Bilgi Çağı''nı idrâk ettik. Bu işin umumî dönüşümü süreci. Dünyanın bir kısmı, onun içinde de bir kısmı buna ayak uydurmuş. Uyum sağlamış. Biz de takvim itibariyle yeni çağı idrâk ettik. Cansız varlıklar gibi. Bilgi Çağı, Bilgi "Toplumu" ister. Paradigma değişimini içine sindirip, hayatını bu yeni kıstaslara göre şekillendirebilen. Pekî, bunun neresindeyiz?
Özgür araştırma Milliyetçiliğimden herhalde kimsenin şüphesi yoktur. Açıkça yazayım. Bu ülkede ilmi hayatta mesleğinizi icra ederken hür müsünüz? Kendi tecrübelerimi aktarayım. 1980 Ekim''inde öğretim üyesi oldum ve "Anayasa Hukuku''na Giriş" dersi ile ilk kez kürsüye çıktım. (O günlerde 1983''e kadar Anayasa tartışılması yasaktı.) Doçentlik için Musul Meselesi''ni yazıyorum. Onca arşiv tarandı. Belgelerde "Kürt" kelimesi geçiyor. Nasıl yazacaktınız? O günlerde Özal telaffuz etti de, kitap (...) sız çıkabildi.
Araştıran/tırılan üniversite Üniversite araştırma yapar. Bazıları kendileri araştırılacak durumda. Rektörlerin usulsüzlükleri araştırılıyor. Hem de Meclis tarafından. Ben de diyorum ki, bir başka araştırma yapılsa ve sorulsa: * Böyle bir rektörü niye seçtiniz? * Şimdi, yeniden seçer misiniz? * Böyle bir rektör sizce halk nezdinde bütün üniversitelerin bu şekilde idare edildiği intibaının verilmesine katkıda bulunur mu? * Böyle bir rektör, sizce dışta Türkiye''deki rejim hakkında bazı" intibaların edinilmesine de katkıda bulunur mu? Öğretim üyelerimiz Bu maaşla, bu ortamda hâlâ mesleklerini icra edebiliyorlarsa, heykelleri dikilmelidir, diyeceğim. Ama, zaten heykelleşmişler. Onlarda ses yok, sada yok. Sus. Pus! Yine Mumcu: "..Hiçbir sistem kendisine yönelik eylemleri, kendisini yıkmaya dönük eylemleri hoşgörü ile karşılayamaz. Ama, büyümek, serpilmek, gelişmek, değişmek, yenilenmek isteyen her sistem kendisini eleştiren her türlü düşünceye sonsuz ve sınırsız bir özgürlük ortamı sağlamak durumundadır. Üniversite kürsüsünden ve bilimadamı hüviyetiyle de olsa düşünce özgürlüğüne kısıt öneren hiçbir düşünceye katılmamız mümkün değildir.."
TBMM Aylık Bülteni: Haziran-Temmuz sayısı geliyor. Açıyorum gazetede, TBMM Meclis Araştırma Komisyonu rapor vermiş (s.14-15): "YÖK yeniden yapılandırılmalı." Milli irade böyle diyor, ama: Belki üçüncü binyılda!.. Demokrasi gelebilirse!
Musa Sarıca Hocamız, YÖK ve Rektör seçimlerine ilişkin akılcı özeleştiri ve önerilerde bulunuyor. E-mail ile de benimle paylaşmış. Eksik olmasınlar. Ne var ki, ben fevkalade karamsarım. Reform, bizim emekliliğimize değil ölümümüze bile yetişmez! Ünlem! Birileri; -Hoş göre göre bugünlere geldik. Diye içerliyorlar. Bence onun aslı: -Hor göre göre bugünlere geldik. Olmalıdır. Anlayana!
Teşekkürler * Değerli iltifatları için Yüksel Çağ''a (New York), Güner Doğuş''a, Çetin Yılmaz''a; * Göndermiş olduğu o güzel şiir kitabı için Mustafa Yaman''a; (Zeybek Havası)...

