Namazı önem vermeden terk etmekle, bir özürle kılamamak arasındaki farkı; çok kimse bilmediği için, ikisini de aynı sanıyorlar. Uyumak, unutmak gibi bir özürle namazı kaçırmaya, fevt etmek denir. Fevt edilen namaza faite namaz denir. Faite namazın kazaya kalması günah değildir. Bunun için; kuşluk, tehiyyet-ül mescid, evvabin gibi nafile namazları kılacak kadar faiteleri [yani bir özürle kaçırılan farzları] geciktirmek günah olmaz. Farz namazı özürsüz vaktinde kılmamak ise büyük günahtır. Acele kaza etmek gerekir. Zarurî işler haricinde kaza etmeyi geciktirmek de büyük günahtır. Nafile zarurî iş olmadığı için, nafile kılarak, terk edilen kazayı geciktirmek dört mezhepte de haramdır. Düşman karşısında, bir farz namazı kılmak mümkün iken terk etmek, 700 büyük günah işlemek gibidir. (Umdet-ül islâm)
Önem verip de, tembellikle farz namazı terk etmek büyük günah olur. Namazı vazife tanımamak, önem vermemek ise küfürdür. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Namazı kasten terkeden kimse kâfir olur.) [Taberânî]
(Küfrü imandan ayıran şey, namazı terk etmektir.) [Tirmizî]
(Namazı, vaktine ve diğer şartlarına riayet ederek kılan, mümindir.) [İbni Neccâr]
(Kıyamette önce namazdan sorulur. Namazı düzgün olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberânî]
Cennete götürücü ameli soran bir zata, Peygamber efendimiz, (Allaha ortak koşmayıp, farz olan namazı, zekâtı ve Ramazan orucunu eda eden cennete gider) buyurdu. O zat, (Allaha yemin ederim ki bundan fazlasını yapmam) dedi. (Cennetlik görmek isteyen buna baksın!) buyurdu. (Buhârî)
Sahabî, sünnet ve nafile ibadet yapmayacağına yemin ettiği hâlde, Resûlullah efendimiz, (Bu cennetliktir) buyuruyor. Sabah namazının sünneti, diğer sünnetlere göre çok faziletlidir. Fakat, sabah sünnetini bile kılmayan için, hiç ceza bildirilmedi. (Tahtâvî)
İmama, sabah namazının 2. rekatında yetişen, sünneti kılmaz, imama uyar. Çünkü sünnet, cemaatten hasıl olan 27 farz sevabından birisine bile yetişemez. (R. Muhtar) Müslim''deki bir hadis-i şerifte, (Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece [teheccüd] namazıdır) buyuruldu. Bir kimse, ömründe hiç teheccüd kılmasa, ahirette hiçbir ceza verilmez. Çünkü nafile namazdır. İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: (Farzın yanında nafilenin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında, damla bile değildir. Şeytan, müminleri aldatarak, farzları küçük gösteriyor. Nafilelere yol açıyor. Zekât yerine, nafile sadakaları güzel gösteriyor. Hâlbuki, zekât niyeti ile fakire bir altın vermek, yüz bin altın sadaka vermekten daha sevaptır.) [m.29]
Fütuh-ul-gayb kitabını şerheden hanefî âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevî, hazretleri buyuruyor ki:
(Farz namaz borcu olanın nafile kılması, doğurmak üzere olan hamileye benzer. Doğumu yaklaşmışken, çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de böyle olup, farz namazlarını ödemedikçe, Allahü teâlâ, nafile namazlarını kabul etmez) hadis-i şerifi gösteriyor ki, farz borcu olanın, sünnetleri de kabul olmaz. Çünkü sünnetler de nafiledir. Bu hadis-i şerif, Zahire-i Fıkh kitabında da vardır.

