O kim acaba? Yüzünü görmek, tanımak isterim.
Sigarasını ziftlenip, parmağının ucuyla onu arabasının penceresinden fırlatan!..
Hani, onun kıvılcımıyla Bodrum''u Roma gibi yakan, o canım ormanlara kıyan!..
Hani, insanın içinden o herifi bulmak, o sigarayı yakıp adamın biryerini tutuşturmak!..
Kimbilir kaç kişi bu hissi besliyordur!
Ama, olmaz ki!
Dün de yazdım, bilinç konusudur!
İdrâk edeceğinizin ne olduğunu da bileceksiniz!
Medeni dünya ormanı yakma derken, ardındaki onun çok muhteşem bir "habitat" olduğu bilgisidir.
"Bioçeşitlilik" deniyor.
Çünkü, ormanda öyle bir hayat çeşitliliği barınıyor ki! Çiçeği, böceği ile.
Bunu korumak o çoğulculuğa sahip çıkmak demektir.
Ne var ki, biz o olgunlukta değiliz.
Biz, farklılığı sevmiyoruz. Tek tip adam isteriz biz. Güçlü olanı haklı buluruz. Kendi kafamıza uymazsa, yakarız çırasını onun.
Başka bir deyişle çoğulculuğu zaten gözden çıkarmışız biz. Bu hâlle mi yaradılışın zenginliğine sahip çıkacağız!
Bahsettiğim bir "bütüncül" felsefedir.
Bize zihniyet devrimi lazım derken, boşuna yazmıyoruz!..
Yazla birlikte yangın ve intihar haberleri ön plana çıkar.
İntiharlar genç insanları hedef almıştır.
Okulun tatile çıktığı günlerdir. Ya başarısız bir karne ya da arkadaşından karşılık görmemek!..
Ve bitiş!..
Dine, insanlığa aykırı bir tutum.
Ölümle sonuçlananları duyuyorsunuz.
Pekiî, diğerleri? Midesi yıkananlar, yaralananlar!
İstanbul çapında yaptığımız bir hastane araştırmasında, canına kıymak isteyenlerin varoşlardan çıktığını ve özellikle kızlar olduğunu ortaya çıkardı.
Babalar, analar, kardeşler anlayışlı olmalıdırlar. Onları, onların kendilerinden "farklılığını" anlamak, o sorumluluğu paylaşmak zorundadırlar.
İşte, kuşaklar, yaşlar arasında "bioçeşitlilik" vardır. Ve kimse bunu inkâr edemez.
Bakın her yerde şu çoğulculuk karşımıza çıkıyor. Evrende, doğada, genetikte, sosyal, siyasî, kültürel hayatta.
"İçte bir, dışta farklıyız" diyordu özürlülerle ilgili bir sempati posterinde.
Asıl derin olan budur, bunun felsefesi. Sığ kafalar bunu anlamaz. Maddeden mânâya uzanan o merhâleleri...
Bu kültürel bakışın kalkınmaya da, bilime de egemen olmasını ahlakî zorunluluk olarak görüyor, yeni düşünce.

