet-ül-arzın, konuşan bir hayvan olduğu Kur''an-ı kerimde de bildirilmektedir: (Kıyamet yaklaştığı zaman, yerden çıkardığımız bir hayvan, onlara, insanların âyetlerimize kesin bir iman etmemiş olduklarını söyler.) [Neml 82, Tefsir-i Kurtubi]
Bu hayvanın konuşması aklen de caizdir. Çünkü Allahü teâlâ hayvanı konuşturmaya kadirdir. (Sevab-ül kelam fi akaid-il islâm)
Dabbet-ül-arz hakkında birçok hadis-i şerif vardır. (Feraid-ül fevaid), (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi), (Megaribüz zaman) ve (El kavlül muhtasar fi alamatil Mehdil muntazar) isimli kitaplardaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Dabbet-ül-arzın deve ayağı gibi dört ayağı ve kuş gibi kanatları vardır. Başı öküz başına, kulağı fil kulağına, kuyruğu ise, koç kuyruğuna benzer.)
(Dabbet-ül-arz, asa-i Musa ile mümine dokunur, alnına "Cennetlik" yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, mühr-ü Süleymanı vurur, "Cehennemlik" yazılır, yüzü simsiyah olur.)
(Herkes bu hayvandan korkarak kaçar, kimi namaza durur. Hayvan ona, "Ey kişi şimdi mi namaz kılıyorsun" der, yüzünü damgalar. Böylece mümin, kâfirden ayırt edilerek tanınır.)
(Mehdi evlenir, bir oğlu olur. Bu son doğan çocuk olur, ondan sonra kısırlık yayılır, doğum olmaz. Böylece halk tükenir.) İmam-ı a''zam hazretleri, Ye''cüc ve Me''cüc''ün ortaya çıkması, Güneş''in batıdan doğması, Hz. İsa''nın gökten inmesi, Deccal''in ve diğer kıyamet alâmetlerinin hepsi aynen hadisi şerifle bildirildiği gibi, [tevilsiz olarak] zamanı gelince gerçekleşecek buyurmaktadır. (Güneş batıdan doğunca tövbe kapısı kapanır) hadisi şerifini, İslamiyet batıdan yayılacak diye tevil edince, tövbe kapısı nasıl kapanmış olur ki? Bunu cahiller değil de, evliya bir zat ilham ile söylemişse, İmam-ı Rabbani hazretlerinin buyurduğu gibi, ilhamı delil olamaz. Kendisi ilhamından dolayı mesul olmazsa da, ona inananlar mesul olurlar.

